Başvuru, adliye binasında yapılan gösteriye kolluğun müdahalesi sırasında meydana gelen yaralanmanın kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, adliye binasında yapılan gösteriye kolluğun müdahalesi sırasında meydana gelen yaralanmanın kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 11/6/2013 tarihinde İstanbul Barosu mensubu iki avukatın gözaltına alınmasına karşı avukatlar müracaat savcısı ile görüşmek istemiştir. Aynı gün saat 00 sıralarında İstanbul Adalet Sarayı C Blok-3 giriş katında kapalı alanda bir kısmının üzerinde avukat cübbesi bulunan ve aralarında başvurucunun da olduğu yaklaşık yüz kişilik bir grup toplanmıştır. Söz konusu grubun alkışlar eşliğinde “Her yer Taksim, her yer direniş, yaşasın mücadelemiz, kahrolsun faşizm, polis dışarı.” şeklinde slogan atmaya başlaması üzerine başsavcı vekili emniyet görevlilerine şahısların gösteriye devam etmeleri hâlinde eylemlerinden men edilmeleri ve durumun müracaat savcısı ile görüşülmesi talimatı vermiştir. Müracaat savcısı gösterici grubun eylemlerine son vermemesi hâlinde kişilerin yakalanarak haklarında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan işlem yapılması, kimlik tespiti ve doktor raporu alındıktan sonra serbest bırakılması talimatı vermiştir. Talimat üzerine 44 avukat hakkında yakalama işlemi yapılmıştır. Toplantıya katılan avukatlar, Gezi Parkı olaylarında soruşturma açılan müvekkillerine yapılan hukuka aykırı ve orantısız soruşturma uygulamaları için İstanbul Çağlayan Adliyesinin C Blok-3 giriş katında bulunan müracaat savcısı ile görüşme isteklerinin geri çevrilmesi üzerine bekleme yaptıkları sırada dağılmaları konusunda herhangi bir uyarı yapılmadan polisin kendilerine müdahale ettiğini söylemiştir. Bakanlığa göre görevli emniyet güçlerince protesto eylemi yapan topluluğa, yapılan gösterinin kanunsuz gösteri olduğu ve dağılmaları gerektiği bildirilmiş ancak bu kişilerin eylemlerine devam etmeleri nedeniyle emniyet güçleri ve özel güvenlik personeli eylem yapan grubu çembere almıştır. Kolluk görevlilerine direnen ve onlara karşı müessir fiilde bulunan 44 kişi saat 05'te yakalanmış ve zor kullanılarak polis otobüsüne bindirilmiştir. Bu kişiler saat 00 sıralarında Güvenlik Şube Müdürlüğüne intikal ettirilmiştir. Haklarında yakalama işlemi uygulanan kişiler arasında başvurucu bulunmamaktadır. Yakalanan avukatlar, haklarında yakalama veya gözaltı kararı olup olmadığını öğrenmek için müracaatta bulunmuş ancak kendilerine bu konuda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu durum avukatlar tarafından 11/6/2013 tarihinde saat 00'da tutanağa bağlanmıştır. Olay günü Emniyet Müdürlüğü tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından (Başsavcılık) talimat istenmiş, Cumhuriyet savcısı aynı gün saat 00'de Güvenlik Şube Müdürlüğünün talep yazısının altına dört başlık hâlinde talimatlarını dercederek açık kimlikleri tespit edilen şüphelilerin kimlik tespit işlemleri sonrası serbest bırakılmaları ve soruşturma konusu gelişmeler konusunda bilgi verilmesini istemiştir. Avukatlar 11/6/2013 günü saat 05’te serbest bırakılmıştır. Salıverme işlemi tutanağa bağlanmıştır. Olay sırasında 18 polis memuru ve 19 avukat vücutlarının farklı bölgelerinden basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmıştır. 44 avukat hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından soruşturma yapılarak İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. E.2019/87 No.lu dava dosyası derdest olup duruşması 28/9/2021 tarihine ertelenmiştir. Başvurucu aleyhine açılmış bir soruşturma bulunmamaktadır. Yakalanan avukatların 22'si 18/7/2013 tarihinde Başsavcılığa suç duyurusunda bulunmuş, Başsavcılığın 2013/101973 No.lu dosyası üzerinden soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun 13/6/2013 tarihinde Başsavcılığa suç ihbarında bulunması üzerine 2013/85597 No.lu dosyada soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun aynı gün Başsavcılıkta verdiği ifade şöyledir: “İstanbul Barosu 34970 sicil numarası ile avukat olarak görev yapmaktayım. Olay tarihinde saat 00'de İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/337 esas sayılı dosyasının duruşmasından çıkmıştım. Adliyenin C kapısı girişi tarafında avukat meslektaşlarımızın toplanmış olduğunu görünce yanlarına gittim, bu sırada önce güvenlik görevlileri ardından da çevik kuvvet polisleri etrafa gelip bizi sardılar, 'Dışarı çıkın, defolun buradan.' şeklinde sözler söylediler. Üzerimize yürüdüler. Beni ve diğer avukat arkadaşlarımı kalkanlarıyla itip kapıya doğru sürüklediler. Bu sırada güvenlik görevlileri masaları devirmek suretiyle masaların arasına sıkışmamıza sebep oldular. Bu nedenle yaralandık, darp edildik. Tehdit ve hakaretlere maruz kaldık. Bu sırada polisler 