5. Hukuk Dairesi 2015/22871 E. , 2016/12197 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ve birleştirilen dava, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün kullanılamadığından bahisle taşınmaz bedelinin, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vek…
**5. Hukuk Dairesi 2015/22871 E. , 2016/12197 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ve birleştirilen dava, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün kullanılamadığından bahisle taşınmaz bedelinin, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava ve birleştirilen dava, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün kullanılamadığından bahisle taşınmaz bedelinin, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere ve kararın dayandığı gerekçelere göre ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tazminat talebi yönünden ise; Dava konusu taşınmaz öncesinde ... parsel olarak 22.700,00 m2 iken toplam 5.845,58 m2'lik kısmının kamulaştırılmasına karar verildiği, bu bölümler için idarece açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemli davalarda her ne kadar kamulaştırmadan arta kalan ve iş bu davada davaya konu edilen 5.493,96 m2'lik (ifrazen oluşan ... parsel/yenileme sonucu ... ada ... parsel) bölümün büyüklüğü ve geometrik şekli dikkate alındığında bu kısımda tarımsal faaliyete devam edilebileceğinden değer kaybı olmayacağı belirtilmiş ise de; hızlı tren hattının yapımından sonra taşınmazın kullanımında yeni kısıtlamalar meydana gelmiştir. Şöyle ki; Dava konusu taşınmazın hızlı tren hattı ile eski tren yolu arasında kaldığı, hızlı tren hattı inşa edilip her iki tarafı tel örgü ile kapatılınca taşınmazın ana yol ile bağlantısının kesildiği, bu sebeple taşınmaza giden yol uzadığı gibi kontrolsüz hemzemin geçitten geçilmek suretiyle taşınmaza ulaşılabildiği, hızlı tren hattı altındaki menfezin ise yağışlı havalarda suyla dolması sebebiyle geçişlere mani olduğu ve biçerdöver gibi tarım aletlerinin bu menfezden geçemediği mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları, mahkeme gözlemi ve dosyada bulunan fotoğraflar ile sabittir. Ayrıca davalı idarenin 08.10.2013 tarihli yazı cevabına ve 25.07.2014 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisine göre dava konusu taşınmazın krokide (G1) harfi ile gösterilen 1.171,762 m2'lik bölümünün de 50 metrelik güvenlik koridorunda kaldığı anlaşılmıştır.