Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/5672 E. , 2024/4299 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5672 Karar No : 2024/4299 DAVACI : ... Madencilik Metalurji İnşaat San.ve Tic. A.Ş VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Hukuk Müşaviri, ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : ... ili sınırları dahilinde bulunan davacıya ait Sicil:... sayılı IV. (c) grubu demir madeni işletme ruhsatı sahibi davacının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/5672 E. , 2024/4299 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5672 Karar No : 2024/4299 DAVACI : ... Madencilik Metalurji İnşaat San.ve Tic. A.Ş VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Hukuk Müşaviri, ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : ... ili sınırları dahilinde bulunan davacıya ait Sicil:... sayılı IV. (c) grubu demir madeni işletme ruhsatı sahibi davacının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları verilen işletme faaliyet raporlarının teşviksiz olarak revize edilerek anılan yıllara ilişkin çıkan fark devlet hakkının ödenmesine ilişkin tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli E.... sayılı işleminin ve; 2. Söz konusu işlemin dayanağı olan 06.11.2010 tarihli Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 87. maddesinin 1. fıkrası ile 21.09.2017 tarihli Maden Yönetmeliği’nin 88. maddesinin 1. fıkrasındaki “yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı ile” ibarelerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI Dava konusu edilen Yönetmelik maddeleri ile Kanunda olmayan ek koşul getirildiği, çıkarılan madenin davacının kendi tesislerinde işlendiği, tesisin maden sahasından yaklaşık 80 km uzakta bulunduğu, çıkarılan demir madeninin triyaj işleminden geçirilerek cevherdeki demir içeriğinin yükseltildiği, bu işlemle demir içeriği yükseltildikten sonra metalürji tesislerinde halen üretim için kullanılabilir nitelik taşımayan demir cevherinin boyut küçültme ve sınıflandırma işlemlerine tabi tutulduğu son olarak da boyutu küçültülen ve sınıflandırılan materyal 30 ile 10 mm arasında parça cevher ve 10 mm den küçük toz cevher parçalarından oluşan ürün haline getirilip satıldığı,Mülga Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin, birel işlemdeki 01.01.2014 - 21.09.2017 tarihleri arası için istenilen devlet haklarına uygulanması nedeniyle iptalinin istenildiği, 21.09.2017 - 31.12.2018 tarihleri arası için istenilen devlet haklarına ilişkin olarak ise güncel Maden Yönetmeliğinin ilgili ibaresinin iptalinin istenildiği,Maden Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrasına göre davacının %50 maden teşvikinden yararlandırılması gerekirken Yönetmelikteki yarı mamul ve mamul hale getirmek amacı ile işleme” şeklinde getirilen ek koşul sebebiyle birel işlemin tesis edildiğini, bu sebeplerle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI :Davacının açık ve yeraltı demir ruhsatının bulunduğu, tüvenan olarak ocaktan gelen cevherin demir mineralini diğer minerallerden ayırmak amaçlı herhangi bir ayırma yapılmadığı, zenginleştirme işleminin ikinci çıktısı olarak konsantre ve gang minerallerinin oluşturulmadığı, dolayısıyla herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulmadan kırma eleme ünitesinde tane boyutuna göre sınıflandırma yapılarak satışının yapıldığı, cevherin bir mamül veya mamül ürüne dönüştürülmediği tespit edildiğinden davacının teşvik indiriminden yararlandırılmadığı, demirin sadece kırma eleme işlemine tabi tutulmasının, madenin boyutunu değiştirerek satılabilir hale getirmekten ibaret olduğu, basit haliyle kırma eleme işleminin madencilik teşvik tedbirlerinden yararlandırılması, demiri metalürjik işlemlere tabi tutan ruhsat sahipleri düşünüldüğünde hakkaniyetli olmayacağı, görülen benzer bir uyuşmazlıkta, yaptırılan bir bilirkişi incelemesinde kırma eleme işleminin maden mühendisliği için zenginleştirme işlemlerinin başlangıcı niteliğinde olduğu, kırma eleme işlemi sonucunda cevher zenginleştirmeden beklenen değerli mineral ile değersiz minerallerin birbirinden ayrılması işleminin gerçekleşmediği yönünde görüş verildiği, davacı tarafından yapılan işlemlerin katma değer sağlayan bir zenginleştirme işlemi olmadığı ve madencilik teşvik tedbirlerinden yararlandırılamayacağı belirtilerek tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava;... ilinde IV. (c) grubu demir madeni işletme ruhsatı sahibi davacının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları verilen işletme faaliyet raporlarının teşviksiz olarak revize edilerek anılan yıllara ilişkin çıkan fark devlet hakkının ödenmesine ilişkin tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli E.... sayılı işlemi ile bu işleme dayanak olan 06.11.2010 tarihli Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 87. maddesinin 1. fıkrası ile 21.09.2017 tarihli Maden Yönetmeliği’nin 88. maddesinin 1. fıkrasındaki “yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı