Ceza Genel Kurulu 2023/236 E. , 2025/131 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 435-201 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.12.2016 tarihli ve 131-375 sayılı hükmün katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince
**Ceza Genel Kurulu 2023/236 E. , 2025/131 K.** **"İçtihat Metni"** KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 435-201 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.12.2016 tarihli ve 131-375 sayılı hükmün katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 25.01.2017 tarih ve 103-117 sayı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararın katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.11.2021 tarih ve 10036-14380 sayı ile; “(…)6-7 Ekim Kobani olayları nedeniyle Batman il merkezinde olay günü gösteriler yapıldığı, sanık ... ve ailesinin beyanlarına göre ‘daha önceki olaylarda, gösterilerde polislere çay, su vs. verdikleri, bu nedenle evlerinin göstericiler tarafından bilindiği, hedef alındığı’, olay günü sanığın evi önüne göstericilerin geldikleri, bahçe kapısını zorladıkları, iddiaya göre taşla saldırdıkları, sanık ...'in de ateşli silahla rastgele ateş ederek olaylarla ilgisi olmayan ... isimli çocuğu boynundan hayati tehlike ve sabit iz meydana gelecek şekilde yaraladığına dair iddia kapsamında; Katılan ...'a kollukta yaptırılan 15.01.2015 tarihli teşhiste normalde gözlük kullanan sanık ...'in gözlüksüz olarak yer aldığı, katılanın, sanık ...'i teşhis edemediği, aynı gün yaptırılan diğer bir teşhiste katılanın, sanık ...'in oğlu olan...'i teşhis ederek ‘olay günü ikametin bahçesinde ateş eden kişinin yanında...'in olduğunu, ancak...'in ateş etmediğini’ beyanla teşhiste bulunduğu, sanığın oğlu...'in olay gününde mahallede bulunan polislerin yanına giderek av tüfeği ile ateş ettiğini beyan edip tüfekle birlikte teslim olduğu, ancak...'in ateş eden olarak teşhis edilmemesi nedeniyle hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, katılanın savcılıkta ifade için beklediği sırada koridorda bulunan sanık ...'i ‘kendisini olay günü ateş edip vuran kişi olarak’ teşhis ettiği, kolluk teşhisinde gözlüksüz olarak bulunması nedeniyle teşhis edemediğini, teşhis resimlerinden ‘...'in ateş eden ...'in yanında bulunduğunu ve onu engellemeye çalıştığını’ beyan etmesi, oluş ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'in olay günü evine yönelik saldırı olduğundan bahisle ele geçirilemeyen silahla rastgele ateş ederek katılanı yaraladığı, sanık hakkında olası kastla yaralama suçunun sübut bulduğu, açıklanan nedenlerle mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatine hükmolunması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise; 09.06.2022 tarih ve 435-201 sayı ile; “(…)07.10.2014 tarihinde meydana gelen toplumsal olayların olduğu zamanlarda gerçekleşen gösteride, kalabalık bir ortamın bulunduğu, silah seslerinin de geldiğinin anlaşıldığı, başkaları tarafından da kullanılması muhtemel bir silah atışı ile mağdurun yaralanmış olma ihtimalinin bulunduğu, olay yerinde yapılan keşifte de mağdurun arkası dönükken yaralanıp, sağ arka tarafındaki bayanın omzuna elini yaslayarak güç almaya çalışırken, yaşanılan o kargaşa esnasında kendisine ne taraftan ve kim tarafından ateş edildiğini bilememesine rağmen arkasına dönüp baktığında ikiye ayrılmış kalabalık grup içerisinden, grubun arka kısmında kendisine 32 metre mesafe uzakta elinde