T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/973 KARAR NO : 2025/1753 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2025 NUMARASI : 2022/869 Esas - 2025/197 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2022 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/02/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/973 KARAR NO : 2025/1753 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2025 NUMARASI : 2022/869 Esas - 2025/197 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2022 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/02/2025 tarih 2022/869 Esas 2025/197 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davacı ile davalı ....'ın ..... Şirketi'nin ortağı olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana da davalı ....'ın şirketin tek yetkili temsilcisi ve müdürü olduğunu, ...'ın kendisine verilen yetkileri suiistimal ettiğini, şirketin yıllık karından davacıya düşen kar payı ödemesinin yapılmadığını, davacıya 25/04/2016-22/10/2019 tarihleri arasında yalnızca 37.500 TL ödeme yapıldığını, davalı ...'ın davacı ile ortak olduğu şirket sayesinde geçimini sağlamakta olduğunu, davacının ortağı olduğu şirket ile aynı iş kolunda, üretim konusu tarım aletleri ve parçaları olan .... adı altında bir şirket kurduğunu, 28/01/2021 tarihinde şirketin ticaret unvanını ....Şirketi olarak değiştirdiğini, müşteriler tarafından ayırt edilemeyecek şekilde paralel şirket kurarak, davacı ile ortak olduğu şirketin demirbaşlarını kullanarak üretimini kendi şirketi için devam ettirmeye başladığını, davalı ...'ın çocuklarıyla birlikte davacının ortağı olduğu tüm müşterileri kendi şirketine aktarmak suretiyle, davacının şirketini işlemez hali getirip zarara uğrattığını, şirkete ait başka bir şirket için kullanılması yasak olan yazılım programlarını kullanarak üretmiş olduğu malzemeleri kendi şirketi adına satarak menfaat sağladığını, şirketin klimasının dahi ...'ın sonradan kurmuş olduğu .....Şirketi'ne taşındığını, şirkete ait .... isimli ve başka bir şirket için kullanması yasak olan.... adındaki yazılım programlarını kullanarak üretmiş olduğu malzemeleri kendi şirketi adına satarak menfaat sağladığını, davalı ... tarafından paralel olarak kurulan şirkette üretilen malzemelerin, davacının ortak olduğu şirketin sahip olduğu araçlarla tüm Türkiye’de dağıtımını yaptığını, şirkete ait olan, 2 adet gazaltı kaynak makinası, 1 adet forklift, matkaplar, 1 adet .... marka Laptop, 1 adet ... Laptop, 1 adet ...marka bilgisayar, 1 adet .... marka telefon, 1 adet.... marka telefon, 1 adet ...marka telefon, 1 adet .... marka telefon, 1 adet ....marka telefonda ... ve oğulları tarafından yeni kurdukları şirket adına kullanıldığını,.... Şirketinin 02/06/2022 tarihli iş ilanında verilen cep telefonu numarasının da, davacının vefat eden eşi .... adına kayıtlı olup, zamanında şirket işleri için kullanılmakta iken şimdi ise kötü niyetli ortağın oğlu tarafından paravan şirkete işçi almak için kullanıldığını, bu telefon numarasının, şirketin tüm müşterilerinin isim soy isim ve telefon numarası gibi hususi bilgileri taşıdığını, .....com isimli internet adresinde davacının ortak olduğu şirketin merkez adresinin paylaşıldığını, davacının ortağı bulunduğu şirketin telefon numarasının da kendi kurduğu internet sitelerinde kullanıldığını, şirketin ortağı aynı zamanda yetkilisi olan davalı ...'ın, davacıya şirketleri hakkında bilgi vermediğini, gelir gider konularının kendisinden saklandığını, şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini, şirket pasif olduğu halde ve davacı hiçbir şekilde kar payı almamasına rağmen su faturalarını dahi tek başına ödediğini, davacının ortağı olduğu şirketin maddi durumunda sıkıntı yokken pasif duruma düşürülmesinin, şirket yetkilisinin kendi nam ve hesabına çalışması nedeniyle olduğunu, bu şartlar altında şirketin devamının olanaksız olduğunu belirterek davacının mahrum kaldığı yarar ve uğradığı zarar neticesiyle, istemin belirsiz alacak olarak kabulü ile bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde fazlaya ilişkin dava ve artırım talepleri saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın 29/01/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen birlikte tahsiline, bugüne değin ödenmemiş kar payı bedelinin şimdilik 1.000 TL olmak üzere, istemin belirsiz alacak olarak kabulü ile bilirkişilerce