Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/1649 E. , 2024/1151 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1649 Karar No : 2024/1151 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı / … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Asıl borçlu Adana Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'nin 667 sayı…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/1649 E. , 2024/1151 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1649 Karar No : 2024/1151 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı / … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Asıl borçlu Adana Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'nin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılması nedeniyle anılan şirket adına Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen teşvik belgesinin iptal edildiğinden bahisle, teşvik belgesi kapsamında ödenen 700.000,00 TL faiz desteğinin 151.158,70 TL cezai faizi ile birlikte toplam 851.158,70 TL'nin ödenmesi talebiyle, anılan şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacı adına tesis edilen Adana Vergi Dairesi Başkanlığı Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Adana Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilen ve kapatılan Adana Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'nin kanuni temsilcilerini ve bunların sorumluluk tarihlerini gösterir 11/10/2016 tarihli yazıda, davacının anılan şirkette muhasebe müdürü olarak görevlendirildiğinin ve 04/07/2013 - 03/12/2017 tarihleri arasında yetkili ve sorumlu olduğunun belirtildiği, bu nedenle 667 sayılı KHK kapsamında ticaret sicil gazetesinden resen terkin edilerek tüm mal varlığı bedelsiz olarak Hazineye devredilen şirket tüzel kişiliğinden tahsili imkânı bulunmadığı anlaşılan dava konusu işlem içeriği kamu alacağının beyan edilmesi veya ödenmesi gereken dönemlerde şirket kanuni temsilcisi olan ve sorumluluğu bulunduğu anlaşılan davacıdan tahsili amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun Hükümleri uyarınca ödenmesi gereken amme alacağının miktarını gösteren ve bildirim niteliği taşıyan davalı idarenin dava konusu yazısının davacının hukuki durumunda herhangi bir değişiklik yaratmadığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde belirtilen idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olmadığı belirtilerek istinaf isteminin belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; borcun doğduğu tarih itibarıyla şirketle herhangi bir bağlantısının olmadığı, şirketin muhasebe müdürünün başka bir kişi olduğu, 17/12/2015 tarihinde yönetim kurulu kararıyla şirketteki yetkisinin sona erdirildiği ve bu tarih itibarıyla kayyım yönetiminin sorumlu olması gerektiği, öncelikle şirketin mal varlığından alacağın tahsil edilmesi gerekirken kendisinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Adana Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş. adına Ekonomi Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayılı teşvik belgesi düzenlenmiştir. 02/09/2016 tarihinde ise Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler hakkında çıkarılan 667 sayılı KHK kapsamında anılan şirket ticaret sicil gazetesinden resen terkin edilmiş ve tüm mal varlığı bedelsiz olarak Hazineye devredilmiştir. Bu nedenle, Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünün 06/10/2016 tarihli yazısı ile şirketin 667 sayılı KHK çerçevesinde kapatılması nedeniyle tamamlama vizesi yapılamayacağından bahisle teşvik belgesinin resen iptal edildiği bildirilerek davalı idareden teşvik belgesinin iptal edilmesi nedeniyle belge kapsamında şirkete sağlanan 700.000,00 TL faiz desteği ve 151.158,70 TL cezai faiz ile birlikte toplam 851.158,70 TL'nin tahsil edilmesi istenilmiştir. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğünün dava konusu … tarih ve … sayılı işlemi ile, söz konusu amme alacağı için ilgili dönemlerde şirket kanuni temsilcisi olduğundan bahisle, davacıya, 851.158,70 TL'nin yazının tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde ödenmesi, aksi halde 6183 sayılı Kanun hükümlerince tahsil edileceği hususu bildirilmiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, iptal davası, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanun hükmünde, iptal davalarına konu olabilecek işlemlerin nitelikleri belirtilmemiş ise de, idari yargıda, idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği, tek taraflı, kişilerin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerin idari davaya konu olabileceği kabul edilmektedir. Aynı Kanun'un 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan; dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden inceleneceğine; 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de, böyle bir işlemin bulunmaması hâlinde davanın reddedileceğine ilişkin kurallar, bu ilkeye dayalıdır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Cebren tahsil ve şekilleri" başlıklı 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, (7) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 37. maddesinde, hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün amme alacağının vadesi günü olduğu; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği ya da zaman aşımına uğradığı iddialarıyla, tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; kamu alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılacak bildirimle belirlenecek vadesine göre ödenmediği takdirde ve alacağın asıl borçludan tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması hallerinde şirketin kanuni temsilcisinden ödeme emri ile takip edilebileceği ve cebren tahsilinin mümkün hale geleceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, asıl borçlu şirketin kapatılması nedeniyle, kanuni temsilci olan davacı adına tesis edilen işlem, teşvik belgesi kapsamında ödenen faiz desteği ve cezai faiz toplamı olan 851.158,70 TL alacağın kanuni temsilci tarafından ödenmesi istemini içerdiğinden, kanuni temsilcinin hukuki durumunda değişiklik yaratan, kesin ve icrai bir işlem niteliğindedir. Aksi takdirde, sonraki aşamada kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenecek, düzenlenecek olan ödeme emrine karşı açılacak davada ise davacının kararımızın "Temyiz Edenin İddiaları" bölümünde yer verilen kendisinin borçtan sorumlu olmadığı yönündeki iddiaları incelenemeyecek, ödeme emrinin uygunluğu yalnızca 6183 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılan hususlar (borcu olmadığı, kısmen ödediği, borcun zamanaşımına uğradığı) bakımından denetlenebilecektir. Bu itibarla, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde belirtilen idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olmadığı belirtilerek davanın incelenmeksizin reddine karar veren İdare Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/02/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.