silah olan birini görüp kendisine ateş eden şahsın o olduğunu teşhis etme şansının çok zayıf bir ihtimal olduğu, ayrıca mağdurun gördüğünü iddia ettiği şahsın fiziki özellikleri ile sanığın fiziki özelliklerinin birbiriyle uyuşmaması hususları da dikkate alınarak hiçbir delille desteklenmeyen mağdurun aşamalarda değişen beyan ve teşhislerine itibar edilmemiştir.” şeklindeki gerekçeyle direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Hükmün katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2023 tarihli ve 122252 sayılı ret istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.04.2023 tarih ve 312-1870 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa isnat edilen suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 07.10.2014 tarihli olay, yakalama, üst arama ve muhafaza altına alma tutanağından; aynı tarihte, sabah saatlerinden itibaren il merkezinde ve olay yeri olan... Parkı çevresinde yüzleri maskeli çok sayıda eylemcinin cadde üzerinde bulunan iş yerlerine, ikametlere ve kamu binalarına taş ve molotofkokteyli attıkları, kolluk kuvvetlerince bu kalabalık gruba müdahale edildiği esnada, saat 12.00 sıralarında haber merkezine Özel ... Hastanesine ateşli silahla yaralanmış bir şahsın getirildiğinin bildirildiği, hastane görevlileri ile iletişime geçildiğinde, boynundan ateşli silahla yaralanmış olarak hastaneye getirilen yaşı küçük şahsın hemen ameliyata alındığının, yaşamsal tehlikesinin bulunduğunun, yaralıyı hastaneye kalabalık bir gösterici grubun getirdiğinin, şahısların hastane dışında beklediklerinin ifade edilmesi üzerine, il merkezinde yaşanan yoğun gösteriler yüzünden ve zırhlı araç sayısının yeterli olmaması nedeniyle hastaneye gidilemediği, olayla ilgili sağlıklı bilgi edinilemediği; şahsın yaralandığı belirtilen yere yakın Mimar Sinan Caddesi üzerinde gösteri yapan gruba müdahale eden kolluk görevlilerinin yanına gelen ... isimli şahsın... numaralı apartmanda ikamet ettiğini, yaklaşık 400 kişilik bir grubun evlerini taşlamaya başladığını, ailesinin can güvenliğini sağlamak için av tüfeği ile havaya iki el ateş ettiğini bildirdiği av tüfeği ile birlikte görevlilere teslim olduğu, toplumsal olayların devam etmesi nedeniyle olay yeri inceleme ekibinin inceleme yapamadığı, yaralı şahıs ile de görüşülemediği, Aynı tarihli inceleme raporundan; çift namlulu kırma av tüfeğinin üst fişek yatak kısmının boş olduğu, alt fişek yatak kısmında ise dip tablası kenar kısmı deforme olan bir fişeğin fişek yatağına sıkışmış olduğu, 07.10.2014 tarihinde saat 21.00’de düzenlenen tutanaktan; yakınlarının müracaatı üzerine, kimlik belgesi yanında olmayan katılanın 16.06.2001 doğumlu ... isimli çocuk olduğunun öğrenildiği, Batman Adli Tıp Şube Müdürlüğünce katılan hakkında düzenlenen 12.11.2015 ve 18.01.2016 tarihli raporlardan; boynunun sağ tarafından ateşli silah yaralanması nedeniyle acil şartlarda ameliyata alınan katılanın sağ karotis arter bölgesinde yaralanmaya bağlı belirgin arteryel kanama mevcut olduğu, vertebral arter ve karotis arterin primer tamir edildiği, şahısta 1 adet ateşli silah yaralanması bulunduğu, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bu yaranın yüzde sabit iz niteliğinde de olduğu ancak basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı; tıbbi belgelerde yara kenar özelliklerinin ayrıntılı şekilde tariflenmediği, yara iyileşme sürecinin etkisi ve tıbbi işleme maruziyet sebebiyle yaranın