9. Ceza Dairesi 2020/5807 E. , 2021/3109 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Avukat olan sanık ...'in, katılanların sanık sıfatıyla yargılandıkları İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/112 esas sayılı kamu davasında sanıkların müdafîliği görevini üstlendiğini, bununla birlikte söz konusu mahkemede görülmekte olan davanın 10/03/2010, 20/10/2010, 14/02/2011, 15/09/2011, 16/04/2012, 21/11/2012 ve…
**9. Ceza Dairesi 2020/5807 E. , 2021/3109 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Avukat olan sanık ...'in, katılanların sanık sıfatıyla yargılandıkları İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/112 esas sayılı kamu davasında sanıkların müdafîliği görevini üstlendiğini, bununla birlikte söz konusu mahkemede görülmekte olan davanın 10/03/2010, 20/10/2010, 14/02/2011, 15/09/2011, 16/04/2012, 21/11/2012 ve 13/02/2013 tarihli duruşmalarına mazeret bildirmeksizin katılmadığının sabit olduğu, yine yargılama sonunda katılanlar ... ve ...'ın cezalandırılmasına dair 26/04/2013 tarihli ve 2013/154 sayılı kararı duruşma talepli olarak temyiz ettiği, Yargıtayca yapılacak duruşma tarihi kendisine tebliğ edildiği, buna rağmen temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2014/2451 Esas sayılı dosyasının 02/07/2014 tarihli duruşmasına katılmadığının sabit olduğu, avukat olan sanık, bazı duruşmalara mazeretiz olarak iştirak etmemek ve duruşmalı temyiz talebinde bulunmasına rağmen temyiz duruşmasına katılmamak suretiyle her ne kadar üstlendiği müdafilik görevinin gereklerine uygun davranmamış ise de, bu davranışların yargılamanın esasına müessir bir sonuç doğurmayacağı, bazı duruşmalara katılmamış ise de karar duruşmasına katıldığı, esas hakkında savunma yaptığı, kararı temyiz ettiğinin görüldüğü, salt bazı duruşmalara katılmamış olmasının ceza yargılamasında bir hak kaybına yol açmayacağı, zira ceza mahkemelerinin sanığın lehinde ve aleyhinde olan tüm hususları resen inceleme görevinin olduğu, Yargıtaydaki temyiz duruşmasına katılmaması bir ihmal ise de bu davranışın da Yargıtaydaki incelemenin sonucuna tesir etmeyeceği, temyiz dilekçesinde dile getirilen ve dile getirilmeyen tüm hususların Yargıtayca zaten resen incelendiği, şayet bir hukuka aykırılık bulunsa idi, temyiz talebinde dile getirilmese dahi Yargıtayın bunu dikkate alacağı ve kararı bozacağı, dolayısıyla sanığın ihmali davranışı olmakla birlikte bu davranışının katılanların mağduriyetine sebebiyet vermediği, bir hak kaybına yol açmadığı, bu nedenle TCK'nın 257/2. de öngörülen "Kişilerin mağduriyetine" sebebiyet verme unsurunun oluşmadığı, ihmal oluşturan eylemlerinde görevini ihmal kastının da olmadığı, bu nedenle suçun manevi unsurunun da oluşmadığı, bu şekilde gerçekleşen eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; Kırıkkale Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın,... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/112 Esas sayılı dosyasında "Çocuğun cinsel istismarı, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından sanık olarak yargılanan katılanlar ... ve ...'in müdafiliğini üstlendiği halde, bahse konu davanın 10/03/2010, 20/10/2010, 14/02/2011, 15/09/2011, 16/04/2012, 21/11/2012 ve 13/02/2013 tarihli celselerine ve duruşmalı temyiz incelemesi talebinde bulunmasına rağmen anılan dosyanın temyiz incelemesi yapıldığı 02/07/2014 tarihli duruşmasına mazeretsiz katılmayarak müdafii olduğu sanıkları görevlendirilme gerekçesi olan hukuki yardımdan mahrum bıraktığı ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiği, ceza yargılamasında resen araştırma ilkesi egemen olsa da müdafilerin yargılamaya katılmamasının yargılamanın sonucuna tesir etmeyeceği şeklindeki kabulün müdafilik kurumunun varlığını da tartışmalı hale getireceği, bu suretle sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sabit olmasına karşın dosya kapsamına uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirmeyle mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı, o yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 15/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.