(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/3771 E. , 2012/22398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi Davacı, 1997-2006 yılları arasında ... hizmetlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespi
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/3771 E. , 2012/22398 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :... Mahkemesi Davacı, 1997-2006 yılları arasında ... hizmetlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. KARAR 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 17.7.1997-20.5.2006 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi ... sigortalısı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, nizalı dönemde davacının 5510 sayılı Yasanın geçici 17.maddesi uyarınca 60 aydan fazla prim borcu bulunmadığından, istemin reddine karar vermiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu ... sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu ... sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu ... sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu ... sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1479 sayılı Yasa uyarınca 17.7.1997 tarihinde isteğe bağlı sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, prim ödemesine göre 30.6.1999 tarihinde terkin edildiği, SSK'lı çalışmasının son bulduğu tarihi takip eden 31.8.2001 tarihinde ise zorunlu sigortalılığının başlatıldığı ve vergi kaydının sona erdiği 20.5.2006 tarihinde terkin edildiği, 1.7.1980-1.1.1983, 1.10.1988-29.8.1989, 8.4.1999-20.5.2006 tarihleri arasında vergi kaydının, 15.3.1988-19.2.2010 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının bulunduğu, oda kaydının bulunmadığı, 1997-2000 yılları arasında pim ödemesi bulunduğu ve prim ödemelerine göre 57 ay prim borcunun bulunduğu ve Kurumca 5510 sayılı Yasının geçici 17. maddesinden faydalandırılmadığı anlaşılmaktadır. 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesinde; "Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır." hükmü yer almaktadır. 14.01.2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa gereğince Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışanlardan 5 yılı Aşan Süreye İlişkin Prim Borcu Bulunanlar İçin Yapılacak İşlemler Hakkında Tebliğin " Kapsamda Bulunan Sigortalılar" başlıklı (A) maddesinin 1. bendine göre, 02.09.1971 tarihli, 1479 sayılı ve 17.10.1983 tarihli, 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde 30.04.2008 tarihi itibari ile beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılarla bunların hak sahipleri söz konusu Geçici 17. madde hükümlerinden yararlanabilirler. Somut olayda; davacının 1479 sayılı Yasa uyarınca isteğe bağlı sigortalılığının sona erdiği tarihten sonra vergi kaydına istinaden zorunlu sigortalılığı başlatılmışsa da, kurumca vergi kaydının olduğu 20.4.1982-1.1.1983, 1.10.1988-29.8.1989 tarihleri arasında da yasal olarak sigortalı kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak ...; davacının vergi kaydına göre 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık süresi de dahil edilerek tüm sigortalılık süresi tespit edilerek, 30.4.2008 tarihi itibariyle 5 yıl veya daha fazla prim ödenmemiş sigortalılık süresi bulunup bulunmadığını belirleyip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.