ne tür bir ateşli silahla oluştuğu hakkında yorum yapılamayacağı; ateşli silah mermi giriş ve çıkışı hususunda ise, kesin bir kanaate varılamamakla birlikte, ateşli silah mermi çekirdeği girişine ait lezyonların genelde çıkış lezyonundan küçük olduğunun tıbben bilindiği, şahsın muayenedeki beyanları, muayene bulguları ile birleştirildiğinde; giriş lezyonun ense sağ kısımda, çıkış lezyonun boyun ön yüzde olmasının muhtemel olduğu kanaatinin bildirildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 31.10.2014 ve 06.11.2014 tarihli uzmanlık raporlarından; teslim edilen 12 numara av fişeği patlatan yerli yapım, namluları yiv set ihtiva etmeyen üst üste iki namlulu kırma av tüfeğinin atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığı, tatbiki atışlarda numarasına uygun fişekleri patlattığı, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı; sanığın oğlu ...’den alınan svaplarda atış artığına rastlanılmadığı, yine ...’den alındığı bildirilen üzerinde kurumuş kan lekeleri ve çok sayıda delik bulunan uzun kollu tişörtte atış artığı bulunmadığı, 23.11.2014 tarihli uzmanlık raporundan; teslim edilen av tüfeği namlusu el kundağı iç yüzündeki izin mukayeseye elverişli olmadığı, av tüfeği namlusu dış yüzündeki yabancı avuç izinin ise mukayeseye elverişli olduğu, 08.09.2016 tarihinde mahkemece olay yerinde gerçekleştirilen keşiften sonra düzenlenen bilirkişi raporu ve eklerinden; katılanın yaralandığı konum ile kendisini yaralayan şahsın bulunduğunu belirttiği yer arasında 32 metre mesafe bulunduğu, ateş eden şahıs ile sanığın ikamet ettiği apartman arasında 88 metre mesafe olduğu, katılanın sanığın oturduğu ikameti doğru olarak gösteremediği, olay sırasında katılanın kendisine ateş eden şahsa sırtının dönük olduğu, katılanın yaralandıktan sonra hemen arkasında bulunan bir kadından destek alarak arkasına döndüğünde ikiye ayrılmış kalabalığın arasında kendisine ateş eden sanığı net olarak gördüğünü belirtmesine karşın, olayın meydana geldiği şartlar da gözetildiğinde, kalabalık insan grubu arasından 32 metre gerideki bir kişiyi görerek teşhis etmesinin çok zayıf bir olasılık olduğu kanaatinin belirtildiği, 15.01.2015 tarihinde saat 12.00’de Batman Asayiş Müdürlüğü teşhis odasında yaptırılan teşhis işleminden sonra düzenlenen tutanaktan; katılanın kendisine gösterilen dört kişinin arasında bulunan ...’i olay günü yaralandığı ikametin bahçesinde gördüğünü, bu şahsın elinde silah olmadığını, ancak yanında bulunan başka bir şahsın elinde silah olduğunu, ...’in kendisine ateş eden kişi olmadığını net belirttiği, aynı tarihte saat 12.10’da yaptırılan teşhis işleminden sonra düzenlenen tutanaktan ise; katılanın kendisine gösterilen ve aralarında sanık ...’in bulunduğu kişilerden hiçbirinin olay sırasında olay yerinde olmadığını kesin ve net olarak beyan ettiği, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.01.2015 tarihinde; katılana yönelik meydana teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunun fail veya faillerinin yapılan tüm arama ve araştırmalara rağmen belirlenememesi nedeniyle, soruşturma dosyası hakkında daimi arama kararı verildiği, Batman İl Emniyet Müdürlüğünün 06.07.2015 tarihli yazısından; sanık ve oğlu... adına kayıtlı tabanca olmadığı, ancak sanık adına düzenlenmiş bir adet yivsiz tüfek ruhsatnamesi bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ... 