9. Ceza Dairesi 2022/16868 E. , 2023/7962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/230 E., 2015/367 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci madde
**9. Ceza Dairesi 2022/16868 E. , 2023/7962 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/230 E., 2015/367 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2013/230 Esas, 2015/367 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanığın cezai ehliyetinin olmadığı ve sair nedenlerle ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince "Mağdura ait adli raporlar, tanık ifadeleri, olay yerine ilişkin mobese kamera kayıtlarına dair tutanak, sanık savunması ve dosya içerisindeki tüm deliller dikkate alındığında; sanık ...'ın olay tarihinde alzehimer hastası olan, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak ve işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda bulunan, mağdure ...'i cinsel amaçla kişi hürriyetinden yoksun bırakarak tanıklara ait eve götürdüğü, mağdure ile öpüştüğü, göğüslerine ellediği, yaklaşık 10-15 dakika seviştikleri, evden ayrıldıktan sonra mağdureyi hayati tehlike geçirecek, kemik kırığı oluşturacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kasten yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Sanık soruşturmaya Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki samimi beyanında ''olay günü yardıma muhtaç olduğunu düşündüğü mağdurenin yanına gittiğini, mağdurenin taksi ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine olay saati itibari ile taksinin bulunmadığını söyleyerek müsait bir eve gitme teklifinde bulunduğunu, mağdurenin de teklifi kabul ederek ..., ..., ... ve ... ... isimli üniversite öğrencilerinin kaldığı eve götürdüğünü, mezkur kişilere; 'bana oda lazım, bir odayı bana verin, isterseniz siz evde oturun, birini getireceğim' dediğini, şahısların da talebini kabul etmemeleri üzerine tehdit ve hakaret içerikli sözler söyleyerek mezkur kişileri korkuttuğunu, daha sonra mağdureyi çağırdığını, evin giriş kapısına göre tam karşıda olan odaya geçtiklerini, odada yatağa birlikte oturup öpüşmeye başladıklarını, eliyle mağdurenin kazağının altından göğüslerini okşadığını, yaklaşık 10-15 dakika süren bu şekildeki sevişmeleri haricinde mağdurenin isteği üzerine dışarıya çıkarak yaklaşık 4-5 dakika yürüdüklerini mağdurenin tenha bir yere gitme teklifinde bulunması üzerine sinirlenerek mağduru darp ettiğini, kesinlikle mağdure ile cinsel ilişkiye girmediğini'' belirtmiştir. Sanığın cezai sorumluluğunu tam olduğu ATK 4. İhtisas Kurulu'nun 25.05.2015 tarih ve 2015/2249 sayılı raporundan anlaşılmıştır.Mağdurenin vücudundan alınan örnekler, olay yerinde muhafaza altına alınan meteryaller ile şüpheliden alınan örnekler üzerinde yapılan moleküler genetik inceleme sonucunda mağdurede tespit edilen sprem örneklerine ait DNA profilinin şüphelinin DNA profili ile uyuşmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kamu davası açılmış ise de, sanığın mağdur ile organ sokmak sureti ile cinsel ilişkiye girdiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir. Sanığın soruşturma aşamasında alınan ikrar içeren samimi beyanlarına itibar olunmuştur. Mağdurda meydana gelen yaralanmanın hayati tehlikeye sokar, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kemik kırığı oluşturur ( orta(3) derece) nitelikte olduğu ATK 1 İhtisas Kurulunun 21.01.2014 tarihli raporundan anlaşılmıştır. Her ne kadar Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Şubesi tarafından mağdurun ruh sağlığının bozulduğu mütala olunmuş ise de; mağdurun alzhemir hastası ve akıl hastası olduğu, hazırlık aşamasında verdiği ifadesinden kendisini alıkoyan ve tecavüz eden kimsenin olmadığını belirten ifadelerinin bulunduğu, ifadelerinin tutarsız olduğunun dosyaya yansıtıldığı, bu yönde yapılan değerlendirmede, içerisinde bulunduğu hastalık nedeni ile zaten beden ve ruh sağlığının bozuk olduğu, yargılama sürecinde mağdurun vefat etmesi nedeni ile Adli Tıp Kurumundan mağdurun beden ve ruh sağlığının sanığın eylemi yönünden bozulup bozulmadığına dair rapor aldırılması imkansızlığı karşısında mevcut şüpheli durumun lehe yorumlanarak sanık hakkında TCK 102/5 maddesi uygulanmamıştır. Kaldı ki; mağdurun kıyafetlerinde sanığa ait olmayan sperm hücreleri de tespit olunmuştur. Mağdurun ruh sağlığının kimliği belirsiz kişiler tarafından yapılan eylemler sonucu bozulma ihtimali de mevcuttur. Mağdurun akıl hastası ve alzhemir hastası olduğu, bir yere gidip gelme, kalma konusunda iradesine değer atfedilemeyeceği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği yönünde kanaat hasıl olmuştur. Mağdurun 17.05.2014 tarihinde öldüğü dosya kapsamından anlaşılmıştır. Sanığın atılı olan 'Basit Cinsel Saldırı' suçu ile 'Beden veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma' suçu ile 'Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilemez, Yaşamsal Tehlike Oluşturur, Vücutta Hasıl Olan Kırığın Yaşam Fonksiyonlarına Etkisi Orta (3) Derecede Etkili Olur Şekilde Kasten Yaralama' suçlarını işlediği dinlenilen savunma ile katılanın savı, tanık ifadeleri ve katılan/müteveffanın içerisinde bulunduğu demans (bunama) denilen akıl hastalığı sebebiyle beden ve ruh sağlığı yönünden kendisini savunamayacak beden ve ruh sağlığının bozulduğunu mütalaa eden KOÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin 01/04/2014 gün 2014/277 sayılı raporu ile katılan/müteveffanın eylemden dolayı basit tıbbi müdahale ile giderilemez, yaşamsal tehlike oluşturur, vücutta hasıl olan kırığın yaşam fonksiyonlarına etkisi orta (3) derecede etkili olur şekilde yaralandığını ve eylemde görünümü arasında neden-sonuç ilişkisini ortaya koyan ATK 1. İhtisas Kurulu'nun 21/01/2014 gün 231 sayılı raporu ile katılan/müteveffanın kazanımda rastlanılan bulgunun failin Y-STRDNA profili ile uyumlu olduğunu mütalaa eden ATKBİD 12/03/2013 günü 255 sayılı raporu ile failin cezai sorumluluğunu tam olduğunu mütalaa eden ATK 4.ATİK'nun 22/05/2015 gün 2015/2249 sayılı raporlarından sübuta erdiğinden TCK.nun 61/1 maddesi uyarınca sanığın suçları işleyiş biçimi ve özelliği ile saik ve sebebi ile suçun konusunun önemi ve suçun işleniş yeri ve zamanı ile oluşan sonuç ile neticenin ağırlığı ve suç kastının yoğunluğu gibi unsurların dikkate alınması sonucunda TCK.nın 3/1 maddesi uyarınca fiillere göre tayin olunacak cezaların hakkaniyet ve adalet ilkeleri doğrultusunda ölçülülük taşıması ile cezanın caydırıcılığı ve failin ıslahı ile topluma yararlı kimse olarak kazandırılması amaçlarına matuf olmak üzere takdiren asgari hadden uzaklaşılarak takdiren üst hadde varmaksızın temel cezalar tayini yönüne gidilmiştir." şeklindeki gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış olup, bu kapsamda hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2013/230 Esas, 2015/367 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023. tarihinde karar verildi.