3. Hukuk Dairesi 2025/1090 E. , 2025/2676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/640 E., 2025/15 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... Eczanesinin sa
**3. Hukuk Dairesi 2025/1090 E. , 2025/2676 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/640 E., 2025/15 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı ile aralarında Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol imzalandığını, davalı Kurumca 2010 yılı Ekim ve Ağustos aylarında fatura ettiği 37 adet reçete arkasındaki imzanın reçete sahibine ya da yakınına ait olmadığı gerekçesiyle, 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.3.) maddesi uyarınca hakkında 54.619,05 TL cezai şart uygulandığını, 4 adet reçetenin ise sahte olduğu ve reçete içeriğindeki ilaçların hastalara teslim edilmediği gerekçesiyle, aynı Protokol'ün (6.3.10.) maddesi uyarınca 4.570,75 TL cezai şart ile (6.3.19.) maddesi uyarınca 9.141,50 TL cezai şart uygulanarak sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshedildiğini, ayrıca 11 adet reçetede ilaç katılım payının, 10 adet reçetede ise muayene katılım payının tahsil edilmediği gerekçesiyle, aynı Protokol'ün (6.3.12.) maddesi uyarınca 684,20 TL cezai şart uygulanarak, cezai işleme konu toplam 11.699,32 TL tutarındaki reçete bedelinin yersiz ödeme olarak müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, ancak bu reçetelerin karşılandığı dönemde trafik kazası geçirmiş olduğunu, bu kaza nedeniyle 7-8 ay gibi bir süre iş yerine uğrayamadığını, hatalı bir işlem varsa bu döneme rast gelmesinin muhtemel olup cezai işlemlerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olmadığını ileri sürerek; davalı Kurumca hakkında uygulanan cezai işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yetkili mahkemenin sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının bulunduğu Kayseri Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerde sözleşmeye ve mevzuata aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.03.2012 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce yapılmış olsa da, yetkiye ilişkin ayrıksı bir düzenleme yapılmadığından usul kurallarının derhal uygulanması ilkesi gereği Kanun'un 17. maddesi hükmü ile taraflar arasındaki sözleşmenin (8.2.) maddesinde yer alan "Taşra teşkilatı ile eczaneler arasında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." hükmü birlikte değerlendirildiğinde ve sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının da ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin yetki itirazının kabulü ile Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunun tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.09.2012 tarihli ilamıyla; 6100 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince sözleşmenin icra olunacağı yer davacının iş yerinin bulunduğu Yerköy İlçesi olduğundan davanın açıldığı Yerköy Mahkemesinin bu davaya bakmaya yetkili olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin sözleşmenin 6100 sayılı Kanun'un yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinden önce düzenlenmesine, yani taraflar arasında 6100 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra yapılan bir yetki sözleşmesi bulunmamasına göre, uyuşmazlığa anılan maddenin uygulanmasına imkan bulunmadığından işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 16.03.2022 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 15.06.2011 tarihli yazısıyla davacı hakkında uygulanan sözleşmenin 2 yıl süreyle feshi işlemi ile 81.573,32 TL cezai şartın tahsiline ilişkin işlemin 70.209,30 TL'lik kısmının iptaline, 11.364,02 TL cezai şartın iptaline ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairemizin 30.05.2023 tarihli ilamıyla; Mahkemece Kurum işleminin yerinde olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmışsa da, cezai işlemlerin yerinde olup olmadığı reçete bazında ayrı ayrı gerekçeleriyle tartışılmadan, sadece kesinti doğrudur veya hatalıdır şeklinde görüş bildiren yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu; davacının Kuruma sahte reçete fatura etmesi nedeniyle 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.19.) maddesi uyarınca hakkında uygulanan 9.141,50 TL cezai şartın tahsili ile sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshi işleminin Kurum incelemesi sırasında alınan hasta beyanları ile yapılan ceza yargılamasında toplanan delillere göre iptali gerektiği, zira eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin ispatlanamadığı, ancak davacı eczacı veya eczane çalışanlarının sahte reçete düzenlenmesi eylemine karışmadığı ve Kurumu zarara uğratmak amacıyla sahte olduğunu bildiği reçeteyi Kuruma fatura etmediği anlaşılmakta ise de, söz konusu reçetelerdeki ilaçların teslim edildiği kişinin 5510 sayılı Kanun'un 67/3, 71/1 ve 103/2. maddeleri, SUT’un (1.6.) maddesi ile 2016 yılı Protokolü'nün (3.2.2.) maddesi uyarınca kimlik kontrolünün yapılmadığından davacı eczacının taraflar arasındaki Protokol hükümlerini ihlal ettiğinin sabit olduğu, ayrıca Kurum sorumluluğunda olmayan reçetelerle ilgili davacının, davalı Kurumdan reçete bedelini tahsil etmesinin mümkün olmayıp aksi takdirde reçete bedellerinden sorumlu olmayan Kuruma külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedelini ancak sahteciliği yapan kişilerden isteyebileceği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle Kurumun Protokol'ün (4.3.6.) maddesi uyarınca sahte reçetelere ilişkin yersiz ödemelerini geri isteme hakkı olduğu kabul edilerek, davacının sahte reçete bedellerinin tahsili işleminin iptali isteminin, ilaçlarını almadıklarını söyleyen hastalar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; öte yandan davacı hakkında 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.3), (6.3.10) ve (6.3.12.) maddeleri uyarınca uygulanan cezai işlemlere konu eylemler nedeniyle yürürlükte olan 2020 yılı Protokolü'nün (5.3.2), (5.3.5) ve (5.3.6.) maddelerinde ceza