17.10.2014 tarihinde kollukta; öğrenci olduğunu, olay tarihinde saat 12.00 sıralarında ağabeyini almak için... Parkı’nın yanındaki Çocuk Şube Müdürlüğüne gittiğini, abisinin babası tarafından eve götürüldüğünü öğrendiğini, parkın civarında yürüdüğü esnada silah sesleri işittiğini, başını eğdiğini, bu esnada boynunun sağ tarafında şiddetli bir acı hissettiğini, birkaç adım attıktan sonra boynundan kan geldiğini gördüğünü, bayıldığını, kaldırıldığı hastanede ameliyata alındığını, yoğun bakımda kaldığını, olay sırasında kendisine ateş eden şahsı gördüğünü, bu şahsın üzerinde sarı renge benzer gömlek, gri renkli keten pantolon olduğunu, beyaz tenli ve 30-40 yaşlarındaki etrafa rastgele ateş eden bu erkek şahsın kendisini yaraladığını, 23.02.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında; kendisine 15.01.2015 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğünde canlı teşhis işlemi yaptırıldığını, kendisini vurup yaralayan şahsı gördüğünü ancak tam olarak çıkartamadığını burada yetkililere söylediğini, ifadesini vermek için savcılığa geldiği sırada koridorda bekleyen şahsın kendisini yaralayan şahıs olduğunu, Cumhuriyet savcılığınca yapılan tespitle ... olduğu ortaya çıkan bu şahsın kendisine yaptırılan ikinci teşhis işlemindeki ilk fotoğrafta 4. numarada yer alan şahıs olduğunu, teşhis odasında gözlükleri olmadığı için tam olarak çıkartamadığını, ancak adliyede görünce tanıdığını, Mahkemede 19.06.2015 tarihinde; olay günü ağabeyinin bir suçtan dolayı karakola alındığını, abisini almak için karakola gittiğinde, abisinin babası tarafından alınmış olduğunu gördüğünü, eve gitmek için... Parkı etrafında yürümeye başladığını, bu esnada silah sesleri duyunca şaşırdığını, parkın kenarında bulunan bir kafeye saklandığını, başını çıkardığında elektrik çarpmış gibi bir acı hissettiğini, birkaç adım attıktan sonra boğazından kan aktığını, başını çıkardığında iki şahıs gördüğünü, sanığın evine doğru kalabalık bir grubun taş attığını, sanığın elinde tabanca büyüklüğünde bir silah olduğunu, bu silahla önce etrafa doğru birkaç kez rastgele ateş ettiğini, daha sonra kendisini görünce, kendisine doğru ateş ettiğini, isabet almamak için başını eğdiğini, boynundan yaralandığını, olay sırasında sanığın yanında bulunan sonradan oğlu olduğunu öğrendiği kişinin ise silah sıkmaması için sanığı tuttuğunu, fakat sanığın ateş etmeye devam ettiğini, sanığın o gün üzerinde hangi kıyafetleri olduğunu hatırlamadığını, sanığın elindeki tabancanın rengini de hatırlamadığını, tabanca ile tüfek arasındaki farkı bildiğini, tabancanın küçük, tüfeğin ise daha uzun bir silah olduğunu, olay sırasında sanığın elinde tabanca olduğunu, yaralandıktan sonra bayıldığını, gözünü hastanede açtığını, kendisini silahla yaralayan sanıktan şikâyetçi olduğunu, soruşturma aşamasında eşkalini verdiği, kıyafetlerini tarif ettiği şahsın sanığın oğlu olduğunu, olay sırasında sanığın üzerinde ne olduğunu şu an hatırlayamadığını, sanığın kendisine yaklaşık 15 metre mesafeden ateş ettiğini, olay sırasında yanında kimsenin bulunmadığını, sanığın önce taş atan gruba doğru silah sıktığını, ardından silahı kendisine doğrultup ateş ettiğini, olay yerinde başka silah sesi işitmediğini, sadece sanığın kendisine ateş ettiğini, Mahkemece yapılan keşif sırasında; olay günü parkta kalabalık bir grup bulunduğunu, bu grubun sanık ile oğlu...’a taş attıklarını, sanığın elinde tabanca olduğunu, ...’in ise elinde av tüfeği, taş vs bulunmadığını, tabancayı