T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/114 - 2026/511 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/114 KARAR NO : 2026/511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.06.2022 NUMARASI : 2015/147 Esas 2022/514 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/114 - 2026/511 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/114 KARAR NO : 2026/511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.06.2022 NUMARASI : 2015/147 Esas 2022/514 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 30.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı asıl dava davacıları ile asıl davada davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 11.12.2013 tarihinde ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın ... yönetimindeki ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorka arkadan çarptığını, çarpma neticesinde sürücü ... ile aynı araçta bulunan davacı ...'in kızı diğer davacıların kız kardeşi ve davacı ...'in annesi olan ... ...'in vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ile sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Osmaneli Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/823 soruşturma numaralı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 09.05.2014 tarihli raporda sürücü ... 'ın kusursuz olduğu, maktul sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, yolun bakım ve onarımından sorumlu kişi kurum veya kuruluşların tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, davacıların ... ... 'in ölümünden derinden etkilendiklerini ve hala ruhsal yapılarında meydana gelen travmayı atlatamadıklarını, destekten yoksun kaldıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... lehine 1.000,00-TL ve ... lehine 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve ... lehine cenaze ve defin giderlerine ilişkin olarak 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılar Karayolları Genel Müdürlüğünden, ..., ... (velayeten ...) ve ...'dan olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi açısından ise sigorta poliçesinde yazılı teminat limiti dahilinde olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... lehine 50.000,00-TL, ... ... lehine 25.000,00-TL, ... ... lehine 25.000,00-TL, ... ... lehine 25.000,00-TL, ... lehine 35.000,00-TL olmak üzere toplam 160.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar Karayolları Genel Müdürlüğünden ..., ... (velayeten ...) ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 11.12.2013 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında davacı ...'in imam nikahlı eşi ve desteği, ...'in annesi ve desteği ... ...'in vefat ettiğini, olayda davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu ve başvuru yapmalarına rağmen davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya dair saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 900,00-TL, ... için 100,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 08.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında 25.04.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile ... lehine talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksunluk tazminatının mirasçılık belgesinde miras paylarına göre de ... ... için 250,00-TL, ... ... için 250,00-TL, ... ... için 250,00-TL ... için 125,00-TL ve ... için 125,00-TL olarak açıklanıp, ... ..., ... ... ve ... ... için destekten yoksunluk zararı tutarına ilişkin; 250,00-TL olan taleplerini ayrı ayrı 2.759,09-TL,... için destekten yoksunluk zararı tutarına ilişkin 125,00-TL olan talebin 1.931,75-TL, ... için kendi adına talep edilen destekten yoksunluk zararı tutarına ilişkin 1.000,00-TL olan talebini 281.445,32-TL olacak şekilde artırmıştır. Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu davacılar murisinin vefat ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin poliçe limiti olan şahıs başına toplam 250.000,00-TL'den yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra poliçe limitleri oranında sorumluluğu olduğunu, dava öncesi şirkete herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, şirket sigortalısının kusur durumunu gösterir herhangi bir belge olmadığını, kabul anlamına gelmemekle gerçek hak sahibinin ve gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, davacıların bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumu tarafından davacıya ödenen geçici gelirin peşin sermaye değerinin sorularak davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, şirketin ancak dava tarihinden itibaren faizden sorumluluğu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 11.12.2013 tarihinde yoldaki buzlanmanın da etkisiyle meydana gelen kazada davalıların eşi/babası sürücü ... ile aynı araçta bulunan ... ...'in vefat ettiğini, kaza tespit raporundaki ve Osmaneli Cumhuriyet Başsavcılığınca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporlarını eksik ve hatalı olması sebebiyle kabul etmediklerini, meydana gelen zincirleme kazada dava dışı ...'