uygulanmasını gerektiren koşulların değiştirildiği ve daha az ceza uygulanmasının öngörüldüğü, bu durumda Mahkemece 2020 yılında yürürlüğe giren Protokol'ün ilgili maddelerinin olaya uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durulması gerektiği, bahsi geçen Protokol'ün (6.12.) maddesinde davacının yazılı talebi halinde 2020 yılı Protokolü'nün uygulanacağı belirtildiğinden, davacının dava açmakla hakkında lehine olan Protokol hükümlerinin uygulanmasını istediği kabul edilerek, 2020 yılı Protokolü'nün yukarıda bahsi geçen tüm hükümlerinin değerlendirilmek suretiyle hasta bazında cezai işlemlerin yerinde olup olmadığının belirlenmesi ve cezai işlem uygulanması kanaatine varılan reçeteler yönünden yeniden belirlenecek ceza miktarı üzerinden karar verilmesi gerekirken, sonraki Protokol hükümleri dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından açılan ceza davası sonucunda, Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2014 tarihli kararı ile beraatine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesi sonucu 17.12.2020 tarihinde onanarak kesinleştiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli 30.09.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; davalı Kurumun eczanelerle yaptığı İlaç Teminine İlişkin 2009 ve 2012 yılı Protokollerinde reçete içeriklerinin “hastaya” ve “hasta yakınına” teslim edilebileceği, 2016 ve sonrası Protokollerde ise “hasta yakını” ibaresinin “ilacı alan” olarak değiştirilmiş olduğu, eczacı ve eczane çalışanlarının dahi hasta adına ilacı alan kişi olabileceği, bu şahısların ilacı alan kişiler olamayacağına dair bir kısıtlamanın ilgili Protokolde yer almadığı, davalı Kurum tarafından dava konusu 37 adet reçetenin arkasında bulunan imzanın kime ait olduğu yönünde Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şubeden, Adli Tıp Kurumundan ve kesinleşmiş ceza davasından alınmış herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, hastaların o anki durumu ve eczaneye geliş gidiş imkanının olup olmadığının bilinememesi, eczanelerin reçetenin gerçek bir teşhis veya tedaviye dayanıp dayanmadığını bilebilecek durumda olmaması, eczacının sorumluluğunun reçeteleri Medula sisteminden sorgulayarak, hasta ya da ilaçları teslim alan kişinin adını, soyadını ve T.C. kimlik numarasını Medula sistemine girmekle sona erdiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun 15.06.2011 tarihli yazısıyla davacı hakkında uygulanan sözleşmenin 2 yıl süreyle feshi işlemi ile 81.573,32 TL cezai şartın tahsili işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacının Protokol hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle hakkında uygulanan Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2009 yılı Protokolü uyarınca davacı hakkında uygulanan sözleşmenin feshi ve cezai şartın tahsili işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. 1. Somut olayda; Mahkemece, bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 2016 ve sonrası Protokollerde “hasta yakını” ibaresinin “ilacı alan” şeklinde değiştirilmiş olduğu, buna göre ilaçları teslim alan kişinin hasta yakını olabileceği gibi, ilacı hasta adına alan başka bir kişi de olabileceği, bu durumda davalı Kurumca davacı hakkında 37 adet reçete yönünden reçete arkasındaki imzanın reçete sahibine ya da yakınına ait olmadığı gerekçesiyle, 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.3.) maddesi uyarınca uygulanan 54.619,05 TL tutarındaki cezai şart işleminin de yerinde olmadığından iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacı tarafça, davalı Kurum tarafından 11 adet reçetede ilaç katılım payının, 10 adet reçetede ise muayene katılım payının tahsil edilmediği gerekçesiyle, 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.12.) maddesi uyarınca hakkında uygulanan 684,20 TL tutarındaki cezai şart işleminin de iptali istenmiş, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu reçeteler yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi, Mahkemece de bu reçetelerle ilgili olarak davacı hakkında uygulanan cezai işlemin yerinde olup olmadığı hususu değerlendirilmeksizin doğrudan cezai işlemin iptaline karar verilmiş olması, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3. Bundan ayrı, bir mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiş; bozma ilamında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sahte olduğu tespit edilen 4 adet reçete yönünden, davacı eczacı ve eczane çalışanları tarafından bu reçetelerin içeriğindeki ilaçların teslim edildiği kişinin, 5510 sayılı Kanun'un 67/3, 71/1 ve 103/2. maddeleri, SUT’un (1.6.) maddesi ile 2016 yılı Protokolü'nün (3.2.2.) maddesi uyarınca kimlik kontrolü yapılmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki Protokol hükümlerinin ihlal edildiği, ayrıca Kurum sorumluluğunda olmayan reçetelerle ilgili davacının, davalı Kurumdan reçete bedelini tahsil etmesinin mümkün olmayıp aksi takdirde reçete bedellerinden sorumlu olmayan Kuruma külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedelini ancak sahteciliği yapan kişilerden isteyebileceği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı ve Kurum tarafından bu reçete bedellerinin 2020 yılı Eczane Protokol'ün (4.3.6.) maddesi uyarınca yersiz ödeme kapsamında davacıdan geri istenebileceği gözetilmeksizin, sahte reçete bedellerinin davacıdan tahsiline ilişkin Kurum işleminin de iptaline karar verilmiştir. O halde Mahkemece, davalı Kurum tarafından davacı hakkında 2009 yılı Eczane Protokolü'nün (6.3.12.) maddesi uyarınca uygulanan cezai şart işleminin yerinde olup olmadığı hususunda 2020 yılı Protokolü'nün (5.3.6.) maddesi göz önüne alınarak bir değerlendirme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi; sahte reçete bedellerinin davacıdan tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptaline yönelik davacı isteminin ise; ilaçlarını almadıklarını söyleyen hastalar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.