13. Hukuk Dairesi 2016/4227 E. , 2016/17525 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıya verilen 10.000 TL borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının ic…
**13. Hukuk Dairesi 2016/4227 E. , 2016/17525 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıya verilen 10.000 TL borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacı ile arasında ödünç ilişkisi olmadığını belirterek gönderilen paranın davacı ve eşi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanmış olabileceğini savunmuştur. Mahkemece davacının davalı şirkette çalıştığı dönemden daha önceki tarihte dava konusu dekontlara konu miktarı davalıya gönderdiği, paraların başka bir nedenle alındığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıya banka havalesi ile 10.000 TL borç para gönderdiğini ancak geri alamadığını iddia etmiş, davalı ise bu gönderilen paranın davacı ile eşi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanmış olabileceğini, iddia edildiği şekilde kendisine yapılmış bir borç para ödemesi olmadığını savunmuştur. Davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü havale ile para gönderildiğine ilişkin maddi vakıanın varlığını kısmen kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin, ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. (HGK.nun aynı yöndeki 12.3.2003 tarih, 2003/3-118 esas ve 2003/158 karar sayılı kararı) Öte yandan, havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerekir. Davalı savunmasında, borcu kabul etmemiş ve gerekçeli inkarda bulunmuştur. Öte yandan havale dekontlarında gönderilen paranın borç verildiğine dair herhangi bir şerhin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle havale, paranın borç olarak gönderildiğini ispata yeterli değildir. Davacı, ibraz ettiği delillerle davasını kanıtlayamamıştır. Ne varki davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Davacıya, davasını ispat etmek için yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.