ile” ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Davaya konu edilen 06.11.2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği, 21.09.2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği lle yürürlükten kaldırılnış olduğundan,dava açıldığı tarihte yürürlükte olmayan Yönetmelik hükmü hakkında karar verilmesine yer olmadığı;21.09.2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği ise 11.11.2022 tarihli ve 32040 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu Yönetmelik hakkında da karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekmektedir. Öte yandan; yukarıda anılan maddeleri davaya konu edilen Yönetmelikler yürürlükten kaldırılmasına rağmen, Yönetmeliklerle birlikte uygulama işlemleri de dava konusu edildiğinden, işin esasının incelenmesi gerekli görülmüştür. Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmü yer almakta;3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Maden teşvik tedbirleri" başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında ise ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'sinin alınmayacağı hükmü bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan 06/11/2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Üretilen hammaddenin kendi tesisinde kullanılması" başlıklı 87. maddesinin 1. fıkrası ile 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan(mülga) Maden Yönetmeliği'nin aynı başlıklı 88. maddesinin 1. fıkrasında "Ürettiği tüvenan madeni yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı ile yurt içinde kendine ait tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'si alınmaz." düzenlemesi yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket tarafından çıkarılan madenin, maden sahasından yaklaşık 80 km uzaklıkta bulunan aynı şirkete ait kırma eleme tesisinde işlendiği anlaşılmış olup, 3213 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan teşvikten yararlanabilmek içinse, üretilen madenin "yurt içinde işlenmesi", "teşvikten yararlanacak olanın kendi tesisinde işlenmesi" ve "ek katma değer sağlanması" olarak ifade edilebilecek üç koşulun bir arada sağlanması gerekli ve yeterli görülmektedir. Bu hale göre, davacının kendi kırma eleme tesisinde gerçekleştirildiği ve ocaktan çıkarıldığı haliyle bir değer taşımakla birlikte kullanılabilir/satılabilir nitelikte olmayan demir cevherinin kırma eleme tesisinde gerçekleştirilen faaliyetler sonrası kullanılabilir/satılabilir hale getirilmesine yönelik işlemlerin ek katma değer sağladığı ve yasal düzenlemelere uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer yandan, teşvikten yararlanabilmek için dayanak Kanun'da yer alan koşulların yanısıra dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ile belirlenen "yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı" ifadesi ile dayanak Kanun'da yer almayan ek koşullar getirilerek teşvik hakkından yararlanmanın kısıtlandığı görülmektedir. Bu idurumda, davacı şirketin çıkardığı madeni kendi kırma eleme tesisinde işlemesi yönündeki faaliyetinin anılan Kanun maddesi uyarınca teşvikten yararlanabileceği açık olup, söz konusu faaliyetin dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinde geçen, yarı mamul veya mamul hale getirmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle tesis edilen devlet hakkı farkının ödenmesi talebine yönelik dava konusu birel işlem ile bu işlemin dayanağı olan Yönetmelik düzenlemelerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davaya konu birel işlemin iptali ile yürürrlükte olmayan dayanağı Yönetmelik düzenlemeleri hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/09/2024 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği ve davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili Av....'in ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili Av....'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı idarelere son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Dava; ... ili sınırları dahilinde bulunan davacıya ait Sicil:... sayılı IV. (c) grubu demir madeni işletme ruhsatı sahibi davacının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları verilen işletme faaliyet raporlarının teşviksiz olarak revize edilerek anılan yıllara ilişkin çıkan fark devlet hakkının ödenmesine ilişkin tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli E.... sayılı işleminin ve; söz konusu işlemin dayanağı olan 06.11.2010 tarihli Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 87. maddesinin 1. fıkrası ile 21.09.2017 tarihli Maden Yönetmeliği’nin 88. maddesinin 1. fıkrasındaki “yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı ile” ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır. 06/11/2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ile 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hüküm ve tasarrufu altında olan ve içerisinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmayıp Devletin mülkiyetinde olan maden