Başvurucu, yargılandığı davada, ek oturum açılarak kendisinin katılmadığı oturumda müştekinin dinlenmesi, haksız yere tutuklanması ve delillerin eksik toplanması sonucu mahkûmiyetine karar verilmesi nedenleriyle, Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde belirtilen özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, yargılandığı davada, ek oturum açılarak kendisinin katılmadığı oturumda müştekinin dinlenmesi, haksız yere tutuklanması ve delillerin eksik toplanması sonucu mahkûmiyetine karar verilmesi nedenleriyle, Anayasa’nın ve maddelerinde belirtilen özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 10/6/2014 tarihinde Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP sisteminden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu irtikap suçundan Sincan Sulh Ceza Mahkemesinin 12/1/2010 tarih ve 2010/3 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 14/1/2010 tarih ve E.2010/271 sayılı iddianamesi ile irtikap suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Başvurucu, yargılama sırasında Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2010 tarih ve 2010/661 İş sayılı kararıyla salıverilmiştir. Başvurucunun eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2010 tarih ve E.2010/41, K.2010/202 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve Cumhuriyet Savcısı tarafından anılan kararın temyizi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/9/2011 tarih ve E.2011/3764, K.2011/20919 sayılı ilamı ile hüküm bozulmuştur. Bozmadan sonra yeniden yargılama yapan Mahkeme, 9/10/2012 tarih ve E.2011/277, K.2012/368 sayılı kararı ile başvurucunun görevi kötüye kullanma suçundan 5 ay hapis cezası cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir: “… D E L İ L L E R: Sanıkların savunmaları, müşteki beyanları, tanık beyanları, nüfus ve adli sicil kayıtları, adli emanet makbuzu, yakalama üst arama ve geçici muhafaza altına alma tutanağı, mahkememiz 19/10/2010 tarih 2010/41-202 esas ve karar sayılı ilamı, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/09/2011 tarih 2011/3764-20919 esas ve karar sayılı bozma ilamı, raporlar, nüfus ve adli sicil kayıtları, diğer bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Sanık ve müşteki anlatımları ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; sanıklardan Selçuk Demir'in [Başvurucu] Sincan İcra Dairesi'nde müdür yardımcısı, sanık H. S.’nin zabıt katibi, sanık K.’nin ise olay öncesinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesine tabi sözleşmeli personel olduğu, 24/11/2009 tarihinde sözleşmesinin sona erdiği, ancak aynı dairede yeni sözleşmesi yapılıncaya kadar çalışmaya devam ettiği, müşteki O. K.’nin Ankara İcra Dairesi'nin 2005/5824 esas sayılı dosyasında borçlu olduğu, hakkında icra takibine geçildiği, bu nedenle menkul ve gayri menkul mallarına haciz konulması için Sincan İcra Dairesi'ne talimat yazıldığı, talimatın Sincan İcra Dairesinin 2005/2078 talimat numarasına kaydedildiği, 10/10/2005 tarihinde Sincan Tapu Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak müştekinin Sincan'da bulunan 1167 Ada 36 Parsel sayılı taşınmazına haciz konulduğu, bu talimat dosyasından dolayı müştekinin zaman zaman evrakını takip etmek için Sincan İcra Dairesi'ne gelip-gittiği, bu dönemde müştekinin Ankara İcra Müdürlüğü'ndeki dosyasından taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına ilişkin müzekkereyi alarak 06/01/2010 günü talimat işlerini yürüten sanıkların çalıştığı Sincan İcra Dairesi'ne geldiği müdür yardımcısı Selçuk ile görüştüğü, Selçuk'un müştekinin beyanına göre "bizim burada resmi görevlimiz yok, ben dışarıdan bir adam tuttum, onun maaşını da biz veriyoruz, o adama 20-30 TL. para ver, dosyaları hemen çıkarsın, yoksa 15-20 gün beklersin" dediği, müştekinin bunun üzerine parası olmadığını söyleyerek icra dairesinden ayrıldığı ve 08/01/2010 tarihinde Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğu, Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine Emniyet Müdürlüğünce müştekiye seri numarası alınmış TL.lik 2(iki) adet banknotun verildiği, müştekinin Sincan Emniyet Müdürlüğü sivil ekipleri ile beraber olay günü saat 14:30 sıralarında icra dairesine gittiği, Selçuk Demir'in yanına uğradığı, sanık Selçuk'un bir neden söylemeden saat 17:00'de gelmesini istediği, müşteki O. K.’nin daireden ayrılarak saat 17:00 sıralarında yeniden icra dairesine geldiği, sanık Selçuk'a uğradığı, Selçuk'un müştekiyi diğer sanık H. S.’ye yönlendirdiği, H. S.’nin müştekiye "biz mahsen dosyalarını cuma günü çıkartıyoruz, o gün gel" dediği, müştekinin ısrarı üzerine sanık Selçuk'un müştekiye hitaben "git 'yi bul" dediği, müştekinin sanık 'yi aradığı, ancak bulamadığı, bir süre sonra tekrar icra dairesine döndüğünde 2005/2078 talimat sayılı dosyanın mahsenden çıkarıldığını ve H. S.’nin masasında olduğunu gördüğü, bu sırada sanık 'nin daireye geldiği, müştekiye "ne yapacaksan yap da iş bir an önce bitsin" dediği, 'nin sanık Selçuk'un odasına girip çıktığı, sonradan müştekiye para vermesi için el işareti yaptığı, müştekinin de daha önce seri numaraları alınan -TL.lik banknotu verdiği, parayı alan 'nin diğer sanık Selçuk'a başı ile işaret yaptığı ve dışarıya çıktığı, bu olayı icra müdürlüğünün dış kapısındaki gözetleme deliğinden takip eden Emniyet Müdürlüğü sivil ekiplerinin de gördüğü, 'yi yakalayıp üst araması yaptıklarında önceden seri numarası tespit edilmiş ve müştekiye verilmiş -TL.lik banknotun sanık 'nin üzerinde bulunduğu, bu hususun tutanakla tespit edildiği, bu işlemlerin icra dairesinin dışında olduğu, diğer iki sanığın 'nin polisler tarafından yakalandığını görmediği, para alındıktan sonra sanık H.'nin Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gönderilecek müzekkereyi hazırlayıp sanık Selçuk'a imzalatıp bir nüshasını elden müşteki O.’ya verdiği, bu sırada sivil ekiplerinin sanık ile ilgili işlemleri bitirip daireye döndükleri ve diğer sanıkları yakaladıkları anlaşılmıştır...” Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 21/4/2014 tarih ve E.2013/16401, K.2014/4472 sayılı ilamı ile hüküm onanmıştır. Başvurucuya onama kararı 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru, 10/6/2014 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir: “(1) Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. (2) Bu hususta yapılacak çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.”