ın hemen önünde meydana gelen kazayı görerek durma-duraklama işaretlerine uymadan ve gerekli önlemleri almadan trafik güvenliğini tehlikeye atarak yolun sol şeridinde aracını durdurduğunu, arkadan gelen araçlar bakımından da önleyici bir hareket yaptığını dair dosyada bir delilin bulunmadığını, kazanın oluşumunda en önemli hususun yolun buzlanması olduğunu, kazanın tek sorumlusunun Karayolları Genel Müdürlüğü olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğundan reddinin gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatının ise bunun miktarının uzman kişilerce hesaplattırılmasının gerektiğini, dava konusunun ticari iş olmadığından yalnızca kanuni faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı Karayolları Genel Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiası hizmet kusuruna dayandırdığını, idari yargı yerinin görevli olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında yoldan kaynaklanan herhangi bir kusur belirtilmediğini, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunu, kış şartları nedeniyle oluşan kayganlık ( buzlanma) dünyanın hiçbir ülkesinde yol kusuru olarak değerlendirilmediğini, bu durumlarda gereken tedbirlerin araç üzerinde alınması gerektiğini, yol kusurundan bahsetmek için aynı noktada birçok benzeri kazanın tekerrür etmiş olması gerektiğini, meydana gelen bu kazanın sürücü hatasından kaynaklanmış münferit bir kaza olduğunu, davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan, aracının hızını, yol ve görüş durumuna göre ayarlamayarak, otoyolda olması gerektiğinden hızlı seyreden ve gerekli önlemleri almayarak trafik güvenliğini tehlikeye sokan sürücü olduğunu, davalı idareye kusur isnadında bulunulmasının hakkaniyete kesin surette aykırılık teşkil ettiğini,belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza ile ilgili olarak Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/147 esas sayılı dosyası ile ... ... mirasçılarının dava açtıklarını bu nedenle derdestlik itirazlarının olduğunu, davalı şirket sigortalısının kusursuz olduğunu ayrıca imam nikahlı eş iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte gerçek tazminat bedelinin hesaplanması gerektiğini ve yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava haksız fiile dayalı olup, davacıların yerleşim yeri Eskişehir bulunmakla HMK 16. maddesi gereğince mahkemenin davaya bakmaya yetkili bulunduğundan, davalı sigorta vekilinin yetkiye yönelik itirazı ile haksız fiile dayalı tazminat davalarında Adli Yargı Görevli bulunmakla Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin yargı yolu itirazının yerinde olmadığını, dava konusu kazada savcılığa sunulan raporların da ... ve Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlu olduğu belirtilmekle adı geçenlerin kusur oranlarının belirlenerek bildirilmesi hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan 11.03.2016 tarihli raporda sürücü ...'ın kusursuz, müteveffa sürücü ...'ın % 75, yolun bakım ve düzenlemesinden sorumlu davalı kurumun hizmet eksikliğinin kazanın oluşumunda % 25 oranında etken olduğunun bildirildiği, davalı Karayolları vekilinin 05.05.2016 havale tarihli dilekçesi ekinde yolda tuzlama çalışması yapıldığına dair sunduğu belgeler ve kurumlarına yönelik kusur belirlemesine yönelik itirazının değerlendirilmesi yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan 06.02.2017 tarihli ek rapor alındığı, söz konusu raporda sürücü ...'ın kusursuz olduğu, müteveffa sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu, davalı Karayollarının kusursuz olduğu, davalı Karayolları tarafından yapılan tuzlama ve temizleme çalışmalarına rağmen, hava şartlarından kaynaklı kaplama üzerinde oluşan buzlanma ve karın kazanın oluşumunda % 25 oranında etken olduğu kanaatini bildirildiği, ATK tarafından düzenlenen rapor ve ek rapor arasında sonuçları itibariyle kısmen fark olup taraf vekillerince raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talep edildiğinden iki adli tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi, özellikle karayollarının tuzlama ve temizlik hizmetlerinin gereği gibi yapılıp yapılmadığı, buna bağlı olarak kazanın oluşumunda kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 11.05.2018 tarihli raporda dava dışı sürücü ...'ın kusursuz, müteveffa sürücü ...'ın % 75, yolun bakımından sorumlu Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kusursuz olduğu, hava şartları nedeniyle zeminde oluşan buzlanma ve yoğun karın kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında etkili olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporları ile belirlenen davacıların maddi ve manevi zararlarından kazanın oluşumuna sebebiyet veren davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu kabul edildiği, bilirkişi raporunda, birleşen dosya davacısı ...'in, müteveffa destek ...'