yapılacak inceleme sonucunda fazlaya ilişkin dava ve artırım talepleri saklı kalmak üzere, eksik yapılan her bir ödeme için ticari faizi kademeli olarak hesaplatılmasını davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen ödenmesine, demirbaşların kullanımından kaynaklanan yıpranma, eskime, değer kayıpları ve ortak şirket yararına kullanılmadığı için kullanım bedellerin (kiralarının) belirsiz alacak olarak kabulü ile bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde fazlaya ilişkin dava ve artırım talepleri saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın 29/01/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen tahsiline, toplanacak delillere göre, Turgutlu Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 5439 sicil numarasında kayıtlı davalı .... Şirketi’nin, 6102 sayılı TTK'nin 636. maddesi uyarınca haklı sebeplerle feshine ve tasfiyesine, bu talebin reddi halinde terdiden TTK'nin 638/2. maddesi uyarınca ayrılma akçesi depo edilmek suretiyle davacı-müvekkilin şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ..... Şirketi vekili; zaman aşımı ve hakdüşürücü süre itiraz ve defiinde bulunduklarını, arabuluculuk tutanaklarının asıllarının ibrazı gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında ortaklık ve bir hukuki ilişki bulunmadığını, bu şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını, davacının, daha önceki ortak olan .... mirasçısı olduğunu, miras işlerinin tamamlanması ile davacının ortak olduğunu, davalı ....'in ise diğer ortak olduğunu, davalının hali hazırda yetkili müdür olmadığını, davalının şirkete yıllarını ve tüm emeğini harcadığını, davacının ise emeği ve katkısı olmadığını, davalının yetkilerinin verdiği sorumlulukları yerine getirerek olağan genel kurul çağrısı yaptığını, davacının kötü niyetle toplantıyı sabote ettiğini, ortak ve basiretli tacir gibi davranmadığını, şirket faaliyetlerini sona erdirmek ve şirketi çıkmaza sokmak için çabaladığını, hatta dava içinde yapmış olduğu tedbir talebinin de sadece şirketin işleyişine zarar verme amacı taşıdığını, Müdür seçimi için kurul toplantısı yada seçim yapılması için gerekli işlemleri yapmaya çalışan davalının devamlı olarak engellendiğini, işlemlerin davacının kusuru ile gerçekleşmemesi sebebi ile hali hazırda yetkili müdür bulunmadığını, davacı kar payı almadığını söylese de kar payına karşılık her ay düzenli olarak para verildiğini, ayrıca ... ilçesi ...Mıntıka,.... ada..... parsel... kat ... nolu bağımsız bölüm de kayıtlı batarkatlı dükkanın mülkiyetinin devredildiğini, davacının payına tekabül eden tüm parasını bu şekilde tahsil ettiğini, şirketin karından fazlasını aldığını, davacının haksız olarak çıkar elde etmeye çalıştığını, dava dilekçesinde belirtilen diğer şirketin davalının çocuklarına ait olduğunu, davalının bu şirket işleri ile alakasının olmadığını, uzun yıllar çocuklarının şirkette çalıştıklarını ve doğan haklarının davacı tarafından engellendiğini, çocuklarının da kendilerine şirket kurduklarını, davalı şirket ile diğer şirketin işlerinin farklı olduğunu, davacının kar payı almasının ardından ortaya çıkan ve tüm dünyayı ve Türkiyeyi etkileyen (covid-19) pandemi krizinde şirket faaliyetlerinin sekteye uğradığını ve karın gerçekleşmediğini, davacının haksız müdahaleleri ile zararın arttığını, diğer şirketin ise faaliyeti ve işleri çalışanları ayrıdır. Şirket işletmeye çalışan müvekkilim ekonomik zorluklarla da baş etmeye çalıştığını, davacının muhasebeciden devamlı olarak bilgi aldığını, davalı ....'ın 1.000.000-TL. değerinde dükkan alması durumunun ise gerçek dışı olduğunu,.... plakalı aracın şirket ile hiçbir alakasının olmadığını, davalı .....ın kendi aracı olduğunu, şirketten diğer bir şirkete mal aktarımı söz konusu olmadığını, demirbaş aktarımı, şirketin imkanlarının kullandırılması ve hatta yazılımının dahi kullandırılmasının gerçek dışı olduğunu, davacının masraf ödeme yapması da olmadığını, tüm giderlerin ... eli ile şirket tarafından yapıldığını, şirket müşterileri ile davalının şirketinin müşterilerinin alakası olmadığını, şirket araçları ve programlarının davalı şirkette kullanılmasının söz konusu olmadığını, davalının hiçbir zaman hiçbir konuyu ya da belgeyi ortaklardan gizlemediğini, tasfiye talebi haksız olduğundan reddini talep ettiklerini, yine payının hesaplanması ile kendisine payının bedeli verilerek şirketten