T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/3017 KARAR NO : 2025/3079 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2025 NUMARASI: 2025/752 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/3017 KARAR NO : 2025/3079 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2025 NUMARASI: 2025/752 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ekiplerince 13.03.2025 tarihinde davalının işletmesinde yapılan kontrollerde EPTHY madde 42/1(c) bendi uyarınca kaçak elektrik tüketildiği tespit edilerek H/... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, söz konusu tutanak gereğince tahakkuk olunan fatura tutarı ödenmediğinden, davalı borçlular aleyhine İstanbul 9. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalıların haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla;Öncelikle alacağın tahsilini teminen davalı/borçluların hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama sonunda davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar , davaya cevap vermemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 20.10.2025 tarihli ara karar ile" mevcut delil durumu itiba- rıyla muaccel bir alacağın varlığına dair yaklaşık ispat şartı sağlanamadığı , muaccel bir alacağın olup olma- dığı hususlarının yargılama gerektirdiği, şu aşamada ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde:davalının kaçak elektrik tüketimine ilişkin tutanak ve faturaların dosyaya sunulduğunu, yaklaşık ispatın sağlandığını, dava konusu alacağın muaccel olduğunu ve son ödeme tarihinde ödenmediğini, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde alacağın tahsilinin tehlikeye gireceğini beyanla ,ihtiyati haciz yönünden tüm koşulların gerçekleştiğini beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı vekili, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan alacağını güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Dosya kapsamından;1-... çalışanları tarafından davalı şirketin hastane olarak faaliyet gösterdiği " Demirkapı Mh. ... Bağcılar/ İstanbul" adresinde, 13.03.2025 tarihinde yapılan kont- rolde, "EPTHY'nin 42/1-ç md. gereğince mevzuatlara uygun şekilde kesilip mühürlenmiş elektriği yükümlü- lükleri yerine getirmeden açmak suretiyle elektrik kullanıldığı" tespit edilmekle, davalı şirket adına H/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiği, 2- Borçlu şirket hakkında daha önce de H/734581 nolu tutanağın düzenlendiği göze- tilerek mükerrer kaçak kullanım esaslarına göre 17.04.2025 son ödeme tarihli 106.550,27 TL bedelli kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk ettirildiği,3- Faturanın son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle borçlular aleyhine İstanbul 9. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılarak, 106.550,27 TL asıl alacak + 11.027,95 TL faiz + 2.205,59 TL faizin KDV'sinden ibaret 119.783,81 TL alacağın tahsilinin talep edildiği,Borçlular vekilinin " takipte Bakırköy İcra Daireleri yetkilidir.Müvekkilin böyle bir borcu yoktur. Bu sebeple ödeme emrine, borca, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faizine, faiz oranına, KDV’sine, gecikme zammına ve her türlü ferilerine açıkça itiraz ediyoruz ve takibin durdurulmasını talep ederiz." şek- linde beyan ve itirazda bulunması üzerine, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği,4- Arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlık ile sonuçlandığı, 5- İtirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Borçluların fiili kullanım ile ilgili bir itirazları bulunmamaktadır. Haksız fiil niteliğindeki kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan alacak muacceldir ve rehin ile temin edilmemiştir. İbraz olunan kayıtlara göre davalı şirket yönünden "yaklaşık ispat" sağlanmış ve diğer ihtiyati haciz şartları oluşmuştur. Borçlu ...'ın sorumluluğu yargılama gerektirdiğinden bahsedilen borçlu yönünden ihtiyati haciz talebi bu aşamada yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 20.10.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına ,tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden ; yeniden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- Davalı ... Sağlık Hizmetleri ve Tic. AŞ yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne, dava konusu 17.04.2025 son ödeme tarihli 106.550,27 TL bedelli fatura ile sınırlı olmak kaydıyla, borçlu şirketlerin (106.550,27 TL) tutarındaki alacağı karşılamaya elverişli taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, Takdir olunan %15 oranında (15.982,54 TL) teminatın İlk Derece Mahkemesi'nce tahsiline,2- Gerçek kişi borçlu ... yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/12/2025