T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/815 Esas KARAR NO: 2025/1591 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/11/2023 NUMARASI : 2021/16 2023/235 DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Madd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/815 Esas KARAR NO: 2025/1591 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/11/2023 NUMARASI : 2021/16 2023/235 DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacıya ait “...” isimli koltuk tasarımını 2016 05016 numara ile tescil edildiği, tasarlanan mobilyaları kendisinin ürettiğini, bazı tasarımların ise üçüncü kişilerce üretimi için anlaşma yapıldığı, bu kapsamda karşı taraf ile tescilli tasarımın ve bunun haricinde başkaca ürünlerinin üretilmesi için bir takım görüşmeler yapıldığı ancak bu hususta bir anlaşma olmadığı, işlemlere ve karşılıklı ticari faaliyete devam edilmediği, bu görüşmeler dahilinde karşı tarafın tescilli tasarımı görme ve inceleme fırsatı olduğunu, karşı taraf ile anlaşma görüşmelerine başlamadan önce gizlilik taahhütnamesi imzalandığını, müvekkili şirketin sonradan yapmış olduğu tespitler neticesinde karşı tarafın müvekkili şirketin sahip olduğu tescilli tasarımın korumasını ihlal ederek ayrıca imzalanan gizlilik taahhütnamesine aykırı olarak tescilli tasarıma tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzer bir mobilya tasarladığı ve piyasaya sunduğunu, karşı tarafın müvekkili şirketin tescilli tasarımı ihlal eden nitelikte mobilya tasarlamakta kalmadığı ve 10 Ocak 2018 tarihinde başvuru yaparak bu tasarımı 2018 00139 numara ile tescil ettirdiğini, davalı tarafın kopyaladığı ürünün “...” olarak isimlendirdiğini, karşı tarafa ilk önce ihtarname keşide edildiğini, sonuç alınamayınca Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, dava konusu yapılan ürünün müvekkilinin en çok rağbet gören ve bir nevi tasarım imzası niteliğinde değerli bir ürün olduğunu, karşı tarafın iş bu taklit ürün ile yarışmalarda ödül(ler) aldığını, bu ödüllerden birinin sektörde itibarlı olarak görülen “... TURKEY” organizasyonu tarafından 2018 yılında verildiğini, bu ödülün geri alınması için ödülü veren kuruluşa bilgi verilmesine rağmen harici yapılan görüşmelerde “…ödülün geri alınabilmesi için Mahkeme Kararı’nın olması gerektiği…” bilgisinin taraflarına iletildiğini, müvekkilinin kendisine ait ve kendi tasarımı olan ürün ile bir başka firmanın ödüller almış olmasının müvekkili şirketin itibarının sarsılmasına sebep olduğunu, bu ödülün müvekkiline verilmesi gerekirken karşı tarafa verilmiş olmasının müvekkilinin bahse konu ödülün reklamını yapamamasına sebep olduğunu ve bu durumun kazanç kaybı yaşattığını, davalı tarafın dava konusu ürünün satışlarından kazançlar elde ettiğini ve bu kazançların müvekkiline ödenmesi gerektiğini, diğer taraftan müvekkilinin davalının kusurlu ve haksız davranışları sebebiyle kazanç kaybı yaşadığını, sektörde çoğu firma tarafından dava konusu ürünün müvekkiline ait ve tasarımının müvekkiline ait olduğunun bilinmekte olduğunu ileri sürerek tedbir talebinin kabülüne, davalı tarafından yapılan tecavüzün engellenmesine, 2018 00139 nolu tasarım tescil belgesinin iptaline veya hükümsüzlüğüne, tecavüzden kaynaklı müvekkilinin aleyhine oluşan menfi ve müspet zararların tazminine, hükmedilen bedele tecavüz tarihinden itibaren başlamak üzere bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesine, davalının tecavüz ettiği tasarımdan kaynaklı kazançlarının müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin iade-i itibarının sağlanmasına ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi vekaleten talep edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin 2018 00139 nolu ve “...” isimli tasarımının 10.01.2018 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, huzurdaki davanın 02.02.2021 tarihinde açıldığından müvekkil şirketin tasarım tescilinden 3 yıl geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yine davacı şirket tarafından keşide edilen Üsküdar 22. Noterliği’nin 26.11.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi müvekkiline tebliğinden 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde davacı tarafça dava açılmamış olduğunu ve hukuki yollara başvurulmamış olduğunu, yetkili Mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu ve yetki yönünde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından davacı tasarımı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ifade edilse de iki ürün arasında hemen her ünitede ve genel görünümde çok büyük tasarım farklılıkları olduğunu, buna rağmen davacı şirket tarafından davacı şirket tarafından keşide edilen Üsküdar 22. Noterliği’nin 26.11.