Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ait AVM'lerde unlu mamüller imalatı, pazarlaması ve satış işletmeciliği kapsamında stantların kullanıldığını, müvekkili şirketin elektrik abonesi olmaması nedeniyle süzme sayaç kullandıklarını, davalı şirket tarafından kullanılan elektrikle ilgili düzenlenen faturaların bedellerin kendileri tarafından ödendiğini, bilahare aradaki sözleşme sona erdikten sonra geriye dönük yapılan araştırmada davalı şirketin olması
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılamalar neticesinde ;DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında cari hesap sözleşmesinden kaynaklanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğu; bu ilişki gereğince davalı şirket sipariş formlarından, e-posta mesajlarından gelen sipariş emirleri; davacı şirket tarafından kabul edilerek yine davalı şirketin sevk adresi olarak bildirdiği yerlere sevk edildiği ve fatura kesildiği; davalı şirkete ait sipariş formlarında, davacı şirketin sipariş teyit mektuplarında ya da taraflar arasında imzalanan satın alma protokollerinde; ticari ilişkiye konu olacak ürünlerin miktarı, birim fiyatı, ıskontosu, teslim tarihi, teslim yeri, ödeme şekli ve vadesi gibi temel bilgiler yer aldığı, davacı şirketin bu sözleşmelerden kaynaklanan bütün yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiği, davalı şirketin taraflar arasında kararlaştırılan sözleşme hükümlerinden özellikle satın alınan ürünlerin ödenmesi zamanını gösteren “vade” maddesine uygun davranmadığı, kendilerine bu konuda yapılan bütün uyarılara rağmen ısrarla kararlaştırılan vadenin ötesine geçen ödemeler yaptığı tartışılmaz bir gerçektir dediği, taraflar arasında vadenin kesin olarak belirlendiği durumlarda vadenin geçmesi ile temerrüde düşülmesi konun gereği olduğu, yükümlülüklerin geç de olsa yerine getirilmesi durumunda temerrüt halinin sona ereceği fakat gecikme nedeni ile temerrüde düşülen tarih ile yükümlülüğün yerine getirildiği tarih arasındaki süre “geçmiş günler faizi” olarak görüleceği ve temerrüt faizi işletileceği, davacı şirketten 2017-2018 yıllarında kestiği faturalara karşılık aldığı ödemelerin, taraflar arasında kararlaştırılan vade şartlarından uzun olması nedeni ile 08.11.2018 tarihinde düzenlenen ... numaralı 214.646,07 TL ve ... numaralı 3.241,12 Euro tutarında iki adet fatura, davalı şirkete gönderildiği, davalı şirket tebliğ aldığı faturaları süresi içinde .... Noteri aracılığı ile keşide edilen bir ihtarname eşliğinde iade ettiği, HMK’nun 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilir; sözleşmenin ifa yeri BK 73. (TBK 89.) maddesinde düzenlendiği; buna göre öncelikle borcun ifa yeri tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir, şayet aksine bir antlaşma yoksa para borçlarında borç alacaklısının ödeme zamanında ödenir ancak aranacak ya da aldırılacak borçlarda bu madde uygulanmaz, nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da bu kural benimsendiği ancak BK73. Maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerektiği, davalı borçlunun ihtarname ile iade ettiği faturaların tahsili için iş bu davayı açmak zorunda kaldığı, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; 234.263,18 TL alacağın, doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.