ın imam nikahlı eşi olup olmadığı ihtimallerine göre iki ayrı hesap yapıldığı, ...'in açtığı davayı takip etmemesi sebebiyle birleşen dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve dosyalarda toplanan delillere göre ...'in destek ... ile imam nikahlı olduğunu ispatlayamadığı kabul edilerek bilirkişi raporlarındaki, ...'in imam nikahlı eş olmadığı kabulüne göre yapılan hesaplamalar verilen raporun karara esas alındığı, aktüer bilirkişinin 10.02.2022 tarihli 3. Ek raporun dosya kapsamına uygun, hüküm vermeye yeterli ve elverişli olduğu, bu raporda belirlenen davacıların destek kaybı zarar miktarları ve davacı vekilince verilen 25.04.2022 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talepler doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle; Birleştirilen davanın 15.12.2020 tarihinde işlemden kaldırıldığı, ve süresinde yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına, asıl dava dosyasında; davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile davacılar ... ... için 2.759,09-TL, ... ... için 2.759,09-TL, ... ... için 2.759,09-TL, ... için 283.377,07-TL'nin davalılar ..., ..., ... ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nden kaza tarihi 11.12.2013 tarihinden itibaren, sigorta yönünden poliçe teminat miktarı olan 250.000-TL'den sorumlu olmak kaydıyla dava tarihi 02.03.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen miktarlarda adı geçen davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacılar ... ... için 25.000,00-TL, ... ... için 25.000,00-TL, ... ... için 25.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ... için 32.000,00-TL manevi tazminatın miras payları oranında, ... ... için 8000,00- TL,... ... için 8000,00-TL,... ... için 8000,00-TL,... için 4000,00-TL ... için 4000,00-TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nden kaza tarihi 11.12.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen miktarlarda adı geçen davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacılar vekili, davalılar ..., ... ve ... vekili , Karayolları Genel Müdürlüğü vekili ve ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap bilirkişi raporlarına karşı itirazların giderilmediğini, eksik incelemeyle maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, fazlaya dair hakların saklı tutulması hususunda bir karar verilmediğini, dava aşamasındaki asgari ücret artışlarının hükme esas alınan raporda tam olarak karşılanmadığını, ...'in destek süre ve yaş hesabında hükme esas alınan bilirkişi raporunda yanılgıya düşülerek destekten yoksunluk tazminatının eksik hesaplandığını, yargılama giderlerinin de eksik olarak hesaplandığını, bir kısım yargılama giderlerinin hüküm altına alınmadığını, vekalet ücreti hesabında da yanılgıya düşülerek davacılar yararına hüküm altına alınan vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, müteveffa murisin gelirine dair bilgi ve belgelerin tayin ve takdirinde hesaba esas kazanç tutarlarının belirlenmesinde yanılgıya düşülmesinden dolayı davacılar yararına hüküm altına alınan maddi tazminat tutarlarının eksik hesaplandığını, istinafa konu yerel mahkeme kararının maddi tazminat ve maddi tazminat yönünden hüküm altına alınan yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden tümüyle davacılar lehine kaldırılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; olay tarihinde Bilecik-Osmaneli Selimiye köyü yakınlarında yol zemininde meydana gelen buzlanma sebebiyle davalıların eşi/babası ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... yönetiminde ki ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorka arkadan çarptığını, çarpma neticesinde sürücü ... ile aynı araçta bulunan ... ...'in vefat ettiğini, Adli Tıp Kurumu raporunun objektif değerlendirmelerden uzak soyut ifadelerden ibaret olduğunu, olayda davalılar murisi değil gerekli özeni göstermeyen Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu, Karayollarının buzlanan yolu temizleme ve tuzlama çalışması yapmadığını, ikaz levhası koymadığını, önce ki kaza sebebiyle Jandarmanın da gerekli önlemleri alması hatta yolu kapatması gerekmekte iken hiçbir önleyici harekette bulunmadığını, polis memuru ... tarafından tutulan tutanakta da açıkça görüleceği üzere görevli memurlar tarafından sabah 07:00 ile 19:00 arasında sık aralıklar ile kazanın meydana geldiği yerde tuzlama ve küreme çalışmalarının yapılması gerektiği, yolda buzlanmanın olduğu anons edilmesine rağmen bu hususta bir çalışma yapılmadığını, aynı kazada davalıların eşi/babası ...’ın da vefat ettiğini, davalıların kazada ölen mirasçılarından kalan borçlarla daha fazla baş edemeyerek Eskişehir 4 Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/171 E. Sayılı dava doyası kapsamında mirasın hükmen reddi davası açtıklarını, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin dosyada yapılan hesap incelemesinin objektif olmadığını, birbiri ile çelişen hesaplamalar nedeniyle davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı idarenin kusuru bulunmadığını, trafik kazası sonrası kolluk kuvvetlerince düzenlenen ve dava dosyasında mevcut olan kaza tespit tutanağında kazanının meydana gelmesinde idareye herhangi bir kusur atfedilmediğini, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden kusura ilişkin aldırılan 11.03.2016 tarihli kök, 06.02.2017 tarihli ek raporda ve 11.05.2018 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda da kazanın meydana gelmesinde idarenin kusursuz olduğu açık bir şekilde ortaya konulduğunu, idarenin kusursuzluğuna ilişkin kolluk tutanağı ve Adli Tıp Kurumu raporları mevcutken idarenin tazminatlardan sorumlu tutulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; garameten