çıkarılmasına bir diyeceklerinin olmadığını, daha önceden şirketteki payının hesaplandığını ve bedel tespiti ile şirket payının devrinin kararlaştırıldığını ve daha sonrasında davacının haksız kazanç elde etmek için eşit paylaşıma yanaşmadığını, belirterek haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalılardan ..., diğer davalı .... Şirketi'nin ortakları olup davacı şirketin haklı sebeplerle feshini mümkün olmadığı taktirde ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmektedir. Mahkememizce tarafların ortak oldukları davalı şirkete kayyım tayin edilmiş olup, kayyım tarafından mahkememize sunulan 08/03/2024 tarihli beyan dilekçesinde; şirketin kurulduğu 2011 yılından 2019 yılına kadar şirketin artan oranlarda düzenli olarak kar elde ettiği, şirketin 2020 yılında zarar ettiğini, 2021 yılından itibaren gayri faal duruma düşerek üretim ve satış yapamadığını, şirkete ait araçlar ve demirbaşların şirkette bulunmadığını, bu araç ve demirbaşların temin edilebilmesi için yasal yollara başvurulmasına rağmen temin edilememesi nedeniyle şirkete iadesinin sağlanamadığını, şirkete ait bir kısım araç ve iş makinelerinin diğer davalı .....nezdinde kullanıldığını, yine feshi talep edilen şirkete ait bir kısım araçların ise çalınması, kazaya uğraması nedeniyle şirkette bulunmadığını beyan etmiştir. Feshi talep edilen şirketin ortağı olan davalı ... tarafından kurulan ......Şirketi'nin, feshi talep edilen şirket ile aynı alanda ticari faaliyet gösterdiği, bu şirketin aktif olarak ticari faaliyetlerini artırarak devam etmesine karşın, tarafların ortak oldukları ve feshi talep edilen şirketin üretim yapan ve kar elde eden şirket halinde iken bir anda zarar etmesi ve tamamen gayrı faal duruma düşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket müdürünün feshi talep edilen şirketin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirme yönünde girişimlerde bulunduğu sonucunu doğrulmaktadır. Zira, feshi talep edilen şirkete ait yazılım, demirbaş ve araçların bir kısmı davalı şirket müdürü tarafından kurulan diğer davalı şirketin ticari faaliyetlerinde kullanılmakta olup; bir kısım mal varlığı ise çalınması veya kazaya uğraması nedeniyle ortak olunan şirket menfaatinden çıkmıştır. Davalı ...'ın kurmuş olduğu ve feshi talep edilen şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı şirketin ticari faaliyetlerinin feshi talep edilen şirkete ait mal varlıkları ve müşterileri üzerinden devam ettiği, tarafların ortak oldukları şirketin üretim yapıp kar elde eden şirket konumunda iken 2020 yılında bir anda zarar eden şirket haline geldiği, şirketin artık gayrı faal duruma düştüğü ve ticari faaliyetinin tamamen bitme noktasına geldiği, ortak olunan şirkete ait yazılım ve demirbaşların bir kısmının zayi olduğu, bir kısmının ise diğer davalı şirket nezdinde kullanılmaya başlandığı, bu haliyle ortak olunan şirketin yöneticisi konumunda olan davalı ...'ın eylemleri ile ..... Şirketi'nin zarar eden şirket konumuna düştüğü, ortaklar arasında bu şekilde ciddi anlamda çıkar çatışmalarının oluştuğu, ortak olunan şirketin ticari faaliyetine devam etmesine fiilen ve ekonomik olarak imkan bulunmadığı, davacının şirketin feshini talep etmekte haklı olduğu, şirketin faaliyetlerine devam etmesinin ortaklara herhangi bir katkısı olmayacağı gibi ortakların uğrayacağı zararın da her geçen gün artmasına neden olabileceği anlaşılmakla; davacının ...... Şirketi aleyhine açtığı davanın kabulü ile Turgutlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 5439 sicil numarasında kayıtlı .... .. Şirketi'nin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru tayinine karar vermek gerekmiş olup Davalı ....Şirketi aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Davacının mahrum kalınan yarar, kar payı alacağı, demirbaşların kullanım nedeniyle yıpranma, değer kaybı, kullanım bedellerine ilişkin alacak taleplerinin reddine, Davacının .....