DAVACI : ... B....I SANAYİ TİC. LTD. ŞTİ - ...Karatay/ KONYAVEKİLLERİ : Av. .. - Av... Selçuklu/ KONYADAVALI : .. SİGORTA A.Ş - . - .. Kadıköy/ İSTANBULVEKİLİ : Av. .. Karatay/ KONYADAVA : TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/03/2021İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/03/2021Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta nezdinde, maksimum tazminat sorumluluğu 1.105,00 Euro veya hangis daha yüksekse ödenecek primin 30 katı teminat verilmek suretiyle 01.02.2016-31.01.2017 vadeli ve Kredi Sigortası Genel Şartları ve düzenlenen ... Sigorta Poliçesi Özel Şartları kapsamında müvekkilinin sigortalandığını, minimum primi 38.800 Euro olarak belirlenen poliçede, döviz cinsinin Euro, bekleme süresinin 5 ay, maksimum satış vadesinin 30 gün, ticaret konusunun alüminyum profil üretim ve satışı, faturalama süresinin 30 gün olduğunu, Kredi Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesinde sigortanın kapsamı ve teminat altına alınacak rizikoların belirlendiğini, müvekkilinin sigorta primlerini poliçede gösterilen para cinsinden ödemesine rağmen , davalının gerçekleşen riziko bedelini ödemediğini, müvekkilinin poliçe kapsamında Almanya'da faaliyet gösteren müşterisi ... ile davalıdan alınan kredi limiti kapsamında poliçe genel şartlarında belirlenen rizikolara karşı sigorta örtüsü altına alınan ticari ilişkiye girdiğini, müvekkilinin yurt dışındaki şirketle 2014 yılı öncesine dayanan ticari ilişkisi bulunduğu gibi davalı şirket ile de eskiye dayalı sigorta sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, oluşan riziko nedeniyle davalı tarafından önceki dönemde hasar dosyası açıldığını, önceki dönemdeki uyuşmazlık nedeniyle davalının önerisiyle yurt dışında bulunan müşteriyle protokol yapılarak ödemelerin yapılmaya başlandığını, ödeme sırasında yurt dışındaki alıcının yeniden sipariş vermesi üzerine, müvekkilince davalı sigortacıya başvuruda bulunularak poliçe genel şartlarınnı A-5. maddesindeki teminatın tesisi ve tadili başlıklı hükümler uyarınca limit talebinde bulunulduğunu, yurt dışındaki müşteri ve davalı ile eskiye dayalı ticari ilişkinin bulunması nedeniyle riskin davalı tarafından da bilindiğini ve davalının önerisiyle önceki dönem borçlarının yapılandırılması için müşteri ile protokol düzenlendiğini, müvekkilinin 2016 yılında yenilenecek poliçede, müşteri tarafından yapılan yeni ürün siparişleri için davalıdan ek limit talebinde bulunduğunu ve ek limit talebinin davalının İstanbul şubesince uygun görüldüğünü, yapılan işlemle müşteri ile yapılacak yeni ticaret sonucu oluşacak ek risklerin de sigorta örtüsü altına alındığını, davalı tarafından verilen 15.02.2016 tarihli yazıyla ... şirketi için 50.000,00 Euro kredi limitinin tahsis edildiğini, müvekkilinin sigortacıya duyduğu güven sayesinde yeniden satış yaptığını, yurt dışındaki müşteri ile önceki ticari ilişkide yaşanan sıkıntıları bilen müvekkilinin, bu sıkıntıları bilen sigortacı tarafından tahsis edilen limite güvenerek yeni satışı gerçekleştirdiğini, ancak yapılan satışa ilişkin bedellerin ödenmemesi üzerine davalıya başvurulmasına rağmen, hasar bedelinin henüz ödenmediğini, poliçe özel şartlarına göre başvurudan itibaren 30 gün içinde ödemenin yapılması gerektiğini, poliçede TTK'nın uygulamasının benimsendiğini, buna göre gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığının sigortacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davalı şirketçe müşteri riskinin bilinerek teminat verildiğini, gelinen aşamada sigorta şirketince bilinen hususların poliçenin düzenlenmesi aşamasında bildirilmediğinden söz edilerek tazminatın ödenmesinden kaçınılamayacağını, davalının bu eyleminin TTK'nın 1452.maddesine açıkça aykırı olduğunu, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir olgunun veya gerçek durumun sigortacı tarafından bilinmesi halinde sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilerek sözleşmeden cayılamayacağını, TTK'nın 1452. maddesine göre aynı Kanun'un 1433 ila 1449. maddelerindeki hükümlerin sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceğini, anılan hükümler gereğince rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin, ancak ihmali belirlendiği ve beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği hallerde ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılabileceğini, somut olayda ek teminat verilirken alıcının durumunu bilen ve buna göre prim belirleyen sigortacının gerçekleşen rizikoyu teminat dışında tutmasının yasa hükümleri ve kredi sigortası amacına aykırı olduğunu, sigorta konusunda önce olan davalının poliçenin düzenlenmesi sırasında önceki durumunu bildiği müşteri ile ilgili prim ve limit belirlerken gerekli araştırmaları yapması gerektiğini, rizikonun teminat dışında kalması için riziko ile teminat dışı bırakılan husus arasında uygun illiyet bağının bulunması ve rizikonun münhasıran bu sebepten oluşması gerektiğini ileri sürerek, 50.000,00 Euro'nun 02.