'Defolun gidin buradan, hepinizi gözaltına alırız, dağılmazsanız çok kötü olacak.' şeklinde tehdit ve hakaret içeren sözler sarf etmişlerdir. Bu nedenle söz konusu 11/06/2013 tarihinde saat 00-00 sıralarında meydana gelen olaylar sırasında polisler ve özel güvenlik görevlileri tarafından defalarca tekmelenmek suretiyle her iki bacağımdan yaralandım, bacağımda şişme ve ağrılar olduğundan iki gündür zor hareket etmekteyim. Söz konusu kamera kayıtlarından şüphelilerin tespit edilmesini istiyorum. Ayrıca ekte olay günü bacağımda meydana gelen yaranın fotoğrafını da ibraz ediyorum. Yaralanmama sebep olan, bana tehdit ve hakarette bulunan, bu talimatları veren amirlerin, polis memurları ve özel güvenlik görevlilerin tespitiyle davacı ve şikayetçiyim.” İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/6/2013 tarihli raporuna göre başvurucunun sağ ayak bileğinin iç kısmından yukarı doğru ciltte 6x3 cm'lik yeşil renkli ekimoz, palpasyonla (elle muayene) ağrı, sol kruris (diz ile ayak bileği arasında kalan kısım) orta ön kısımda 3x0,5 cm'lik kurutlu sıyrık ve çevresinde ciltte yaklaşık 3x6 cm'lik yeşil renkli ekimoz ve palpasyonla ağrı olduğu, yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaranın basit tıbbi müdahaleyle giderilebileceği bildirilmiştir. Olaya dair kamera görüntüleri ilgili birimlerden getirtilmiş, görüntü izleme tutanağı düzenlenmiştir. Soruşturma dosyası 18/6/2013 tarihinde 2013/79334 No.lu soruşturma ile birleştirilerek 29/4/2015 tarihinde tefrik edilip 2015/58301 No.lu soruşturmaya kaydedilmiş, 11/6/2015 tarihinde ise 2013/101973 No.lu soruşturmayla birleştirilmiştir. Toplam 23 müştekinin bulunduğu soruşturmada Başsavcılık 24/4/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “İstanbul Adalet Sarayı C Kapısı Girişi atrium alanında 05/06/2013 günü saat:00 sıralarında Çağdaş Hukukçular grubuna bağlı bir kısım avukatın öncülüğü ile yaklaşık 100 kadar cübbelerini giymiş avukatın toplandığı, bu grubun 'Her yer taksim, her yer direniş, hükümet istifa, bu son değil başlangıç, eylemimiz artarak devam edecek.' şeklinde slogan attıkları, bu sloganlar katlarda duyulup, çalışamayan adliye görevlileri kat balkonlarına çıkıp atrium alanında neler olduğunu görmeye çalıştıkları, olay yerine gelen İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü yetkilileri gruba uyarıda bulunup, eylemlerine son verip, adliyenin dışına çıkmaları istendiği halde grubun dağılmayıp, adliyenin dışına çıkmayıp, sloganlarını sürdürmesi üzerine Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı kalkanlı polislerin kapalı mekanda izinsiz gösteri yapan gruba orantılı güç kullanıp, yere oturanları kaldırıp, C kapısından dışarı çıkardıkları,…2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunun Maddesince kamu hizmeti yapılan binalarda gösteri yapılması yasak olduğu halde İstanbul Adliyesi'nin C Kapısı Girişinde bulunan Atrium alanında slogan atılarak yapılan gösterili eylemin kamu düzenini bozması üzerine bu eyleme son vermeyen cübbeli avukatların adliye dışına çıkarılmasında polisin ve özel güvenlik görevlilerinin orantılı zor kullandığı, yaralama kastı ile hareket edilmediği anlaşılmakla, Şikayet olunan İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı kalkanlı polis memurları ile adliyede görevli özel güvenlik görevlilerinin zor kullanma yetki sınırını aşmadıklarını atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından, K'nın Maddesince KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]” Bu karara başvurucu vekilinin yaptığı itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 11/6/2018 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 28/6/2018 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 30/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2911 sayılı Kanun'un olay tarihindeki hâliyle yürürlükte olan , ve maddelerinin ilgili kısmı şöyledir:"Yasak yerlerMadde 22 - Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez.…Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleriMadde 23 -...e) 20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın, …Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır.Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılmasıMadde 24 - …Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı en seri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcut imkanlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılıcakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Zor ve silah kullanmaMadde 16 - Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.…"B. Uluslararası Hukuk Anayasa Mahkemesinin Özge Özgürengin (B. No: 2014/5218, 19/4/2018, §§ 22-38) ve Ali Ulvi Altunelli (B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §§ 32-45) kararlarında açıklanmıştır.