21. Hukuk Dairesi 2012/13313 E. , 2013/19693 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, kesilen sağlık yardımı ve aylıklarının kesilme tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına, Kuruma borçlu olmadığının tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafın…
**21. Hukuk Dairesi 2012/13313 E. , 2013/19693 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, kesilen sağlık yardımı ve aylıklarının kesilme tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına, Kuruma borçlu olmadığının tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve davalı Kurum'a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa'nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; " eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum'ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içersinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Somut olayda; 2001 yılında boşanmalarına ve aradan yaklaşık 9 yıl geçmesine rağmen, kontrol memurunun 04.10.2010 tarihli raporunun hazırlandığı tarihte davacı ve boşandığı eşinin resmi kayıtlardaki ikamet adreslerinin aynı olduğu, davacının boşandığı eşinin kontrol memuru raporundan sonra 06.05.2011 tarihinde, Donanma Mahallesi'nden ... Mahallesine taşınmış olduğu, burada yapılan zabıta araştırmasında; eski eşin kardeşleri ile yaşadığının tespit edildiğinin belirtildiği, her ne kadar eski eşin kayıtlardaki adresi ... Mahallesi ise de tanıkların eski eşin ... Köyü'nde yaşadığını beyan ettikleri, ancak Ümmiye Köyü muhtarının; eski eşin annesi ve kardeşi ile birlikte yaşadığını ve arada sırada köye geldiğini, Donanma Mahallesi'nde evi olduğunu beyan ettiği, ... tarafından gönderilen abonelik bilgilerinden davacı ve boşandığı eşi üzerine olan aboneliklerin aynı olduğu, eski eşin aboneliğinin 16.07.2010 tarihinde feshedilmiş olduğu, davacı ile boşandığı eşinin 2007-2010 yılları arasında seçim kurulu kayıtlarındaki adreslerinin aynı olduğu, ancak 2011 yılında farklı adreslerde kayıtlı oldukları açıktır. Bu itibarla; her ne kadar mahkemece “birlikte yaşama ve danışıklı boşanma” olgusunu oluşturacak deliller bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de; davacı ve boşandığı eşinin, boşanmalarına rağmen, uzun yıllar boyunca yaşamlarının her alanında gerekli olacak adres bilgilerini değiştirmedikleri, ancak kontrol memuru raporundan sonra adres değişikliği, abonelik feshi gibi işlemler yapma yoluna gittikleri, eski eşin sonradan değiştirdiği adreslerinin de müstakil bir adres yerine kardeşleri veya annesinin adresi gibi yerler olduğu, mahkemece davacı ile birlikte yaşamadığı kabul edilen eski eşin yaşadığı yer ile ilgili kesin deliller ortaya konulamamış olması karşısında; davacı ile boşandığı eşinin Yasa'da belirtilen “ fiilen birlikte yaşama ” koşulunu taşıdıkları anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.