ödeme ilkesine aykırı olarak, poliçe teminat limitinin tamamı üzerinden davacı eş ve çocuk lehine tazminata hükmedildiğini, sigorta şirketlerinin tazmin etmekle yükümlü olduğu zarar gerçek zarar olup anne-babanın eşin ve çocuğun tazminat payının herhalde hesaplanarak tazminatın bölüştürülmesi gerektiğini, desteklik ilişkisi için resmi evlilik şartı bulunmayıp, tazminat talep edenle desteğinin eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamaları, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğunu, müteveffanın ve ...'in nüfus kayıt örnekleri dahi incelendiğinde ortak çocuklarının bulunduğunu, müteveffanın eşinin birlikte yaşayıp yaşamadığının mahkemece araştırılması gerekmekte iken ...'in imam nikahlı eşi olmadığı kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, ... tarafından destekten yoksun kalma tazminatı için dava açılmış olup vefat etmiş olması nedeniyle desteklik ilişkisini kanıtlayamadığı kabul edilerek pay ayrılmadan karar çıkarılmasının hatalı olduğunu, imam nikahlı eşin mirasçılarının henüz destekten yoksun kalma tazminatı talep etmemiş olması, talep etmeyeceği anlamına gelmediğini, dava dışı anne-babanın sigorta şirketine henüz bir dava ikame etmemiş olması, dava açmayacağı anlamına gelmediğini, onun payının da garame ilkesi gereğince dikkate alınması gerektiğini, ...'in destekten yoksun kalma tazminatı talebi bulunduğunu, ...'in mirasçılarının talep edebileceği paylar, garameten paylaştırma ilkesi gereğince dikkate alınmaksızın poliçe teminat limitinin tamamı üzerinden davacı annenin mirasçıları ve çocuk lehine hüküm kurulmuş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket ancak sigortalısının kusuruna isabet eden tazminat tutarından sorumlu tutulabileceğini, müteselsil sorumluluk ilkelerinden bahisle hesap bilirkişi raporunda %100 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl ve birleşen davanın ölümlü trafik kazası nedeniyle desteğini kaybeden davacının sürücü ve araç maliki işletenin hukuki, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bakım, işletim ve gözetim yükümlülüğü ile ZMMS poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince birleşen davanın açılmamış sayılmasına, asıl davada davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Somut olayda, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın11.03.2016 tarihli raporunda sürücü ...'ın kusursuz, müteveffa sürücü ...'ın % 75, yolun bakım ve düzenlemesinden sorumlu davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, davalı KGM vekilinin yolda tuzlama çalışması yapıldığına dair sunduğu belgeler ile kusura yönelik itirazı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 06.02.2017 tarihli ek raporunda sürücü ...'ın kusursuz, müteveffa sürücü ...'ın %75 kusurlu, davalı KGM'nin kusursuz olduğu, tuzlama ve temizleme çalışmalarına rağmen hava şartlarından kaynaklı kaplama üzerinde oluşan buzlanma ve karın kazanın oluşumunda % 25 oranında etken olduğu bilidirilmiş, bunun üzerine çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 11.05.2018 tarihli raporda ise dava dışı sürücü ...'ın kusursuz, müteveffa sürücü ...'ın % 75 oranında kusurlu, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kusursuz, hava şartları nedeniyle zeminde oluşan buzlanma ve yoğun karın kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında etkili olduğunun belirtilmiş, mahkemece davalı KGM'inin % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle diğer davalı ile müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle karar verilmiş ise de yolun yapım, bakım, onarım, işletim ve gözetiminden sorumlu kurum ve kuruluşun kim olduğu, bu kurum ve kuruluşun yapım, bakım, onarım, işletim ve gözetim yükümlüğünden kaynaklı görevini tam olarak yerine getirip getirmediği, tam olarak yerine getirmiş olmasına rağmen yolun zeminden oluşan buzlanılamaya engel olup olmayacağı, bir başka ifade ile bu hususun illiyet bağını kesecek ölçüde bir mücbir sebep olup olmadığı, bu hususta gerekli önlemleri alınıp alınmadığı gözetilmeksizin kusurun takdir ve tayin edilmiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Kusur dağılımına ilişkin çelişkinin giderilmesi zorunlu olduğundan kusurun tespiti hususunda yapılan değerlendirme yetersiz olup davalıların sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırmada eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece öncelilikle kazanın meydana geldiği yolun yapım, bakım, onarım, işletim ve gözetiminden sorumlu olan kurum ve kuruluş usulünce yapılacak araştırma sonucunda tespit edilmesini müteakip, olaya ilişkin maddi olgular ile daha önce düzenlenmiş raporlar, tarafların beyan ve itirazları da dikkate alınmak sureti ile dosyanın İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinde görevli alanında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile tarafların iddia savunmaları çerçevesinde kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde olayın oluşumunda tarafların yüzdelik şekilde kusur oranlarını gösterir kusur bilirkişi raporu alınmak suretiyle çelişkinin giderilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2. 