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı tarafından Ankara 6. Noterliği’nin 03.12.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevabı verildiği ve müvekkili şirketin “...” tasarımı ile davacı şirketin “...” isimli tasarımı ile arasında farklılıklar bulunduğunu, ürünler arasında benzerlik bulunmadığının belirtildiği, 6769 sayılı SMK’nın madde 55 hükmü dikkate alındığında her şeyden önce tasarımın ne olduğunun ortaya konulması ve mevcut tasarımdaki seçenek özgürlüğünün dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini, 554 sayılı KHK’nın 7/son ve 11/2. Maddesi uyarınca kıyaslanan tasarımların farklılıklarından ziyade ortak özelliklerine ağırlık verildiği ve tasarımcının tasarlama açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğunun, seçenek özgürlüğünün tasarımda yer aldığı sonucuna yine markasal unsurların ilavesiyle ortaya çıkan genel izlenimin değerlendirilmesi ile varılmış olduğunu, markasal unsurların seçenek özgürlüğü bakımından nazara alınmasının doğru olmadığını, iki ürün arasında ilk bakışta fark edilen farklılıkların; söz konusu tasarımların dört ayaklı koltuk tasarımları olduğu ancak bu özelliklerin tasarımların işlevselliği açısından zorunlu unsurlar olduğunu, müvekkiline ait koltuğu oturma alanının daha geniş itiraza dayanak tasarımların oturma alanının tek kişilik olduğunu, müvekkiline ait koltuğun kol kısmı koltuğun kasasıyla bütünleşikken itiraza dayanak tasarımların hepsinde kol koltuğun kasasından ve geri kalanından bağımsız olarak tasarlandığını, müvekkiline ait tasarımda kollar tek bir dikişsiz kumaşla kaplıyken itiraza dayanak tasarımlarda kolların ortasından bir dikişin geçtiği, müvekkilinin koltuğunun oturma alanında koltuğun kasasında bağımsız iki minderin yer aldığı itiraza dayanak tasarımların tamamında oturma alanının koltuğun geri kalanıyla bütünleşik olduğunu, davalı taraf vekili müvekkili şirketin dava konusu 2018 00139 nolu tasarım tescilinde sonra başka bir grup tasarım ile birlikte dava konusu “...” koltuk serisinin 2’li modeli için de 2018 06801 no ile tekrar tasarım tescili başvurusunda bulunduğunu, davacı şirketin dava konusu “...” ile benzer olduğu gerekçesi müvekkili şirketin 2018 06801 -3-4-5 nolu tasarımları için itirazda bulunduğunu ancak yapılan inceleme neticesinde TPMK’nın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurula tarafından “genel izlenim itibariyle farklı görülmüş olup itiraz konusu tasarımlar yenilik ve ayırt edici niteliğe sahip bulunmuştur.” Şeklinde karar verildiğini, davacı şirketin ürününe benzeyen, üretilen ve piyasada halen satışı devam eden yerli ve yabancı üreticilere ve tasarımcılara ait birçok koltuk modeli bulunduğunu, ürünler arasındaki ortak noktalarının da yalnızca piyasadaki standart bir üründe bulunabilecek olan sıradan hususlar olduğunu (koltukların sırt ve kol kısımlarının aynı hizada olması vb.) davacı şirketin bu sıradan hususlarda tekelinin olmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/11/2023 Tarih 2021/16 Esas 2023/235 Karar; "...Davalı tarafa ait tescil tasarımının yenilik ve ayırt edicilik yönünden yapılan incelemede ; kolçak tasarımlarının genel izlenimleri ve bu izlenimleri ön plana çıkarabilmek adına yapılan turuncu kontür çizgileri incelendiğinde, iki tasarımın genel izlenim açısından birbirine benzer oldukları, sarı dairesel alanlara bakıldığından kolçakların bitimi, oturma alanlarının ön yüzeylerinin bitimi ve mobilya ayaklarının görüntüsünün benzer olduğu, davalı tarafa ait tescil içeriğindeki 2. sıradaki tasarımın, 3. sırada bulunan tekli koltuğun benzer tasarım niteliklerine sahip iki kişilik versiyonu olduğu, iki kişilik versiyonu aynı tasarım niteliklere sahip olduğundan buradaki benzerlikten ötürü iki kişilik versiyonunun da bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibas durumu yaratabileceği, bu haliyle davalı tarafa ait 2018 00139 numaralı çoklu tescil içeriğindeki 3. Sıradaki tasarımın davacı tarafa ait 2016 05016 tescil numaralı tasarım ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, iki rapor arasındaki çelişkinin giderildiği 3. Raporda belirlendiği üzere Tasarımlar arasındaki farklar; öğelerin açıları, detayları gibi küçük ayrıntılarda olduğu ve bu farkların tasarımın genel görünümü ve algısını değiştirmediği sonucuna varılmış, davacının 2016 05016 nolu endüstriyel tasarım başvurusunun 13/07/2016 tarihinde yapılmış olduğu, davalının 2018 00139 nolu çoklu endüstriyel tasarım başvurusunun 10/01/2018 tarihinde (davalı tasarım başvurusu üzerinden yaklaşık 18 ay geçmiştir) yapıldığı, davalıya ait 2018 00139 nolu çoklu endüstriyel tasarım başvurusuna konu(1), (2) ve (3) nolu tasarımların SMK.nun 56/1 ve 56/4-a Maddesi uyarınca tasarımın” “Yenilik ve ayırt edicilik” niteliğine sahip olmadığı ve bu nedenle de SMK. 