19. Ceza Dairesi 2016/13443 E. , 2017/2039 K. "" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 13.04.2011 tarih 2010/383 esas 2011/258 karar sayılı hüküm temyiz üzerine dairemizce incelenerek, Sanık hakkında 19.08.…
**19. Ceza Dairesi 2016/13443 E. , 2017/2039 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 13.04.2011 tarih 2010/383 esas 2011/258 karar sayılı hüküm temyiz üzerine dairemizce incelenerek, Sanık hakkında 19.08.2009, 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde bandrolsüz ürünler nedeniyle 31.03.2010 tarihli iddianameler ile açılan davaların mahkemesince birleştirilmesinden sonra her bir davada ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği görülmekle, aynı tarihli iddianamelerle açılan davalarda sanık hakkında atılı eylemleri nedeniyle TCK'nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi nedeniyle bozulmuştur. Bozma üzerine yerel mahkemece bozmaya konu ilamlar incelenip yeniden değerlendirme yapılarak önceki hükümde direnilmesine karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2016 tarih ve 2015/7-906 esas, 2016/193 karar sayılı kararı ile yerel mahkemenin son kararı direnme niteliğinde bulunmayıp, eylemli uyma neticesi verilen yeni hüküm niteliğinde kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderildiği anlaşılmakla yapılan incelemede; Yerinde görülmeyen sair temyiz iddiaların reddi; Ancak; Ceza Hukukunda, yasadaki tanımlamaya uygun her sonuç ilke olarak ayrı bir suç oluşturur. Bu nedenle sanığın eylemi kaç sonuç meydana getirmişse o kadar da suç işlemiş sayılır. İşlediği her suç nedeniyle de ayrı ayrı cezalandırılır. Bazı hallerde ise değişik sonuçlardan dolayı sanığa ayrı ayrı cezalar verilmeyerek, tek ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla sonucun meydana gelmesine rağmen, sanığa tek ceza verilmesini gerektiren durumlardan biri, zincirleme (müteselsil) suçtur. Zincirleme suç, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80., 5237 sayılı TCK’nın da 43. maddesinde düzenlenmiştir. Zincirleme suç kavramının tarihi gelişimine bakıldığında ‘zincirleme suç kavramı Ortaçağda Glossatörler ve Postglossatörler tarafından ortaya atılmıştır. Müşterek bir kararla, aynı tip suçu birden çok işleyen failleri, kanunların öngördükleri şiddetli cezalardan korumak için çözüm arayan pratik hukukçular tarafından yaratılmıştır. Özellikle üç hırsızlık suçunun cezasının “ölüm” olmasının doğurduğu aşırılıkları yumuşatmanın çıkar yolu olarak düşünülen bu kurum, Zanardelli Kanunu’nda da yer almış ve buradan Türk hukuk sistemine girmiştir. (Bkz. Doç. Dr. Türkan Yalçın Sancar, TBB Dergisi, sayı 70,2007 sahife 247-248) 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; 1- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, 2- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,