kaynaklarının, milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, geliştirilmesi ve üretilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere Bakanlık tarafından belli bir süreyle hak verilmesi için 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun uygulanması ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yönetmelikler" başlığını taşıyan 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kural bağlanmıştır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; devlet hakkı; maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olarak tanımlanmıştır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Maden teşvik tedbirleri" başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında ise ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'sinin alınmayacağı hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 7164 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan haliyle "Devlet hakkı ve il özel idare payı" başlıklı 14. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 10/6/2010-5995/8 md.) Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/8 md.) (Değişik fıkra:04/02/2015-6592/10 md.) Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması hâlinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Madenlerden alınan Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl için belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ocak başı satış bedeli, ilan edilen emsal fiyattan daha düşük olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/8 md.) Tüvenan madenin, herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulduktan veya bir prosesten geçirildikten sonra satış fiyatının oluştuğu durumlarda, ocak başı satış fiyatı, madenin ocakta üretiminden ilk satışının yapıldığı aşamaya kadar oluşan nakliye, zenginleştirme ve varsa farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil giderler çıkarılarak oluşan fiyattır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/8 md. Değişik: 4/2/2015 – 6592/10 md.) Devlet hakkı; a) I. Grup (a) bendi madenlerin valilik veya il özel idaresince belirlenen ve ilan edilen boyutlandırılmış ve/veya yıkanmış piyasa satış fiyatı üzerinden %4 oranında, b) I. Grup (b) bendi madenlerden %4 oranında, c) II. Grup (a) ve (c) bendi madenlerden %4 (Kaba inşaat, baraj, gölet, liman gibi yapılarda kullanılan tüvenan hammadde dışında bu maddedeki Devlet hakkı boyutlandırılmış fiyat üzerinden alınır.) oranında, ç) II. Grup (b) bendi madenlerde doğal taşın özelliklerine ve bulunduğu bölgeye göre ocakta oluşan piyasa satış fiyatı üzerinden %4 oranında, d) III. Grup kaynak tuzlarından %1 oranında, bu grubun diğer madenlerinden %5 oranında, e) IV. Grup madenlerden; altın, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko, krom, alüminyum ve uranyum oksit madenlerinden ekli (3) sayılı tabloda belirtilen oranlarda, uranyum oksit dışındaki radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddelerden %8 oranında, diğerlerinden ise %2 oranında, f) V. Grup madenlerden %4 oranında, alınır. ..." hükmü yer almakta iken; 3213 sayılı Kanunu'nun 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 14. maddesinin başlığı “Devlet hakkı” şeklinde, dördüncü fıkrasının (ç) bendinde yer alan “%4” ibaresi “%4,5” şeklinde, (e) bendinde yer alan “%2” ibaresi “%3” şeklinde değiştirilmiştir. Maden Kanunu'nun 14. maddesinin 5. fıkrasında ise "Ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Bakanlık tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat taban bedeli kadar Devlet hakkı alınır. Ancak, kaynak tuzlalarında alınacak Devlet hakkında bu şart aranmaz" hükmü yer almaktadır. Dava konusu 06.11.2010 tarihli Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 87. maddesinin 1. fıkrası ile 21.09.2017 tarihli Maden Yönetmeliği’nin 88. maddesinin 1. fıkrasındaki “yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı ile” ibareleri yönünden yapılan inceleme: Her ne kadar, davaya konu edilen 06.11.2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği, 21.09.2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği lle yürürlükten kaldırıldığı; 21.09.2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği ise 11.11.2022 tarihli ve 32040 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılsa da, Yönetmeliklerle birlikte uygulama işlemleri de dava konusu edildiğinden, işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Anayasanın 124. maddesi uyarınca davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yönetmelik çıkarma yetkisi hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, çıkarılacak yönetmeliğin Bakanlığın görev alanı ile ilgili olması, kanunların uygulanmasını sağlama amacı gütmesi ve kanunlara aykırı olmaması gerektiği hususu da aynı maddede yer alan Anayasa kuralıdır. Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmelikler ile özetle; ürettiği tüvenan madeni yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'sinin alınmayacağı düzenlenmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Maden teşvik tedbirleri" başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında ise ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'sinin alınmayacağı hükmü bulunmaktadır. Maden teşvik tedbirlerinden yararlanabilmek için dayanak Kanun'da yer alan koşullara uygun olarak dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ile belirlenen "yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek amacı" ifadesi ile dayanak Kanun'da yer alan koşulların açıklandığı ve kanuna aykırı hükümler içermediği görülmektedir. Dava konusu 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları verilen işletme faaliyet raporlarının teşviksiz olarak revize edilerek anılan yıllara ilişkin çıkan fark devlet hakkının ödenmesine ilişkin tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli E.... sayılı işlemi yönünden yapılan inceleme: 3213 sayılı Maden Kanunun 14. maddesi gereği; ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatının Genel Müdürlük tarafından denetlenebileceği ve bunun sonucunda eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde bunun tamamlattırılacağı açık olduğundan, Devlet hakkına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek aksaklıkları ve tutarsızlıkları önlemek, beyanlar arasında birliği sağlayarak Devlet hakkı kayıplarının önüne geçmek amacıyla davalı idarenin dayanaklarını ortaya koymak suretiyle emsal fiyat tespiti yapma konusunda yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, ancak ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50'si alınmayacaktır. Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin ... İli dahilinde ... sayılı ruhsat sahasında demir madeni çıkarıp sahibi olduğu kırma ve eleme tesisinde işleyerek satış ve pazarlamasını yaptığı, yapılan bu üretimden Devlet Hakkı tutarının %50'sinin eksik ödendiği gerekçesiyle 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları için verilen işletme faaliyet raporlarının teşviksiz olarak revize edilerek anılan yıllara ilişkin çıkan fark devlet hakkının ödenmesine ilişkin tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli E.... sayılı işlemi iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından üretilen demir (tüvenan) madeninin yine davacı şirkete ait kırma ve eleme tesisinde kırılıp elenerek satışa sunulmasının, Yönetmeliğin yukarıda anılan maddelerinde öngörüldüğü şekilde "yarı mamul veya mamul hale getirmek üzere işlemek" durumlarının mevcut olup olmadığı, zenginleştirme işlemlerinin neler olduğu, davacı şirkete ait tesiste demir madeninin zenginleştirme işleminin yapılıp yapılmadığı uyuşmazlığın esasını teşkil etmektedir. ... 2. İdare Mahkemesi tarafından davacıya ait ... ilinde bulunan demir cevheri üretimi için E:2022/1865 sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporu incelendiğinde, "kırma eleme işlemi sonrası cevherin miktarında ne azalış ne artış bulunmakta, demir cevheri yan kayaçlarından tamamen ayrılmamakta, kırma eleme işlemi sonucunda yeni bir ürün ve atık oluşmamakta, cevherin kimyasal özelliklerinde de bir değişiklik olmamakta, tüvenan cevher satış için istenilen ebatlara boyutlanmakta fakat yarı mamüle dönüşmemekte, davacı şirketin ürünlerini satabilmesi için sözleşme gereği kırma eleme işlemini mecburi olarak yapması gerektiği, ayrıca bu kırma eleme işleminin demir eritme tesislerine cevher satan tüm firmalar tarafından da mecburi olarak yapıldığı, dolayısıyla davacı şirketin ticari faaliyetleri doğrultusunda yapması zorunlu bir işlemi yapmakta olduğu, bu işlemin piyasanın talebi doğrultusunda yapıldığı, cevherin hangi koşullara geldiğinde zenginleştirilmiş olarak değerlendirilmesi koşullarından bağımsız olarak ticari faaliyetler doğrultusunda yapılan bir işlem olduğu, bu işlem sonucunda da herhangi bir atık oluşmamakta, cevherin kimyasal özellikleri değişmemekte, ortaya çıkan toz cevher bile tüvenan cevherden daha yüksek fiyatlara satıldığı, burada oluşan sözleşme gereği satış şartlarını oluşturan ve şirkete ekonomik karlılık oluşturan iktisadi faydayı, demir cevherinin kırma eleme işlemiyle yarı mamule dönüştüğü değerlendirmesi heyetimizce uygun bulunmadığı, aynı şekilde yapılan kırma ve eleme işlemini cevher zenginleştirme olarak tanımlayıp, demir cevherine getirilen ek katma değer olarak yorumlamanın uygun bir yaklaşım olmayacağı" hususlarına yer verilmiştir. Bu tespitler dikkate alındığında, davacı şirketin ... İli dahilinde Sicil:... sayılı IV. (c) grubu demir madeni işletme ruhsat sahasında davacı şirket tarafından üretimi yapılan tüvenan cevherinin yine davacı şirkete ait kırma ve eleme tesisinde kırılıp elenerek satışa sunulması işlemiyle demir cevherinin yarı mamule dönüşmediği sabittir.Bu itibarla, Maden Kanunu'nun 9. maddesinde belirtilen "ek katma değer" sağlama koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığından tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1 DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.