Başvuru, mahpus hakkında disiplin cezası verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin, ceza infaz kurumu uygulamalarına karşı şikâyetlerin infaz hâkimliğince incelenmemesi nedeniyle ise mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; mahpus hakkında disiplin cezası verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin, ceza infaz kurumu uygulamalarına karşı şikâyetlerin infaz hâkimliğince incelenmemesi nedeniyle ise mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu 17/3/2016 tarihinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçu kapsamında tutuklanarak İzmir 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucu 26/10/2019 tarihinde oğluyla haftalık telefon görüşmesi yaptığı sırada oğlu telefonun hoparlörünü açmış ve başvurucu kızları ve torunları ile de konuşmuştur. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (İdare ve Gözlem Kurulu), başvurucunun konferans yöntemi ile başka kişilerle telefon görüşmesi yaptığı gerekçesiyle iki ay süre ile telefonla görüşme hakkının kısıtlanmasına karar vermiştir. Kararda; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı (mülga) Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının son cümlesinde telefonla görüşme hakkının tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceğinin düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca 6/4/2006 tarih 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) idare ve gözlem kurulunun görev ve yetkilerinin sayıldığı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak telefon görüşmesi hakkının kısıtlanmasına karar vermenin yer aldığı ifade edilmiştir. Bu doğrultuda kararda, mevzuat çerçevesinde yürütülen uygulamaları yerine getirmeyen ya da getirmemekte ısrar ederek alışkanlık hâline getiren mahpusların telefonla görüşme hakkını kısıtlamanın İdare ve Gözlem Kurulunun yetkisi dâhilinde olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu bu karara karşı İzmir İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; konferans yönteminde farklı yerlerde bulunan en az üç kişinin farklı telefonlar ile aynı anda görüşmesinin söz konusu olduğunu, kendisinin oğlu ile telefon görüşmesi yaptığı sırada ise oğlunun telefonun hoparlörünü açtığını ve kızları ile torunlarının hâl hatır sorularına cevap verdiğini ve bunun konferans yöntemi sayılamayacağını belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca mektuplarının okunması sonrası Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) taranarak kaydedilmesi işlemine son verilmesini, ceza infaz kurumu bünyesindeki kurslardan faydalandırılmasını, beden eğitimi ile ortak spor faaliyetlerinden yararlandırılma hakkının başka kimseler ile birlikte kullandırılmasını ve ceza infaz kurumu koğuşunda tek kişi kalma uygulamasının kaldırılmasını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği; başvurucunun haftalık telefon görüşmesi yaptığı sırada görüşme yapabileceği kişi haricinde kimselerle de konuştuğu, bunun konferans yöntemi olarak nitelendirilip nitelendirilmemesinin önemsiz olduğu, kısıtlama kararının mevzuata uygun olarak kurum güvenliğini korumak ve pekiştirmek amacıyla verildiği gerekçesiyle şikâyeti reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği kısıtlama kararı dışındaki taleplerin ise öncelikle Ceza İnfaz Kurumuna yöneltilmesi gerektiği, kurum idaresinin talepleri değerlendirerek karar vermesinden sonra şikâyet başvurusunda bulunulabileceği gerekçesiyle söz konusu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun ret kararına karşı itirazı İzmir Ağır Ceza Mahkemesince kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu vekili, nihai hükmü 11/1/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.