3. Hukuk Dairesi 2024/1864 E. , 2025/1432 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2413 E., 2024/302 K. DAVA TARİHİ : 17.10.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/455 E., 2022/17 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildik…
**3. Hukuk Dairesi 2024/1864 E. , 2025/1432 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2413 E., 2024/302 K. DAVA TARİHİ : 17.10.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/455 E., 2022/17 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının müvekkilline, yapacağı aracılık hizmeti karşılığında, davalının binaların kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılması için maliklerin, yüklenici firma olarak, davalı ile sözleşme yapmasına ikna etmeleri karşılığında daire vermeyi taahhüt ettiğini ve bunun sözleşme ile tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşmenin kendisine yüklediği aracılık hizmetini ve yükümlülükleri yerine getirdiğini, malikler ile davalı arasında arsa payı karşılığı inşaat yapımı ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını ve inşaatın da bitmek üzere olduğunu, ancak davalının vaad ettiği daireyi müvekkiline vermeyip, vaadini yerine getirmediğini ileri sürerek; davalının devretmeyi taahhüt etmiş olduğu dairenin, müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle davasını konu ve miktar yönünden ıslah ederek, tescil talebini, tazminata dönüştürmüş ve 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafında ibraz edilen sözleşmenin, taraflar açısından tamamlanmamış, yasal olarak hiçbir şartı sağlamayan, tamamiyle geçersiz bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin tarafları, konusu ve içeriğine göre ortada açık şekilde taşınmaz satış vaadini içeren bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin yüklenici tarafını adi ortaklığın sahibi iki şirket oluşturduğunu, sözleşmede ortaklığı oluşturan Kurt Yapı Limited Şirketine ait imza bulunmadığını, sözleşmenin tamamlanması için irade uyuşmasının gerçekleşmediğini, sözleşmenin noter tasdikli olmadığını, davacı kat maliki ile görüşmeler yapıldığını, kendisinin diğer tüm kat malikleriyle de anlaşabileceğini ve gerekli yardımları sağlayabileceğini teklif ettiğini, fakat görüşmeler sonucunda davacının kendi menfaatine istekleri nedeniyle mutabakata varılamadığını, davacı ile müvekkil şirket ve ortağının herhangi bir şekilde mutabık kalamaması sonucunda, davacı tarafça belirtilenin aksine, tüm kat maliklerine yönelik müvekkili şirketi ve inşaat yapım işini kötüleyen, anlaşmaya varılmamasını öğütleyen ifadelerde bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dayanak sözleşme uyarınca davacı ediminin ifa edilmiş olması karşısında, davalının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve buna göre sözleşmenin tarafları bağladığı ve davacının, yeni inşaatta davalı yükleniciye düşen ortalama bir daire bedelini talep hakkı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, simsarlık sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılması yeterli olduğu, simsarlık sözleşmesinde ücretin taraflarca serbestçe belirlenebilir ve parasal bir kıymeti olan veya maddi herhangi bir edimin de ücret olarak kabul edilebileceğini, Somut uyuşmazlıkta ücret olarak taşınmaz kararlaştırılmasında sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde yasal bir engel bulunmadığı gibi ücretin belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle davalının bu yönleriyle istinaf talebi yerinde olmadığı, davalı şirket tarafından verilen cevap dilekçesiyle taşınmazın devrinin ifa edilmeyeceği bildirildiğine göre davalı şirketin temerrüte düştüğü kabul edilerek davacının ıslah yoluyla TBK 125. maddesi gereği sözleşmeyi ayakta tutarak mahkemece sözleşme konusu parselde inşa edilen ortalama bir taşınmaz bedeline ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen miktar yönünden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; sözleşmenin tanımının hatalı yapılmış olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği anılan sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, dava konusu olayda iş sahibinin müvekkili şirket olmadığını, davacının yalnızca taraflardan birinin imzası ile eldeki davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin tek başına sözleşme yapmaya yetkili olmadığını, şirket yetkilisinin tek başına bir sözleşme de yapmadığını, sözleşme dışı sözlü anlaşma ile yapılan yardımların karşılığının aracılara verildiğini, davacı tarafın dükkanına 8.5 metrekare eklendiğini, sözleşme geçerli kabul edilse dahi verilecek daire bedelinin ortalama daire' değil müvekkil şirketin uygun gördüğü bir daire olması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davalının da dahil olduğu yükleniciler tarafından arsa sahipleriyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığı ve inşaatın yükleniciler tarafından yapıldığının, davacının edimini ifa ettiğinin anlaşılmasına, davacı ve davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan sözleşmenin davalı şirketi bağladığının ve simsarlık sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olup, ücret olarak taşınmaz kararlaştırılmasında sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde yasal bir engel bulunmadığının ve ücretin belirlenebilir nitelikte olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.