görünce eve kaçtığı sırada sırtı dönükken vurularak yaralandığını, sanığın oturduğu evi bilmediğini, zaten sanığın kendisine evin önünde değil parkın ortasında gösterdiği konumdan ateş ettiğini, etrafta sanıktan başka ateş eden olmadığı için sırtı dönük olsa bile sanığın kendisini vurduğunu bildiğini, sanığın tabanca ile 4-5 el ateş ettiğini, Bozmadan sonra mahkemede; sanığın ceza almasını istediğini, sanığı karakolda teşhis ettiğini, olay yerinde yapılan keşif sırasında da sanığı teşhis ettiğini, teşhisinin kesin ve net olduğunu, sanığı öncesinde tanımadığını, düşmanlığının bulunmadığını, tabanca mermisiyle boğazından vurulduğunu, Hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanık ... aşamalarda benzer şekilde; sanığın oğlu olduğunu, elektronik haberleşme mühendisliği eğitimini aldığını, ailesine ait olan apartmanın farklı dairelerinde akrabalarıyla birlikte yaşadığını, olay tarihinden 3 yıl kadar önce, Batman il merkezinde yaygın gösteri ve protestolar yaşandığı sırada evlerinin önündeki kaldırımda polislerin sabah akşam nöbet tuttuklarını, nöbet tutan görevli polislere ailece çay ve yiyecek ikram ettiklerini, bunu gören göstericilerin o tarihte polisle birlikte kendi evlerini de taşladıklarını, olay günü de aynı sebepten evlerinin kalabalık bir grup tarafından taşlanmaya başladığını, göstericilerin apartmanın kapalı kapısını zorladıklarını, kapıya tekme atıp taş savurduklarını, slogan atıp tehdit içeren sözler sarf ettiklerini, evde annesi, babası, hamile eşi ile birlikte bulunduğunu, evdekilerin çok korktuklarını, babasına ait av tüfeğini alıp giriş katın üzerindeki dairenin caddeye bakan balkonundan havaya doğru bir el ateş ettiğini, ikinci kez ateş etmek istediğinde tüfeğin tutukluk yaptığını ve ateş almadığını, gürültüden ve taşlardan ateş edip etmediğini de kesin olarak bilemediğini, çevreden çok sayıda silah sesi geldiğini, bulunduğu binada kendisinden başka ateş eden olmadığını, katılanın nasıl yaralandığını bilmediğini, katılanı tanımadığını, bir husumetinin bulunmadığını, ailesini savunmak için sadece bir el havaya ateş ettiğini, polisin olay yerine zırhlı araçlarla gelmesi üzerine kalabalığın kaçarak dağıldığını, kendisinin de aşağı inip durumu polise anlattığını ve tüfeği de rızası ile polise verdiğini, hamile eşine ve doğmamış çocuğuna bir şey olacağı korkusuyla ailesini savunmak için bu şekilde hareket ettiğini, evine saldıran kişilerden şikâyetçi olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık ... bilgisi alınan sıfatıyla 08.10.2014 tarihinde kollukta; olay günü saat 12.00 sıralarında yaklaşık 100 kişilik bir grubun evinin hemen yanındaki parkta toplandıklarını ve evini taşlamaya başladıklarını, şahısların yüzlerinin maskeli olduğunu, evde ailesi de bulunduğu için bu grubu caydırmak için taş atmak istediğini, azgınlaşan gruptakilerin binayı zorlamaya başladıklarını, bu esnada nereden geldiğini bilmediği silah sesleri işittiğini, polislerin olay yerine gelmeleri ile kalabalığın kaçarak dağıldığını, kendisi eve çıkarken oğlu...’in elindeki av tüfeği ile aşağı indiğini, ...’in evin önündeki polislerle görüştüğünü ve onlarla birlikte karakola gittiğini, kendisinin ise polisin söylemesi üzerine evde kaldığını, Cumhuriyet Başsavcılığında 10.03.2015 tarihinde; olay günü evin bahçesinde olduğunu, evlerine taş atan şahıslara karşı kendisinin de taş attığını, oğlu...’in ise balkondan iki el ateş etmiş olduğunu oğlunun