Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 06/06/2013 tarihinde davalı şirket ile acentesi olarak faaliyete başladığını, müvekkili şirkete .... acente kodu verildiğini, müvekkili acenteliğin tesisinden itibaren davalı şirket nam ve hesabına poliçelerin tanzimininde aracılık yaptığını, acente komisyonlarını almaya hak kazandığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 22/07/2016 tarihine kadar müvekkili şirketin üretim yaptığını, davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalı şirketin Beyk
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Merkezi İstanbul’da bulunan ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteren Davalı şirketin ürettiği vatka ve kolbalığı gibi ürünleri yurtdışına da ihraç ettiğini, bu kapsamda ürettiği ürünleri Almanya’ya pazarlamak üzere müvekkili firma ile 2011 yılında çalışmaya başladığını, bu süreçte davalının, müvekkiline hizmet bedeli olarak aylık 3.000-Euro ödeme yaptığını, daha sonra taraflar arasında 09/04/2013 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi ile müvekkilinin Davalının Almanya acentesi olarak faaliyet göstermeye başladığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin aracılık ettiği tüm satışların üzerinden %10 komisyon alacağı kararlaştırıldığını, Müvekkilinin, birkaç yıllık çalışması ile davalıya, Almanya pazarında ciddi bir müşteri potansiyeli sağladığını, özellikle Almanya’nın en tanınmış tekstil şirketleri arasında sayılan ...... şirketi ile anlaşma sağlayarak Davalının, Almanya pazarındaki satışlarını ciddi derecede arttırdığını, müvekkilinin Almanya’da faaliyet gösteren ...... adlı tekstil şirketi ile de sürekli iş anlaşması sağlamasının Davalıya ciddi ticari avantajlar sağladığını, davalının, 20/01/2016 tarihinde müvekkiline bir yazı göndererek sözleşmeden kaynaklı hiçbir haklı neden göstermeksizin, aralarındaki acentelik sözleşmesini 30/04/2016 tarihi itibariyle feshettiklerini bildirdiğini, müvekkilinin Davalının acenteliğini üstlendiği süreçte acente olarak üzerine düşen tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve davalı için ciddi bir pazar oluşturduğunu, bu süreçten sonra Davalının Almanya’daki ticaretini müvekkilinin oluştruduğu Pazar üzerinden sürdüreceğinin açıkça ortada olduğunu, Davalı şirketin haksız feshi nedeniyle müvekkili açısından ciddi zararlar meydana geldiğini, sözleşme’nin 10.maddesi 4.bendine göre müvekkiline sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 yıllık rekabet yasağı getirdiğini, bu maddeye göre müvekkilinin sözleşmenin sona erme tarihi olan 30/04/2016 tarihinden itibaren 2 yıl rekabet etmeme yasağı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin tazminat hakkı olduğunu, her ne kadar davalı taraf rekabet yasağından vazgeçtiğini yazılı olarak müvekkiline bildirse dahi Alman Ticaret Kanunu (HGB) madde 90a’ya göre müvekkilinin 6 aylık tazminat hakkı doğduğunu, bu tazminat hakkının hesabında 2 yıl için yukarıdaki komisyon ücreti göz önüne alındığında 45.000,00 Euro olduğunun tespit edildiğini, bu rakamın 6 aylık tazminat hakkı ile oranlandığında 11.250,00 Euro çıktığını, bu tazminatın sözleşmenin feshi tarihinde müvekkiline ödenmesinin gerektiğini, Davanın kabulüne, Sözleşme süresince ödenmeyen toplam 37.754,55Euro komisyon ücretinin ticari faizi ile birlikte Davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, Müvekkilinin, Davalıya Almanya’da sağladığı sürekli müşteriler sayesinde gelecekte elde edeceği menfaat göz önünde bulundurularak 45.000 Euro denkleştirme tazminatının ticari faizi ile birlikte Davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, sözleşmeden doğan rekabet sınırlaması nedeniyle müvekkiline 11.250Euro tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.