8. Hukuk Dairesi 2016/10699 E. , 2018/15335 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, ... ada ... parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazın, 167.47m2 sinin davacı tarafından davalıdan haricen satın al…
**8. Hukuk Dairesi 2016/10699 E. , 2018/15335 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, ... ada ... parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazın, 167.47m2 sinin davacı tarafından davalıdan haricen satın alındığını ve üzerine dava konusu binanın yapıldığını, davacıya ait bu evin bulunduğu mahallenin büyük kısmının heyelan bölgesi içinde kalması nedeniyle kentsel dönüşüm kararı alınarak kamulaştırma programı içerisine alındığını, tespitlerin tamamının davalı adına yapıldığını, hem arsanın hem de evin bedelinin davalı hesabına yatırılacağının öğrenildiğini, bu nedenlerle davalı lehine yapılan tespitin iptali ile ... ada ... parsel üzerindeki ev ile bu parselden satın alınan 167.47 m2 arsanın davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir. Davalı vekili; dava konusu yerin davalıya satıldığı iddiasının doğru olduğunu, sair nedenlerle tapu devrinin yapılamadığını, dava açılmasına gerek olmadığından yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesini, talep etmiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile bilirkişilerin rapor ve krokide A harfi ile gösterilen taşınmazda bulunan 146,50 m2 \* 488,00TL / m2 = 71.492,00TLlik yapı ile 167,47 m2 \*250TL /m2 = 41868,00TLlik arsanın bulunduğu 167,47 m2lik yerin davacıya ait olduğunun tespitine, bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafın temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen kısa kararda; “davanın kabulü ile bilirkişi raporunda belirttiği 167,47m2lik yerin davacıya ait olduğunun tespitine” denildiği halde, gerekçeli kararda; “davanın kabulü ile bilirkişilerin rapor ve krokide A harfi ile gösterilen taşınmazda bulunan yapının 146,50 m2 \* 488,00TL / m2 = 71.492,00TLlik yapı ile 167,47 m2 \*250TL /m2 = 41868,00TLlik arsanın bulunduğu 167,47 m2lik yerin davacıya ait olduğunun tespitine, bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına ”şeklinde hüküm kurulmuş ve kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı amirdir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edilmiştir. SONUÇ: Davalı vekili temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2018 tarihinde karar oybirliğiyle karar verildi.