4. Hukuk Dairesi 2011/10667 E. , 2011/12525 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 11/09/1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/10/2004 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... ve ... Yay. ve Dağ. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilme…
**4. Hukuk Dairesi 2011/10667 E. , 2011/12525 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 11/09/1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/10/2004 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... ve ... Yay. ve Dağ. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan ... ve ... Yayıncılık ve Dağıtım AŞ tarafından temyiz olunmuştur. Davacı ..., dava konusu edilen yazılarda, Trabzonspor kulübü hakkında eleştiri sınırlarının aşıldığını, ‘ Trabzonspor kulübünün mali yönden acz içinde olduğu, spor kulübünün sporculara verdiği çeklerin karşılıksız çıktığı’ biçiminde gerçeğe aykırı açıklamalara yer verilerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir. Davalılar ise, dava konusu haberlerin, görünürdeki gerçeklere uygun olduğunu, eleştiri sınırlarının aşılmadığını, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek ifadelere yer verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Dava dilekçesinde; davalı şirketin sahibi olduğu Fanatik Gazetesinin 23.10.1997 günlü sayısında yayınlanan ve davalılardan ... tarafından kaleme alınan “Ekim Devrimi” başlıklı yazı ile birlikte aynı gazetenin 5.8.1998, 30.8.1998 ve 1.9.1998 günlü sayılarında yayınlanan toplam dört adet haber nedeniyle manevi tazminat istenmiştir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuş, Dairemizce, “…hangi yazıdan ne miktar tazminat istendiğinin davacıya açıklattırılması gerektiği…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Yerel mahkemece bozmaya uyulmuş ve bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 16.09.2004 günlü açıklama dilekçesinde, davalılardan ... tarafından kaleme alınan yazı nedeniyle manevi tazminat isteğinden vazgeçildiği, dava konusu edilen diğer üç haber nedeniyle her bir yazı için 5.000 er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 15.000 TL manevi tazminat istedikleri bildirilmiştir. Yerel mahkemece, davalı ... yönünden istemin vazgeçme nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise manevi tazminat isteminin bir bölümünün kabulü ile dava konusu edilen üç yazının her biri için 1.000 er TL manevi tazminata karar verilmiştir. Karar, davalılardan ... ve Simge Yayıncılık ve Dağıtım AŞ tarafından temyiz olunmuştur. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu edilen ve Fanatik Gazetesinde yayınlanan “Campbell Fiyaskosu”, “Ogün çeki iade etti” ve “Hami’nin çek isyanı’ başlıklı üç yayın, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde; dava konusu yazılarda, ‘davacı spor kulübünün mali açıdan sıkıntıda olduğu, yurt dışından transfer edilen futbolculara, transfer parasını ödeyemediği’ yönünde açıklamalara yer verildiği, bu açıklamaların, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından mahkemeye gönderilen yazıda yer alan bilgilere göre doğruluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda davalılar tarafından yapılan yayınların görünürdeki gerçeğe uygun olduğu, özle biçim dengesinin gözetildiği, eleştiri sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığından söz edilemeyeceği ve davalıların da manevi tazminat ile sorumlu tutulamayacağı benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.