1. Hukuk Dairesi 2025/3593 E. , 2026/2076 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/49 E., 2025/125 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, veka…
1. Hukuk Dairesi 2025/3593 E. , 2026/2076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/49 E., 2025/125 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar yönünden bedel istemine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakanları ...’ın ölümünden sonra kalan taşınmazların intikal işlemleri ve sair işleri yapmak üzere vekil tayin edilen ...'in çekişme konusu 12 parça taşınmazı, intikalini yaptırdıktan sonra satış suretiyle kardeşleri ...’a temlik ettiğini öğrendiklerini, okuma-yazma bilmediklerini, kardeşleri ... ile davalı ...’in el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, davalı ...’in vekaleti kötüye kullandığını ileri sürerek 229, 266, 289, 84, 86, 88, 90, 42... , 1 09... ve 1 09... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tescile, 46... parsel ve 82... parsel sayılı taşınmazların üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle bu taşınmazlar bakımından belirlenecek tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemişler, davacılardan ...’nin yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Davalı ... (kendi adına asaleten, ..., ..., ..., ... adına velayeten) davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların devir tarihlerinde paylarının karşılığını ...’dan aldıklarını, taşınmazların esasen kök muris ... tarafından murisleri ...’a bedeli karşılığında devredildiğini ve devirden sonra ... tarafından kullanıldığını, murisleri ...’ın ölümünden sonra taşınmazların kendilerine geçtiğini, davacıların kötüniyetli olduklarını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; zamanaşımı süresinin geçtiğini, dava konusu taşınmazların satışını yaptığı tarihte bizzat kendisinin vekaleten satışları yaptığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 229, 266, 289, 84, 86, 88, 90, 1, 62, 72 parsel sayılı taşınmazlar yönünden satış işleminin iptaline ve payları oranında davacılar adına tesciline, 46... parsel ve 82... parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise 3. şahsa temlik edilmesi nedeniyle belirlenen tazminatın davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmiş, kararın bir kısım davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; “...davalı ...’ın kendi adına asaleten, ..., ..., ..., ... adlarına velayeten sunmuş olduğu cevap dilekçesinde açıkça tanık deliline dayandığı, ön inceleme duruşmasında tanıklarını bildirmek üzere süre istediği, 15.01.2014 tarihli dilekçe ile de tanıklarını bildirdiği halde süresinde bildirilmediğinden bahisle tanıklarının dinlenilmediği görülmektedir. Oysa, en son ön inceleme duruşmasıyla iddia ve savunma netleşmiş olacağından bu tarih itibariyle tanık bildirilmesi mümkündür. Hâl böyle olunca; davalı ... tarafından bildirilen tanıklara usulüne uygun olarak davetiye tebliği ile dinlenilmeleri ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davalı tanıkları dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanarak işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan, çekişme konusu 84, 86, 88... parsel sayılı taşınmazların tüm gittiği kayıtların celbi ile incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu parsellerin tedavüllü tapu kayıtları getirtilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmiş olması da isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taşınmazların resmi senette gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında fahiş fark olduğu, satış işlemi sonrası davacıların banka hesaplarına herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davacıların taşınmaz kayıtlarında herhangi bir artışın olmadığı, vekil ...’in kötü niyetli hareket ettiği, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, Mahkemece vekil ... tarafından davacıların dava konusu taşınmazlardaki paylarının vekalet görevi kötüye kullanılarak el ve işbirliği içerisinde davalıların murisi ...’a devredildiği saptanarak 229, 266, 289, 84, 86, 88, 90, 42... , 1 09... ve 1 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, ... tarafından üçüncü kişilere devredilen 46... parsel ve 82... parsel sayılı taşınmazlar yönünden bedele hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların işin esasına ve davacı ... dışındaki davacılara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davalıların, diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer ve kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m. 311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez), başka bir ifadeyle davacı feragat beyanı ile bağlıdır. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir nedene dayandığı kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur. Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK'nın 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir. Somut olayda, davacılardan ... tarafından Mahkemeye sunulan 3.07.2023 havale tarihli dilekçe ile “ bütün taleplerimden feragat ediyorum” şeklinde beyanda bulunulduğu, yine Mahkemeye sunulan 5.07.2023 tarihli dilekçe ile de “kandırıldım, bana para vereceklerdi ama vermediler, ilk dilekçeyi hata ile verdim” şeklinde, 17.07.2023 tarihli dilekçesi ile de “ tehdit ile ilk dilekçeyi verdim” şeklinde beyanda bulunduğu, 06.09.2023 tarihli celsede de, davacılar vekili tarafından davacı ...’nin iradesi fesada uğratılarak feragat dilekçesi verdiği, daha sonra feragatinden vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle Mahkemece bu celse, davacı ...’ın iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin delillerini bildirmesi için süre verildiği, davacı tarafça bu hususta delillerin bildirildiği, ancak Mahkemece bu delillerin toplanmadığı, davacı ...’nin feragati yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi bu feragatin hile ile alınıp alınmadığı hususunda da hiçbir araştırma yapılmadan davacı ... yönünden de davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir. Hâl böyle olunca; Mahkemece davacı ... yönünden feragatin hileye dayalı olduğu iddiasının hadise şeklinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 163. ve 164. maddeleri - ön sorun) aynı dava içerisinde ele alınıp her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek bu yöndeki taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz ardı edilmesi doğru değildir. Kabule göre de; alınması gereken harcın, her bir davacıya ait temlik edilen payların dava tarihi itibariyle belirlenen değerleri toplamı olduğu nazara alınarak hükmedilmesi gerekirken, taşınmazların tamamının değerleri toplamı üzerinden fazla harca hükmedilmesi de doğru değildir. Açıklanan nedenlerle; davacılar ... (ölümü ile mirasçıları devam ettiğinden, ... mirasçıları), ... ve ... yönünden kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 69.107,39 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Davalılar vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın Hilvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.