Şirketi aleyhine açtığı davanın kabulü ile Turgutlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 5439 sicil numarasında kayıtlı ..... Şirketi'nin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak ..... T.C Kimlik numaralı .....'in tayinine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; mahkemece yapılan değerlendirmenin aksine taleplerin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili olmakla birlikte maddi tazminat taleplerinin davalı ve ortağı olduğu şirketi de kapsadığı, bu hususun dilekçelerine de yansıdığı davacının hem pay sahibi şirkete hem de pay sahibi ... a uğradığı zararlar sebebiyle dava açma hakkı olduğu, ... isimli şirket kurulurken aktarılan tüm malların davacının ortağı olduğu şirketten alındığı, bu kapsamda davacının doğrudan zararının bulunduğu belirtilerek husumet yönünden mahkeme değerlendirmesinin yerinde olmadığı, bununla birlikte davacının şirkete ait faturaları ödediği ve bu sebeple davacı lehine tazminat adı altında hüküm kurulması gerekirken bu yönde bir karar verilmediği, davacının ortağı olduğu şirketin davalı .... tarafından pasif hale getirildiği, şirkete ait çoğu şeyin kendi hesabına geçirildiği diğer şirkete aktarıldığı, oluşan doğrudan zararın davacıya verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davalı şirket yönünden atanan kayyımın bu iddiaları doğrulayacak nitelikte dosyaya yazılı beyanda bulunduğu, davacının doğrudan zararının ispatlandığı belirtilmekle birlikte davalı ... lehine takdir edilen vekalet ücretinin yine .... lehine takdir edilen vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden davacıdan tahsili yönündeki talep yerinde olmadığı gibi arabuluculuk ücretinin tahsiline yönelik hükmün davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden davacı aleyhinde belirlenmesinin yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davalı..... Şti'nin fesih ve tasfiyesi ile olmadığı takdirde davacı ortağa düşen ayrılma akçesinin verilmesi, ödenmeyen kar payı, mahrum kalınan yarar ve zarar ile demirbaşlara yönelik tazminin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı....hakkındaki davanın husumet nedeniyle, mahrum kalınan yarar, kar payı alacağı ve demirbaşların kullanımı nedeniyle kullanım bedeli, yıpranma ve değer kaybı talebinin esastan reddine, davacının .... Şirketi aleyhine açtığı fesih ve tasfiye davasının ise kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir. Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır. Her ne kadar kural olarak limited şirketin TTK’nın 636/3. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshine ilişkin olarak açılan bir davada husumetin, feshi istenen şirketin tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesi delaletiyle limited şirketlere de uygulanabilecek olan 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesine göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Aynı yasanın 555. maddesine göre ise şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Yukarıda açıklanan sebepler, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, her ne kadar davacı yanca fesih ve tasfiye haricindeki diğer mahrum kalınan yarar ve zarar ile demirbaşlara yönelik tazmin talepleri yönünden istemin şirket lehine de talep edildiği belirtilmiş ise de gerek dava dilekçesinde gerekse de somutlaştırma istemi üzerine sunulan beyan dilekçesinde bu taleplerin davacı adına ileri sürüldüğü görülmekle bu yönden mahkeme tespiti ile değerlendirmesinin yerinde olmasına, kar payı dağıtımı yönünden alınan bir karar olmadığı dosya kapsamı ile sabit olmakla dağıtılmama yönünde açılacak bir iptal davasından da bahsedilmediği bunun aksinin ileri süren davacı yanca da kanıtlanamadığı anlaşılmakla bu yönde, mahrum kalınan yarar ve zarar ile demirbaşlara yönelik tazmin taleplerinin 6102 sayılı yasının 555. maddesi uyarınca dolaylı zarar olması nedeniyle doğrudan şirket tarafından yahut şirkete verilmesi kaydıyla davacı ortak tarafından da talep edilme imkanı varken bu durumun aksine tazmin talebinin davacının kendisine yapılmasını istemesinde olanak olmadığı yönde, dava konusu edilen tüm talepler yönünden Davalı ... Şti şirketi aleyhindeki istemlerde adı geçen şirketin esasen muhataplığının olmaması sebebiyle kendisine husumet yöneltilemeyeceği yöndeki mahkeme değerlendirmelerinin yerinde olmasına, şirketin uzun bir süreden beri ana sözleşmesinde yazılı ticari faaliyetini sürdürmemesine, bundan sora da da sürdürme iradesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, ortaklar arasında süregelen çok sayıda uyuşmazlık olması nedeniyle husumet ve ayrılıklar oluşmasına, şirketin gayri faal durumda olmasına sebebiyet verilen durumun doğru tespit edilmesi ile haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu yönündeki mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.