(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12251 E. , 2008/4037 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kira bedelinin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, ... ilçesindeki 30.000 m2.lik tarlayı davalılara 18.6.1998 tarihli 10 yıllık sür…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12251 E. , 2008/4037 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kira bedelinin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, ... ilçesindeki 30.000 m2.lik tarlayı davalılara 18.6.1998 tarihli 10 yıllık süreli sözleşme ile yıllık 80.000.000 lira bedelle kiraya verdiklerini, sözleşmelerdeki yıllık artışlara göre halen ödenmesi gereken yıllık kira bedeli 607.500.000 liranın günün değişen koşullarına göre çok düşük kaldığını bildirerek, 6.000.000.000 liraya uyarlanmasını istemiştir. Davalı, uyarlama şartlarının gerçekleşmediğini, 18.6.2003 tarihinde başlayan dönem kirasının ödendiğini, ödenen kiranın uyarlanmasının istenemeyeceğini bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda 2003 yılında başlayan 5.470.000.000 lira olarak uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm davalılarca temyiz edilmiştir. 1- Sözleşme Hukukuna egemen olan ( (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ilkesi de hukukumuzda kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı gibi aynen uygulanmalıdır. Sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış kararlaştırılan edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekte de, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. Md. 4,2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus- Beklenmiyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. Tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli surette, değişmişse taraflar artık o akitle bağlı tutulmazlar. Değişen koşullar karşısında M.K. 2 maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesi imkanı hasıl olur. Sözleşmenin edimleri arasındaki dengeyi bozan olağanüstü hallere harp, ekonomik krizler, aşırı enflasyon, örnek olarak gösterilebilir. Enflasyon paranın “İŞTİRA-SATIN ALMA” gücünü kaybetmesi nedeniyle fiyatlarda aşırı ve sürekli bir artış olayıdır.