10. Hukuk Dairesi 2012/18919 E. , 2012/24996 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :701-257 Dava, hizmet tespiti ve prim tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, konu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Hükmü, davalıların avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Yar…
**10. Hukuk Dairesi 2012/18919 E. , 2012/24996 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :701-257 Dava, hizmet tespiti ve prim tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, konu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Hükmü, davalıların avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.11.2007 tarih, 2007/848 Esas ve 2007/840 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu,yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup, bunlara dava şartları denir. Dava şartlarından bir kısmı olumlu (varlığı mutlaka gerekli); diğer bir kısmı da, olumsuz (yokluğu mutlaka gerekli) niteliktedir. Hakim, önüne gelen bir davada, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re’sen gözetmelidir. Olumlu dava şartlarından biri de, davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava, dava şartının yokluğundan dolayı reddedilmelidir. Hukuki yararın varlığı koşulunun mevcut olup olmadığı, her bir davada o davaya konu olayın somut özellikleri çerçevesinde, hakim tarafından değerlendirilmelidir. Bir hakkın, mahkeme kararına gerek olmaksızın, başka bir yolla ve aynı ölçüde güvenli olarak elde edilebilmesinin mümkün bulunduğu hallerde, o hakla ilgili olarak dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Somut olayda; davanın açıldığı 23.11.2010 tarihinin öncesinde, davaya konu çalışmanın fiilen gerçekleştiği kabul edilerek sigorta işlemlerinin yapılmış olması karşısında, hizmet tespiti davası açmasında davacının hukuki yararının olmadığı belirgindir. 2-) 506 sayılı Yasanın 80. maddesi gereğince, işveren bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Yasal sürede ödenmeyen prim borcuna ise, aynı madde gereğince prim borcunun Kuruma ödeneceği tarihe kadar gecikme zammı uygulanacaktır. Buna göre, davaya konu hizmet tespiti istenen sigortalı çalışmaların primini ödeme borcu işverene, tahsil görevi Kuruma ait olup; davacının davalılardan prim tahsil etmesi mümkün değildir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde; hizmet tespiti istemine ilişkin hukuki yarar olmadığından; prim tahsili isteminin de yasal olarak kabulü mümkün bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalıların avukatlarının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.