4. Hukuk Dairesi 2021/24651 E. , 2024/8540 K. "İçtihat Metni" MAHKEMES : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/876 Esas - 2021/1881 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret - İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/862 Esas - 2021/60 Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine
**4. Hukuk Dairesi 2021/24651 E. , 2024/8540 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMES : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/876 Esas - 2021/1881 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret - İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/862 Esas - 2021/60 Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TC Hazine ve Maliye Bakanı olduğunu, davalı tarafından 12.11.2019 tarihinde TBMM Grup Toplantısında sarf edilen sözler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin 07.11.2019 tarihinde Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmanın yanlış yorumlanarak olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, dava konusu konuşmada sarf edilen söz ve ifadelerin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini belirterek 250.000,00 TL manevi tazminatın 12.11.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkili olmadığını, davacı tarafından 07.11.2019 tarihinde Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yapılan konuşmanın müvekkili tarafından eleştirildiğini, TBMM Grup Toplantısında yapılan dava konusu konuşma yönünden üstün kamu yararı bulunduğunu, siyasi eleştiri niteliğinde olduğunu, siyasetçilerin eleştirilere daha hoşgörülü yaklaşmaları gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının siyasi konumu gereğince sert ve hatta incitici eleştirilere katlanması gerektiği; davalı tarafından davacının siyasi kişiliğinin eleştirildiği, ifadelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10 uncu maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, kamuoyunu bilgilendirme ve eleştiri hakkı çerçevesinde; davacı hakkında karşı görüş, düşünce ve eleştiride bulunabilmesinin olağan kabul edilmesi gerektiği, dava konusu ifadelerin kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından yapılan dava konusu konuşmanın ulusal gazete ve televizyon kanallarında da yayınlanarak geniş kitlelere ulaştığını, konuşmada davalı tarafından haksız isnatlarda bulunulduğunu, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin 07.11.2019 tarihinde Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmanın yanlış yorumlanarak davacı tarafından olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından davacı hakkında sarf edilen sözler hoşa gitmeyen, kaba ve incitici olmakla beraber kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından yapılan dava konusu konuşmanın ulusal gazete ve televizyon kanallarında da yayınlanarak geniş kitlelere ulaştığını, konuşmada davalı tarafından haksız isnatlarda bulunulduğunu, somut fiil isnadının eleştiri olarak kabul edilemeyeceğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin 07.11.2019 tarihinde Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmanın davacı tarafından yanlış yorumlanarak kamuoyu nezdinde olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin manevi yönden yıprandığını ve zarar gördüğünü belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından 12.11.2019 tarihinde TBMM Grup Toplantısında sarf edilen sözler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25, 26 ve 83 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83 üncü maddesine göre TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar iseler de, bu sorumsuzluk mutlak bir şekilde sınırsız değildir. Anayasanın bu ilkesinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilirken özellikle kamu yararı-kişisel yarar dengesinin iyi kurulması gerekmektedir. Anayasa'nın 83 üncü maddesinde yer alan düzenlemenin amacı, milletvekilinin yasamaya ilişkin olan yetkisini daha özgürce kullanmasını ve bu doğrultudaki çalışmalarını güvence altına almaktır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere dava konusu 12.11.2019 tarihli TBMM Grup Toplantısında davalı muhalefet partisi genel başkanı tarafından güncel ve kamuoyunu ilgilendiren bir konu ile ilgili davacı hakkında değer yargısı niteliğinde değerlendirmelerde bulunulduğunun, davacı tarafından 07.11.2019 tarihinde Ordu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen toplantıda sarf edilen söz ve ifadelerin eleştirildiğinin, Anayasa'nın 83 üncü maddesi ile güvence altına alınan yasama sorumsuzluğu sınırlarının aşılmadığının, toplumsal ilgi ve kamu yararı bulunan bir konu ile ilgili muhalefet partisi genel başkanı olarak bu değerlendirmelerin yapılmasının davalı yönünden hak ve görev olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında konuşmada geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.