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Asıl davada, müteveffanın ölümü nedeni ile kızı ... ve annesi ... lehine destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, yargılama sırasında anne ...'in ölümü üzerine bu davacının mirasçılarının davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Birleşen davada ise davacı ...'in imam nikahlı eşi ve ...'in annesi desteği ... ...'in vefat ettiğini ileri sürülerek destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş, mahkemece birleşen davanın takip edilmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına, asıl davada ise ...'in destek ... ile imam nikahlı olduğunu ispatlayamadığı belirtilerek yalnızca davacı ... ile annesi ...'e pay verilmek sureti ile yapılan hesaplama esas alınmak suretiyle talep artırım dilekçesi ile bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak müteveffa ... ...'e ait nüfus aile kayıt tablosunun incelenmesinde müteveffanın ölüm tarihi itibariyle 25.05.1996 doğum tarihli kaza tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamış oğlu ...'in de bulunduğu sabittir. Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınacak raporda, davacının destekten yoksun kalacağı sürenin, yaşın, okuldaki eğitim durumunun, içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik koşulların değerlendirilerek, ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacak ise öğreniminin sona erdiği tarih, yapamayacak ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın, yüksek okul okuyor olması yada okuması ihtimali bulunması durumunda 25 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü ile hesaplama yapılması gerekmektedir. (Yargıtay HGK 10.06.2015 tarih ve 2013/17-2343 E. - 2015/1534 K., 17. HD. 09.04.2015 tarih ve 2013/17627 E. - 2015/5572 K. ) Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu temel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada gözönünde tutulması gerektiğinden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, müteveffanın destek tazminatı hesabı yapılırken olay tarihinde 18 yaşından küçük oğlu ...'e pay ayrılmadığı, desteğin tüm gelirinin davacı annesi ve kızı arasında paylaşacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Oysaki, ...'in müteveffa annesinin ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalacağı muhakkak olup ... yönünden açıklanan ilkeler çevresinde destekten faydalanacağı dönem belirlenerek bu dönemin sonuna kadar pay ayrılmak suretiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasını mütekaip, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti gözetilmek suretiyle destekten yoksun kalan hak sahiplerinin toplam tazminat miktarının davalı sigorta şirketinin poliçe limitini aşması halinde garamaten hesaplama yapılarak davalıların sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken pay dağılımına dikkat edilmeksizin eksik incelme ve araştırma ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. 3. Türk Medenî Kanununun 605/1. maddesinde "gerçek ret", 605/2. maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir (TMK m. 606). “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.” Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada def'i olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. Asıl dosya davalıları ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde muris ...'ın terekesinin borca batık olması nedeniyle davalı mirasçılar tarafından Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/171 E. sayılı dosyasında mirasın hükmen reddi için dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu ileri sürmüştür. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. Terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilebilmesi için; miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekenin aktif ve pasifinin belirlenerek, tereke pasifinin aktifinden fazla olması yanında; mirasçıların terekeye sahiplenme anlamına gelecek hukuksal bir işlemde bulunmamış olması da gereklidir. Salt mirasçı sıfatları nedeniyle aleyhinde dava açılan davalıların, davada taraf sıfatlarının bulunması için, mirasçılık sıfatlarında tereddüt bulunmaması ve bu sıfatlarının saptanması gerektiği açıktır. Mirasçı sıfatını herhangi bir sebepten kaybetmiş olan kişinin, davada taraf sıfatı olmayacağı ve sorumluluğuna hükmedilemeyeceği gözetilmelidir. O halde, mahkemece, davalı tarafa husumet yöneltilebilmesi için, bu kişilerin mirasçı sıfatı bulunup bulunmadığının araştırılması, davalılar vekili tarafından mirasın hükmen reddi için açıldığı bildirilen Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/171 E. sayılı dosyasının akıbetinin mahkemesinden sorulması ve bu dava sonucu beklenip davalıların davada taraf sıfatı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle hukuki durumlarının takdir ve tayini ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu durumda, davalılar ..., ... ve ... vekili, Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili ve davalılar ..., ..., ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Eskişehir 1.İcra Müdürlüğünün 2023/1518 sayılı takip dosyasına yatırılan 564.667,17TL Nakit teminatın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.