Başvuru, kamulaştırmasız el atma ve haksız işgal tazminatı davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin ödenmemesi ve Mahkeme kararlarının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilen tazminatlara kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırmasız el atma ve haksız işgal tazminatı davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin ödenmemesi ve Mahkeme kararlarının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilen tazminatlara kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 22/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığı şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, 9/9/2009 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde Ankara Valiliği aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atma tazminatı davasında Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiinde bulunan ve kendilerine miras yolu ile intikal eden taşınmazları üzerine davalı idare tarafından ilköğretim okulu yapıldığını belirterek taşınmazlarının idare adına tesciline karar verilmesini ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte lehlerine toplam 000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Başvurucuların bir kısmı davanın ilerleyen aşamalarında istem miktarlarını yükselterek ıslah talebinde bulunmuştur. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 8/2/2011 tarihli ve E.2009/303, K.2011/39 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, söz konusu taşınmazın idare adına tapuya tesciline, toplam 539,92 TL'nin dava tarihinden itibaren değişik oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalı idareden tahsil edilerek başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/4/2012 tarihli ve E.2012/1528, K.2012/6514 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararı onanmış ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir. Başvurucular, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak 27/6/2012 tarihinde Ankara İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatmış; borçlu idareye 6/7/2012 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra takibi kesinleşmiştir. Borçlu idare Ankara İcra Müdürlüğüne gönderdiği 3/12/2013 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından yeterli ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir. Başvurucular ayrıca 9/9/2009 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı taşınmaz ile ilgili olarak açtıkları haksız işgal tazminatı davasında söz konusu taşınmazları üzerinde yirmi yıldır ilköğretim okulu bulunduğunu, tüm başvurularına rağmen taşınmazın kamulaştırılmadığını ayrıca kendilerine herhangi bir kira da ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 500 TL haksız işgal tazminatına el atma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hükmedilmesini istemişlerdir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 13/10/2011 tarihli ve E.2009/317, K.2011/321 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, başvuruculara toplam 442,62 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucular, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak 27/12/2011 tarihinde Ankara İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatmış; borçlu idareye 29/12/2011 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra takibi kesinleşmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarihli ve E.2012/10123, K.2012/14694 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir. Borçlu idare Ankara İcra Müdürlüğüne gönderdiği 6/12/2013 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir. Başvurucular ayrıca 19/7/2012 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatı davasında aynı taşınmaz için Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/317 sayılı dosyasında geriye dönük beş yıllık süre için haksız işgal tazminatı davası açtıklarını, bu davanın kabulüne karar verildiğini belirterek söz konusu dava tarihinden sonraki otuz iki aylık dönem için 799,20 TL haksız işgal tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 25/3/2013 tarihli ve E.2012/420, K.2013/81 sayılı kararı ile davanın kabulüne, başvuruculara toplam 799,20 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucular, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak 29/4/2013 tarihinde Ankara İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatmış; borçlu idareye 30/4/2013 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra takibi kesinleşmiştir. Borçlu idare Ankara İcra Müdürlüğüne gönderdiği 7/6/2013 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ve E.2013/15359, K.2013/18097 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir. Başvurucular hâlen söz konusu tazminatların ödenmediğini bildirerek 20/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular 6/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sundukları dilekçeyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince lehlerine hükmedilen tazminatların 20/1/2014 tarihinde yapılan ödemeler ile Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminatın ise 24/9/2014 tarihinde yapılan ödeme ile tahsil edildiğini ancak alacaklarının ödenmesindeki gecikmeler nedeniyle mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu ifade etmişlerdir.B. İlgili Hukuk 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici maddesinin , , ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, 2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki fıkraları şöyledir:“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.…Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. …Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. …4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır…” 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.” 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir: “Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verilir.” Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/11/2011 tarihli ve E.2011/5396, K.2011/22096 sayılı kararında şöyle denilmektedir:"… Kamulaştırmasız el atma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun maddesi de 2003 tarih ve 2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK, HGK ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zira kamulaştırma yasası gecikme faizini öngörmemektedir. Bu cümleden olmak üzere, HGK kararları ve Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında; "Kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C Anayasasının 4709 Sayılı Yasanın maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı" hükmünden farklı olarak, "Kamulaştırmasız el atmanın hukuksal niteliği itibariyle bir haksız eylem olduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikte olmaları nedeniyle uygulanacak faizin 3095 Sayılı Yasada belirlenen yasal faiz olduğu belirtilerek, uygulama bu güne kadar yasal faizin uygulanması şeklinde sürdürüle gelmiştir. Ancak, Anayasa'nın maddesi ile koruma altına alınmış olan mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız el atma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temel haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmediği sürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlal teşkil edeceği, yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığı görüşü gerek öğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmaya başlamıştır.Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkının ihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan kişiler lehine hükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyon arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkân sağlayan yasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adil tatmin taleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmeye başlanmıştır.Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz. Anayasa'nın maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olmakla, Dairemizce içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukuki sonuç itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız el atmaya ilişkin ilamlarda hüküm altına alınan tazminatlara da Anayasanın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır." (Aynı yönde diğer bir karar için bkz. Yargıtay HD., 26/10/2011, E.2011/5698, K.2011/20397)