T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/863 - 2025/1010 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/863 KARAR NO : 2025/1010 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/115 Esas 2023/357 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.10.2025 İlk De…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/863 - 2025/1010 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/863 KARAR NO : 2025/1010 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/115 Esas 2023/357 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.10.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 20.11.2019 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya geçidinden karşıya geçmekte olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacının ev hanımı olup kaza nedeniyle vücudunda kemik kırıkları oluşacak şekilde yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, iş gücü kaybı ve maluliyetine neden olduğunu, bakıcı ihtiyacı oluştuğunu, kazaya ilişkin ceza soruşturmasında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL evde bakım gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.935,26 TL, sürekli iş göremezlik tazminatını 50.788,87 TL ve bakıcı gideri talebini 2.558,40 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, maddi tazminat istemli davanın zamanaşımı ve uzlaşma nedeniyle reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından dikkate alınamayacağını, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, maluliyetin tespiti için yetkili sağlık kurum ve kuruluşlarından rapor alınması gerektiğini, asgari ücret üzerinden 1,8 teknik faiz kullanılarak tazminat hesabı yapılmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin tedavi gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin olduğu, 07.11.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur durumuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 13.06.2022 ve 12.01.2023 tarihli raporlarda davacının engel oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, 16.04.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 5.935,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50.788,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 2.558,40 TL geçici bakıcı giderinin 12.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafın kazaya sebebiyet veren kişi ile ceza soruşturmasında uzlaştığını, davacının hukuk davası açma hakkının da ortadan kalkmış olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, uzlaşmanın edimsiz olmasının dahi bu hususta istisna olmadığını, davacı tarafça başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, yargılama sırasında tanzim edilen 13.06.2022 tarihli maluliyet raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, tazminat hesabının Genel Şartlar hükümlerine göre yapılmasını talep ettiklerini, progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması ve teknik faizin hesaba katılmamasının açık şekilde gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu, 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, kaza ile davacının sakatlığı arasında illiyet bağının ve maluliyetinin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, davacı tarafça sunulan raporların aleyhe verilecek hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı sigorta şirketinin geçicici bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinden sorumluluğu bulunmadığını, hüküm altına alınan tazminatlara 12.11.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, usulüne uygun başvuru bulunmadığını dava tarihinden önce temerrüde düşülmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının trafik kazası sonucunda yaralanması nedeniyle uğradığı zararların yargılama sırasında tam ve eksiksiz olarak tespit edilmediği için katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulduğunu, davacının yaralanması değerlendirildiğinde ve kemik kırıkları nedeniyle 6 aydan uzun süre hastanede ve evde yatalak kaldığını, hiçbir ihtiyacını tek başına gideremediğini, halen olumsuz etkilerinin devam ettiğini, yeniden maluliyet raporu alınarak gerçek maluliyetin tespitini talep ettiklerini, maddi tazminatın eksik hesaplandığını, kararın davacı lehine kaldırılarak asgari ücretteki değişiklik de göz önünde bulundurularak yeniden maddi tazminata yönelik aktüerya bilirkişisinden rapor alınmasını talep ettiklerini, yargılama giderlerinin eksik hüküm altına alındığını, davacının muayene öncesi 1.980,00 TL muayene ücreti ve Adli Tıp Rapor bedelinin tahsil edilmiş olup ödemenin dekont aslı dava dosyasına 09.06.2022 tarihli dilekçe ekinde sunularak ödemenin yargılama giderleri içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 20.11.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece 07.11.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 13.06.2022 ve 12.01.2023 tarihli raporlarda davacının engel oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, 16.04.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Anayasa'nın 36/1. maddesinde; "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde ise; "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür. Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 sayılı HMK'nın 280/1. maddesi; "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir." hükmünü içermektedir. HMK’nın 281/1. maddesi hükmüne göre de; tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecek durumda olmalarının sağlanması gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ve hükme esas teşkil eden maluliyete ilişkin raporun davalı vekiline tebliğ edilmediği, davalı vekilinin, istinaf dilekçesinde, bahse konu raporun kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek savunma haklarının kısıtlandığını beyan ettiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan maluliyet raporunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, iki haftalık beyan süresi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı tarafın savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, asgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır. Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanununun 32 maddesi 7349 Sayılı Kanunun 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 27.01.2022 Günü Resmi Gazetede yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağı, bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden hükme esas alınan 16.04.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının ev hanımı olduğu belirtildiğinden tazminat hesabının asgari ücret üzerinden yapılacağının belirtildiği, raporda asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olsa da; aylık asgari ücretin gelir vergisi istinası uygulanmış tutarlarının esas alarak hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden asgari ücretin gelir vergisi istinası dikkate alınmadan hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-6100 sayılı HMK'nın Yargılama giderlerinin kapsamı başlıklı 323/1. maddesinin (e) bendinde "Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler" yargılama giderleri arasında sayılmış, Kanun'un Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinde "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece hükmün yargılama giderlerine ilişkin 4 numaralı bendinde, davacı tarafça yapıldığı anlaşılan ve 09.06.2022 tarihli dilekçe ekinde dekontu ibraz edilen maluliyet rapor ve muayene işlemlerine ilişkin giderin yargılama giderleri arasında gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir. Davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ve davacı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı vekili ile davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 4. Genel İcra Dairesinin 2023/90510 Esas sayılı dosyasına yatırılan 110.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.