kendisine söylemesi ile öğrendiğini, yoksa...’in ateş ettiğini görmediğini, olay günü kesinlikle eline silah almadığını, kimseye ateş etmediğini, zannına göre katılan çocuğun bazılarının yönlendirmesi ile kendisine iftira attığını, Mahkemede; olay günü Kobani olayları nedeniyle Batman’da büyük bir kargaşa olduğunu, her taraftan silah sesleri geldiğini, camiden çıkıp eve geldiği sırada büyük bir kalabalığın kendi evinin bahçesine doğru taş attığını gördüğünü, kendisinin de bu gruptakilere taş atarak karşılık verdiğini, kendisi olay yerine gelmeden önce, oğlunun havaya ateş ettiğini kendisine söylediğini, bu nedenle kollukta oğlunun evi taşlayan gruba karşı iki el ateş ettiğini söylediğini, oğlunun daha sonra kendisine ateş etmediğini beyan ettiğini, olay günü eline silah almadığını, kimseye ateş etmediğini, katılanın ne şekilde ve kim tarafından yaralandığını bilmediğini, suçsuz olduğunu, katılanın teşhis işlemi sırasında kendisini teşhis edemediğini, bildiği kadarıyla olay günü evine yapılan saldırı nedeniyle oğlunun adli başvuruda bulunduğunu, Mahkemece yapılan keşif sırasında; yaklaşık 400 kişinin olay günü evini taşa tuttuğunu, evin alt kısmındaki camların kırıldığını, oğlu...’in av tüfeğiyle aşağıya indiğini ancak oğlunun ateş etmesine engel olduğunu, etraftan sürekli silah sesleri geldiğini, katılanın gösterip ateş edildiğini iddia yere olay sırasında gitmediğini, evinin önünden hiç ayrılmadığını, siyasi görüşü nedeniyle kendisine iftira atıldığını, Bozmadan sonra mahkemede; bozma ilamını kabul etmediğini, olayın bir komplo olduğunu, kendisine isnat edilen suçu başkasının işlediğini, katılanı yönlendirenlerin kendisine iftira attıklarını, müsnet suçu işlemediğini, silah kullanmadığını, olay sonrasında evinin önünden uzaklaşmadığını, evine saldıran gruba taş atarak karşılık verdiğini, 400-500 kişiye yakın kalabalık bir grubun evinin önünde toplandığını, eylem yaptıklarını, bankamatikleri yaktıklarını, terör örgütü yandaşı bu grubu desteklemediği, bunun da etrafta bilindiği için kendisinin hedef seçildiğini, katılanın olay tarihinde küçük bir çocuk olduğunu, onca militan varken çocuğa silah sıkmayacağını, suçsuz olduğunu, Savunmuştur. IV. GEREKÇE 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357.). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkân sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282.) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı kararı.). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı.). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. 2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Batman il merkezinde 07.10.2014 tarihinde meydana gelen yasa dışı gösteri ve yaygın şiddet eylemleri nedeniyle çok sayıda eylemci tarafından iş yerlerine, kamu binalarına ve ikametlere yönelik taşlı ve molotofkokteyli saldırıda bulunulduğu, olay günü öğle saatlerinde polis haber merkezince, katılan çocuk ...’