'nun 77. Maddesine göre hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Bu tespitler dikkate alındığında davacı tarafa ait tescil tasarımları yönünden davalının tescil tasarımlarına konu ürünlerin aynı zamanda davacının tasarımları yönünden tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususu da değerlendirilmiş; davalı ürünlerinin davacı tarafa ait ürünler yönünden iltibas oluşturacak şekilde benzer olduğu, davalı tarafın bu ürünlerin imalat ve satışlarını yapmak suretiyle davacının tasarım hakkına tecavüzde bulunduğu, SMK'nın 81. Maddesinde tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak hallerinin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilerek davalının eylemlerinin tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu tespitlerden sonra davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi yönünden de mali bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davalı tarafın dava konusu ürünün satışından net 34.525,45-TL tutarında kazanç elde ettiği tespit edilmiştir. Bu tespitten sonra SMK'nın 151. Maddesine göre, Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. Hükmü dikkate alınarak yapılan hesaplama ve tecavüz tespit edilen ürünlerin önemi, ihlalin niteliği ve boyutu dikkate alınarak yoksun kalınan kazancın artırılmasına dair, davacı tarafın talep ettiği 130.000,00-TL menfi ve müspet zararına ilişkin talebinin yerinde olduğu kabul edilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KABULÜ ile 1-Davalı adına tescilli 2018 00139 numaralı tasarım tescili dolayısıyla davacı tarafa ait 2016 05016 numaralı tasarım tescilinden kaynaklı haklarına tecavüz ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, 2-Davalı adına tescilli 2018 00139 numaralı tasarım tescilinin HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,3-130.000,00 TL Maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafın itibarının iadesi talebi yönündeki talebinin kabulü ile davalının davacının tasarım tescilinden kaynaklı haklarına tecavüzünün önlenerek davacının itibarının iadesine,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davalı vekili savunma dilekçesini aynen tekrar ederek talepler yönünden 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, genel izlenimde yenilik ve ayırtedicilik bulunduğunu, maddi tazminat olarak belirtilen zarar somutlaştırılmadan ve zarar kalemleri belirlenmeden afaki taleplerle talepte bulunulduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Tasarımdan doğan haklara tecavüz, hükümsüzlük, maddi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, 2016 05016 sayı ile tescilli "..." isimli koltuk tasarımı bulunduğunu, davalının "..." olarak isimlendirdiği 2018 00139 sayı ile davalı adına tescilli tasarımın davacı tasarımına ayrıt edilemeyecek derecede benzer olduğu iddiası ile tasarımdan doğan haklarına tecavüz, hükümsüzlük, maddi tazminat ve itibarın iadesi istemleri ile 130.000,00 TL harca esas değer gösterilmek suretiyle huzurdaki dava açılmıştır.Davacı tarafından talep sonucunun açıklanmasına ilişkin 05.02.2021 tarihli dilekçesinde; 100.000,00-TL olarak talep ettikleri maddi tazminatın; davacı ürünlerinin tasarımlarının kopyalanmasından kaynaklı davacının uğradığı menfi ve müspet zararlarına yönelik olduğunu, davalı taklid ürünleri nedeniyle davacının kazanç kaybına sebep olduğunu ve bu kazanç kaybını talep ettiklerini, 30.000,00-TL olarak talep konusu edilen maddi tazminat istemlerinin ise kopyalanmış ürün satışından elde edilen karın davacıya ödenmesi olarak açıkladığı görülmüştür. Yapılan yargılamada; Arasında SMMM bilirkişinin de yer aldığı 10.