Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1443 E. , 2024/1426 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1443 Karar No : 2024/1426 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İzmir Katip Ç…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1443 E. , 2024/1426 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1443 Karar No : 2024/1426 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 02/01/2017 tarihinde geçirmiş olduğu ameliyatta gerekli tıbbi özenin gösterilmemesi nedeniyle HIV virüsü bulaştığından bahisle uğradığı zararlarına karşılık olmak üzere 5.000,00 TL maddi ve 600.000,00 TL manevi tazminatın dava dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıda 02/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat öncesinde, 22/12/2016 tarihinde, HIV virüsünün tespit edildiği, ancak bu testin doğrulama testine ihtiyaç duyduğundan, yine ameliyat öncesinden klinik hekimi tarafından 23/12/2016 tarihinde HIV için doğrulama testinin (Western Blot) istenildiği görüldüğünden, davacının 02/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında gerekli tıbbi özenin gösterilmemesi nedeniyle şahsına HIV virüsü bulaştığından bahisle açtığı davada, idarenin eylemi ile uğranılan zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı ve bu nedenle davalı idarenin tazmin sorumluluğu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, mevcut rahatsızlığı nedeniyle tüm tedavilerini İzmir Katip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaptırdığı, belirtilen hastane dışında herhangi bir sağlık kuruluşunda tedavi olmadığı, 2014 yılından başlayarak devam eden tedavi süreci içerisinde HIV virüsüne yakalanmış olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, HIV virüsünün, vücuda bulaşma tarihinin belirlenip belirlenememesi hususunda Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği, virüsün bulaşma tarihinin öğrenilebilmesi halinde HIV virüsünün tedavi aşamasında bulaşmış olduğunun anlaşılacağı, virüsün tespit edildiğinin davacı ve yakınlarından gizlenmiş olmasının virüsün ameliyat sırasında bulaştığının gizlenmeye çalışıldığını gösterdiği, hastalığın hayati önem arz ettiği bilinen HIV testi sonucunun derhal bildirilmesi gerektiği halde ameliyat olduktan bir ay sonra bilgilendirilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve hastalığın ameliyat sırasında bulaşmış olduğunu açıkça ortaya koyduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Nöbet geçirme öyküsü şikayetiyle, 10/01/2014 tarihinde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran davacıya "sağ parietal intrakranial kitle" tanısı konulmuştur. Anılan hastanede yatış yapılarak tedavi görmesinin ardından 03/02/2014 tarihinde taburcu edilmiş, sonrasında yara yerinde akıntı şikayetiyle 14/02/2014 tarihinde tekrar aynı hastanede yatışı yapılmış, tedavisinin ardından 19/03/2014 tarihinde iyi durumda taburcu edilmiştir. Daha sonra davacı 15/12/2016 tarihinde tekrar aynı hastaneye müracaat etmiş ve beyin cerrahisi polikliniğinde yapılan kontrol muayenesi sonucunda Beyin MRG'de "nodüler nüks" saptanması nedeniyle, 22/12/2016 tarihinde yatışı yapılmış, 02/01/2017 tarihinde radyolojik nüks nedeniyle ikinci kez tümör ameliyatına alınmış, 04/01/2017 tarihinde taburcu edilmiş, son olarak 05/01/2017 tarihinde kanında HIV virüsü bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından, kanında tespit edilen HIV virüsünün anılan hastanede gerçekleştirilen tedavi sürecinden kaynaklandığı ileri sürülerek oluşan maddi ve manevi zararının tazmini istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. İdare Mahkemesince yapılan, 03/04/2019 tarihli ara kararına cevaben davalı iderece sunulan bilgi ve belgelerde; davacının hastaneye yatışının yapıldığı 22/12/2016 tarihinde HIV testi yapıldığı, bu teste ait sonuçta, anti HIV sonuç kısmının (.) ile gösterildiği ve telefon numarası verilerek arama yapılmasının istenildiği, bunun üzerine klinik doktoru tarafından 23/12/2016 tarihinde HIV için doğrulama testi (Western Blot) istenildiği, 05/01/2017 tarihli "Western Blot" doğrulama testine ait sonuç raporunun da pozitif olduğu, bu sırada davacının radyolojik nüks nedeniyle ikinci kez 02/01/2017 tarihinde tümör ameliyatına alındığı belirtilmiştir. İdare Mahkemesince, davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde idarenin eylemi ile uğranılan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı ve bu nedenle davalı idarenin tazmin sorumluluğu olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyası incelendiğinde, davacının 2014 yılında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden son taburcu olduğu 19/03/2014 tarihi sonrasında başka bir sağlık kuruluşuna başvurusu olup olmadığının araştırılmadığı, olduysa devamındaki tedavi sürecine ilişkin hasta kayıtlarının dosyada yer almadığı, İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın hüküm tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda; davalı idareden, davacının 19/03/2014-22/12/2016 tarihleri arasındaki dönemde başvurduğu bir hastane, diş kliniği veya başkaca bir sağlık kuruluşu olup olmadığı araştırılarak, tedavi sürecine ilişkin tüm kayıtların temin edilip dosyadaki tüm belgeler Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, ilgili uzmanların oluşturduğu İhtisas Dairesi Kurulundan yukarıda belirtilen hususlar ile taraf iddialarının açık, anlaşılır şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan belgelere dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.