ın boynundan ateşli silah yaralanması nedeniyle özel bir hastaneye getirildiğinin, katılanı hastaneye getiren eylemci grubun hastanenin önünde toplandığının bildirildiği, il merkezindeki olayların sürmesi ve zırhlı araç yetersizliği nedeniyle polisin hastaneye giderek durum hakkında doğrudan bilgi alamadığı, aynı gün sanık ...’in oğlu 27 yaşındaki ...’in hamile eşi, anne ve babası ile birlikte ikamet ettikleri binaya kalabalık bir grubun taş atması, bina kapısını zorlaması ve tehditler savurmaları üzerine, ailesini korumak için babasına ait av tüfeğiyle evin balkonundan havaya bir el ateş ettiğini, ikinci kez ateş etmek istediğinde tüfeğin ateş almadığını belirterek, olaylara müdahale etmek için sanığın evinin önüne gelen polislere tüfeği ile birlikte teslim olduğu, 14 yaşında bulunan katılanın olaydan 10 gün sonra kollukça tespit edilen ifadesinde, kendisine ateş eden şahsı gördüğünü, bu şahsın beyaz tenli, 30-40 yaşlarında bir erkek olduğunu, etrafa rastgele ateş eden, sarı renge benzer gömlek ve gri renkli keten pantolon giyen bu şahsın kendisini yaraladığını, şahsı görse tanıyacağını ifade ettiği, olay tarihinden 3 ay 8 gün sonra Batman Asayiş Şube Müdürlüğünde gerçekleştirilen teşhis işlemi sırasında katılanın, sanığın oğlu...’i yaralandığı ikametin bahçesinde gördüğünü, ...’in elinde silah olmadığını ancak yanında bulunan bir başka silahlı şahsa engel olmaya çalıştığını söylediği, bu teşhis işleminden hemen sonra yapılan ikinci teşhis işleminde ise katılanın, 55 yaşındaki sanık ...’in olay yerinde olmadığını kesin şekilde beyan ettiği; sanığın oğlu... hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, katılanın yaralanması ile ilgili soruşturmanın daimi aramaya alındığı, olaydan 4 ay 16 gün sonra Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanın ifadesinin alındığı, katılanın savcılık koridorunda gördüğünü belirttiği sanık ...’in kendisini yaralayan şahıs olduğunu, teşhis işlemi sırasında gözlük takmayan sanığı bu nedenle tanıyamadığını belirttiği, mahkemece yapılan keşif işlemi sırasında katılanın, olay günü sanığın parkın ortasındaki bir noktadan tabancayla ateş ederek kendisini 32 metre mesafeden ve sırtı dönükken vurduğunu ileri sürdüğü, sanığın ise olay günü gösterici grubun evini taşlaması üzerine bu gruba taş atarak karşılık verdiğini, ancak evinin önünden katılanın iddia ettiği gibi 88 metre uzaklaşarak parkın ortasına kadar gitmediğini, katılana ateş etmediğini, siyasi görüşü nedeniyle katılan çocuğu bu işe alet edenler tarafından iftiraya uğradığını savunduğu, katılandaki yaşamsal tehlike doğuran ve yüzde sabit ize yol açan ateşli silah yarasının av tüfeğiyle mi yoksa tabanca mermisi ile mi gerçekleştirildiğinin tıbben belirlenemediği anlaşılan dosyada; Katılan çocuğun kendisine ateş eden şahsın 30-40 yaşlarında beyaz tenli bir şahıs olduğuna ilişkin ilk beyanı, gerçekleştirilen teşhis işlemi sırasında sanığı olay yerinde görmediğine ilişkin kesin teşhisi, yüzlerce kişinin katıldığı şiddet olayları sırasında 32 metre mesafeden sırtı dönükken kendisini vuran şahsın sanık olduğu yönündeki sonradan değişen anlatımları ile sanığın yaşı, fiziki özellikleri, dosyadaki adli rapor ve tespit tutanakları ile birlikte değerlendirildiğinde; herhangi delille desteklenmeyen katılan çocuğun aşamalarda esaslı değişiklikler gösteren beyanlarına itibar edilemeyeceği, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, böylece in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2022 tarihli ve 435-201 sayılı usul ve kanuna uygun hükmün onanmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen suçun sabit olduğu, Yerel Mahkeme direnme kararına konu hükmün bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2022 tarihli ve 435-201 sayılı hükme ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Usul ve kanuna uygun bulunan direnme kararına konu hükmün ONANMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.