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının poliçe kapsamındaki talebini süresinde müvekkiline iletmediğini, poliçe kapsamında düzenlenen en eski faturanın vadesinin 22.05.2016 olduğunu, maksimum uzatma vadesinin poliçede 60 gün olarak belirlendiğini, bildirim süresinin ise maksimum uzatılan vadeden 30 gün sonrası olduğunu, davacının vadesinde ödenmeyen borç bildirimini 17.10.2016 tarihinde yapması nedeniyle poliçe özel şartı ile kredi sigortası genel şartlarının B.1 maddesi gereğince talep hakkını yitirdiğini, poliçenin düzenlenmesi aşamasında sigortalının kendisine yöneltilen sorulara yanlış cevaplar verdiğini, sigorta poliçesi özel şartlarında olumsuz bilgilerin bildirilme mecburiyetinin bulunduğunu, kredi sigortası genel şartlarının A.7.1.6 maddesinde de ödenmemiş olan bir borçla ilgili olarak sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde bulunması halinde rizikonun poliçe teminatın dışında kalacağının belirlendiğini, sigortalının borcunu vadesinde ödemeyen alıcısını sigortacıya bildirmediğini, başvuru evrakında yer alan orjinal vadesinden itibaren 60 günü geçen alacağının olup olmadığını, cari yıl ve 2014 yılları için hasar bulunup bulunmadığı sorularına hayır cevabı verdiğini, müvekkilinin de bu beyanı esas alarak Almanya'da yerleşik ... firmasına yapılacak ihracat satışı için 50.000 Euro limit tanımlandığını, bu şirketin önceki dönemden kalan borcunu bildirilmesi halinde bu limitin müvekkilince tanımlanmayacağını, önceki döneme ilişkin borçlarını ödemeyen alıcının 01.02.2016 başlangıç tarihli poliçe dönemi içinde gerçekleşen alım satımdan kaynaklı fatura borçlarını da ödemediğini, müvekkilinin bu durumda 17.10.2016 tarihinde davacı tarafından yapılan vadesi geçmiş borçlar bildirimi ile haberdar olduğunu, davacının kasten yanlış beyanda bulunarak, alıcı için limit açtığının ortaya çıktığını, davacının 01.10.2014 başlangıç tarihli poliçe için hasar ihbarında bulunduğunu, ancak daha sonra davacı ile alıcının anlaştığı belirtilerek hasar başvurusun geri çekildiğini, taraflar arasındaki protokole uyulup uyulmadığının müvekkilince bilinmediğini, ilk poliçenin sona ermesini müteakip davacının başka bir sigorta şirketinden poliçe satın aldığını, 01.02.2016 tarihinde yeniden müvekkiline başvurularak poliçe satın alındığını, bu poliçe için düzenlenen formlarda vadesi geçmiş alacak bulunmadığının belirtildiğini, bu nedenle talep edilen tüm tazminatın teminat dışı olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı gösterildiğini, poliçede % 10 muafiyet kaydı bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 1446. maddesi gereğince hasar ihbarının geç yapılmış olmasının tazminat talebinin reddine gerekçe yapılamayacağını, geç bildirim ile hasarın artmış olması halinde anılan maddeye göre işlem yapılması gerektiğini, tazminat miktarında bir değişiklik olmaması halinde, sorumluluğun ortadan kalkmasından veya azalmasından söz edilemeyeceğini, TTK'nın 1452.maddesi gereğince bu hükmün koruyucu ve emredici nitelikte olması nedeniyle, sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceğini, poliçenin davalının Türkiye şubesi tarafından TTK hükümlerine göre düzenlendiğini, poliçe nedeniyle müvekkilinin davalıya oldukça yüksek prim ödendiğini, rizikonun kredi sigortaları genel şartları uyarınca tazmini gerektiğini, satım faturasının 22.05.2016 tarihli olarak düzenlendiğini, müvekkilinin poliçe öncesi dönemde de davalının müşterisi olduğunu, davalının önceki poliçe dönemlerinden müvekkiline tanımladığı kredi nedeniyle, ödeme gücünü iyi bildiğini, TTK'nın 1438. maddesi gereğince davalının 2014 yılında gerçekleşen rizikodan haberdar olması nedeniyle bu durumun bildirilmediğini savunarak sorumluluktan kurtulamayacağını, önceki dönemde alıcının yaşadığı ödeme güçlüklerinin davalı tarafından bilinerek hasar dosyası sonrası ödeme güçlüğünün aşılması için bir takım uyarılarda bulunduğunu, davalının bu durumu bildiği halde ek limit açarak müvekkilini satış yapmasına imkan sağlandığını belirterek davanın kabulünü istemiştir.