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2016 05016-1 numaralı tasarımı ile davalı adına 2018 00139 sayı ile tescilli 1,2,3 numaralı tasarımların farklı olduğu ve 2017-2020 arası dava konusu ürün satışından davalının 34.525,45-TL gelir elde ettiğinin tespit edildiği, rapora itirazlar kapsamında yeni bilirkişi heyeti oluşturulduğu ve alınan 16.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı adına tescilli 2016 05016 sayılı tasarım ile davalı adına 2018 00139-3. Nolu tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibas bulunduğu, davalı adına 2018 00139-1. Ve 2. Nolu tasarımın 3. Nolu tasarımın versiyonları olduğunun belirtildiği, raporlar arasındaki çelişki nedeniyle 3. Bilirkişi heyeti oluşturularak alınan 03.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait 2016 05016 (1) nolu tasarım ile hükümsüzlük istemine konu davalıya ait 10.01.2018 tarihli 2018 00139 (3) numaralı tasarım bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklar bulunmadığından benzer olarak algılandıkları, davalı tarafa ait 2018 00139 (1) ve (2) numaralı tasarımların (3) numaralı tasarımın ikili ve L kullanımları oldukları ve benzer olduğu, (1), (2), (3) sayılı tasarımların tescil tarihinde yenilik ve ayırtedicilik özelliklerine sahip olmadığı belirtildiği görülmüştür.Davacı vekilinin 20/07/2023 tarihli dilekçesinde "yoksun kalınan kazanç" talebi yönünden yargılamada inceleme yapılmadığı belirtilmek suretiyle davanın ıslahı yönünden verilen ara karardan dönülmesini, aksi halde dava dilekçesinde belirtilen harca esas değer üzerinden değerlendirilmesini talep ettiği görülmüştür.1-Öncelikle davalı tarafından zamanaşımı def'i ve mahkemenin yetkisi yönünden dile getirilen istinaf sebeplerine ilişkin olarak yapılan incelemede; Hükümsüzlük davasının yanında tasarım hakkına tecavüz davası da açıldığından ve objektif dava birleşmesi söz konusu olduğu gerekçesi ile yetki itirazının reddine ve devamla talebin zamanaşımı süresi içerisinde dile getirildiği anlaşıldığından zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi yerindedir.2-Ancak, Sınai mülkiyet hakkı zarara uğrayan hak sahibi SMK 151. Madde kapsamında fiili zararı ve yoksun kalınan kazancı talep edebilecek olup, fiili zarar; sinai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle sınai mülkiyet hakkı sahibinin malvarlığında meydana gelen net azalmadır. Yoksun kalınan kar ise, tecavüz eylemi gerçekleşmese idi sınai mülkiyet hakkı sahibinin elde edeceği muhtemel kazançtır.Yukarıda kısaca özetlenen yargılama aşamaları dikkate alındığında her ne kadar yargılamada üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış ise de yalnızca 10.03.2022 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde maddi tazminata ilişkin inceleme yapıldığı görülmüş olup, davalı vekili tarafından maddi tazminat hesaplanmasına ilişkin rapora karşı ciddi itirazlarının olumlu olumsuz karşılanmadan tahkikata son verilmesi yerinde değildir. Bununla birlikte maddi tazminat talebi yönünden; "SMK 151/4. Maddesine atıf yapılarak "yapılan hesaplama ve tecavüz tespit edilen ürünlerin önemi, ihlalin niteliği ve boyutu dikkate alınarak yoksun kalınan kazancın artırılmasına dair, davacı tarafın talep ettiği 130.000,00-TL menfi ve müspet zararına ilişkin talebinin yerinde olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüş ise de, karar gerekçesinde alacak taleplerinin nitelikleri ile ispat vasıtaları üzerinde durulmadan, hesap bilirkişi raporundaki hangi verilerin hükme esas alındığı açıklanmadan ve talep bulunmamasına karşın SMK 151/4. Madde kapsamında değerlendirme yapılması da yerinde değildir. Kabule göre de takdir edilen maddi tazminat SMK 151/4. Madde kapsamında uygulama ile yerleşik hale gelen hesaplama usul ve şekline de aykırıdır.Bu kapsamda davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile eksik inceleme ve hatalı gerekçe içeren ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller yeniden değerlendirildikten sonra ve kazanılmış haklar dikkate alınarak bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/11/2023 tarih, 2021/16 Esas, 2023/235 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,4-Davalı vekilinin zamanaşımı def'i ve Mahkemenin yetkisine dair ileri sürdüğü istinaf taleplerinin esastan reddine,5-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,6-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 7- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 240,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.409,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.11/12/2025