Başvuru, nakdi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davada sağlık raporu dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, nakdi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davada sağlık raporu dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde uzman erbaş olarak görev yapmıştır. Batman Jandarma Özel Harekat Taburunda görev yapmakta iken 2005 yılının Ağustos ayında katıldığı bir operasyon sonrası işitme duyusu yönünden rahatsızlandığını belirterek kışla revirine müracaat eden başvurucu, Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Diyarbakır Asker Hastanesi tarafından tanzim edilen 22/11/2005 tarihli rapor ile başvurucu için işitme kaybı teşhisinde bulunulmuş ve iş gücü kaybı olmadığı ifade edilmiştir. Aynı raporla işitme kaybının blas etkiye bağlı olabileceği gibi tek bir uzun namlulu silah atışından da kaynaklanabileceği belirtilmiştir. Başvurucunun bu rapora itirazı üzerine sevk edildiği Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) tarafından düzenlenen 3/1/2006 tarihli rapor ile sol kulakta hafif düzeyde sensörinöral işitme azlığı, bilateral yüksek frekanslarda işitme kaybı tanısı yapılmış ve mevcut işitme kaybının ateşli silah yaralanmasından kaynaklandığının kesin tespitinin tıbben mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Takip eden süreçte Diyarbakır Asker Hastanesi tarafından 23/6/2006 tarihli raporla işitme kaybı teşhisi yinelenmiş ve başvurucunun uzman erbaş olabileceği ancak komando olamayacağı yönünde karar alınmıştır. 15/4/2008 tarihinde Beytepe Asker Hastanesi tarafından başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporu ile sol kulakta hafif düzeyde işitme kaybı, bilateral yüksek frekanslara doğru artan sensörinal işitme kaybı tanısı yapılarak başvurucunun TSK bünyesinde görev yapamayacağına karar verilmiştir. Bu rapor üzerine 30/3/2009 tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir. Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 27/12/2013 tarihli özürlü sağlık kurulu raporu ile başvurucunun özür durumuna göre tüm vücut kaybı oranı %10 olarak saptanmıştır. Başvurucu 17/1/2014 tarihli dilekçesi ile 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca tazminat ödenmesi istemiyle Jandarma Genel Komutanlığına başvuruda bulunmuştur. Jandarma Genel Komutanlığı 10/2/2014 tarihli yazısıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rahatsızlığın görevin etkisi ile oluşup oluşmadığı yönünde yapılacak değerlendirmeden sonra nakdi tazminat talebinin incelemeye alınacağını başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu bu sürecin ardından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) nakdi tazminat ödenmemesi işleminin iptali ve nakdi tazminat ödenmesi talebiyle 20/3/2014 tarihinde dava açmıştır. Dava süreci devam ederken GATA tarafından düzenlenen 7/8/2014 tarihli sağlık raporunda, başvurucunun işitme kaybı rahatsızlığı ve TSK bünyesinde görev alamayacağı hususlarının yanında işitme kaybının görevin neden ve etkisiyle oluştuğu kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 22/1/2015 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 2330 sayılı Kanun'un amacının barışta güven ve asayişi korumakla, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli personelin bu görev şartları dolayısıyla karşılaşacağı tehlike ve risk nedeniyle koruma altına alınması olduğu hatırlatılmıştır. Askerî personelin 2330 sayılı Kanun'da sayılan görevler dışında sakat kalmasının veya yaralanmasının Kanun kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığı, aksi bir kabul ile her asker şahsın vazifesi sırasında sakatlanması veya yaralanması hâlinde 2330 sayılı Kanun'dan yararlandırılması sonucunun doğacağı belirtilen gerekçede, GATA tarafından 2005 yılının Ağustos ayında gerçekleşen operasyon sonrası düzenlenen 3/1/2006 tarihli raporda rahatsızlığın ateşli silah nedeniyle oluşup oluşmadığının tespitinin tıbben mümkün olmadığının tespit edildiği, olaydan dokuz yıl sonra düzenlenen 7/8/2014 tarihli raporun ise somut bir olayla bağlantı kurmadığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun rahatsızlığının 2005 yılının Ağustos ayında gerçekleşen operasyondan kaynaklandığına, bir başka ifadeyle görevin etkisiyle oluştuğuna ilişkin yeterli, kesin delilin bulunmadığı ifade edilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin 4/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 19/6/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 15/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2330 sayılı Kanun 'un maddesi şöyledir: "Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle , trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların ; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir." 2330 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu kanun;a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen: ... Silahlı Kuvvetler mensuplarını, ...kapsar" 2330 sayılı Kanun'un "Nakdi tazminat" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu kanun kapsamına girenlerden;...b) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden % 75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre, nakdi tazminat ödenir."