3. Hukuk Dairesi 2018/6413 E. , 2019/4782 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; elektrik enerjisi ihtiyacını davalı şirketten temin ettiğini, Danıştay 13. Dairesin…
**3. Hukuk Dairesi 2018/6413 E. , 2019/4782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; elektrik enerjisi ihtiyacını davalı şirketten temin ettiğini, Danıştay 13. Dairesinin 06/04/2011 tarihli ve 2008/2695 Esas 2011/1368 Karar sayılı ilamı ile EPDK'nın 875 sayılı kurul kararının iptaline karar verildiğini, bu nedenle 2006 Eylül – 2010 Aralık döneminde Perakende Satış Hizmeti (PSH) bedelinin nispi ücret olarak tahsilinin hukuki dayanağının ortadan kalktığını, bu çerçevede davalı şirketin aynı dönemde fazladan PSH bedeli tahsil ettiğini ileri sürerek; şimdilik 5.000 TL'nin KDV'si ve ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiş; 21/03/2016 tarihli dilekçesi ile talebini 142.440,41 TL'ye artırmıştır. Davalı; elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin EPDK'na ait olduğunu, davaya konu PSH bedelininde EPDK’nın düzenleyici işlem niteliğindeki kurul kararıyla uygulamaya koyduğu gelir kalemlerinden biri olması nedeniyle uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davada tahakkuk ettirilen ve dava konusu edilen bedellerin EPDK'nın düzenleyici işlemlerine aykırı olduğunun ileri sürülmediği, bu alacak kalemlerinin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunun iddia edildiği, 6446 sayılı Kanunun 6719 sayılı Kanunla değişik 17 inci maddesinin onuncu fıkra hükmü ve Geçici 20 nci maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiği, öte yandan dava konusu taleplerin (anılan kanun değişikliği öncesinde) istenebilir nitelikte olmasına karşın, davanın açılmasından sonra yapılan kanun değişikliği ile istenmesinin mümkün olmadığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla haklılık durumu ve davadan sonra yapılan ve yürürlüğe giren kanun değişikliği karşısında davacı tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- HMK'nın 33 üncü maddesine göre; hakim, Türk hukukunu resen uygular. Diğer bir anlatımla, bir davada ileri sürülen maddi olayların hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak hukuk kaidelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir.