Başvurucular, 3/11/2008 tarihinde İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinde aleyhlerine açılan itirazın iptali davasında lehlerine olan kesin delile rağmen hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Başvurucular, 3/11/2008 tarihinde İstanbul Tüketici Mahkemesinde aleyhlerine açılan itirazın iptali davasında lehlerine olan kesin delile rağmen hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvuru, 9/7/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı 24/11/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular aleyhine, T.Halk Bankası A.Ş. tarafından konut kredisi sözleşmesinden doğduğu ileri sürülen borç nedeniyle, İstanbul İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi yapılmış, başvurucuların borcun bulunmadığına dair itirazları üzerine icra takibi durmuştur. İcra takibinin durması nedeniyle, başvurucular aleyhine, kredi sözleşmesinin tarafı olan Banka tarafından, 3/11/2008 tarihinde İstanbul Tüketici Mahkemesinde itirazın iptali davası açılmıştır. Başvurucular, davaya karşı cevap dilekçelerinde, asıl borçlu ve kefil olarak kredi sözleşmesinin tarafı olduklarını, ancak borcun ödendiğini ve bu durumun davacı Bankanın ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazdığı yazı ile sabit olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yargılama devam ederken, tarafların talebi doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesine karar verilmiş, tarafların bilirkişi ismi üzerinde anlaşamamaları üzerine, Mahkemece resen bilirkişi seçimi yapılmıştır. Dosyanın bilirkişi incelemesinden dönmesinin ardından yapılan duruşmada, başvurucular, itirazları doğrultusunda, akademisyenlerden oluşturulacak yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmuşlardır. İstanbul Tüketici Mahkemesi, aynı duruşmada verdiği 22/4/2011 tarih ve E.2008/590, K.2011/402 sayılı kararı ile asıl borçlu olarak sözleşmeye taraf olan Ali Aydın yönünden, başvurucunun davacıya borçlu bulunduğu gerekçesiyle itirazın iptali davasının kabulüne; kefil sıfatı ile sözleşmeye taraf olan başvurucu ŞeyhmusGüneşlioğlu yönünden ise usulüne uygun takip yapılmadığından, itirazın iptali davasının reddine hükmetmiştir. İstanbul Tüketici Mahkemesi gerekçeli kararında, mevcut bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun ve hükme yeterli olduğunu, dosya kapsamındaki diğer delillerin de dikkate alındığını belirtmiştir. Başvurucular tarafından yapılan temyiz talebi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 18/6/2012 tarih ve E.2011/13311, K.2012/15656 sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmiştir. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi üzerine ise Yargıtay Hukuk Dairesi, 19/3/2013 tarih ve E.2012/26680, K.2013/7532 sayılı ilamı ile temyiz aşamasında verilen onama ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının, avukatlık vekalet ücreti yönünden düzelterek onanmasına, diğer karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermiştir. Bu ilâm başvuruculardan Şeyhmus Güneşlioğlu’na 15/6/2013 tarihinde, Ali Aydın’a 27/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular, 9/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İtirazın iptali” başlıklı maddesi şöyledir: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir…” 23/2/1995 tarih ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”