T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/639 Esas KARAR NO : 2025/1606 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 25/01/2024 NUMARASI : 2017/32 Esas, 2024/23 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/639 Esas KARAR NO : 2025/1606 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 25/01/2024 NUMARASI : 2017/32 Esas, 2024/23 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... BV'nin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “... ...” markasının sahibi olan ... ... (...) BV. isimli firma ile imzalanan münhasır lisans sözleşmesinin tarafı olduğunu ve “... ...” markasının 31.10.2012 tarihinden beri 2011 91289 tescil numarası ile kayıtlı olduğunu, Müvekkili şirketin sahip olduğu yapay gölet teknolojisinden faydalanılması amacıyla lisans sözleşmesi yapmak için 2012'de inşaat sektöründe faaliyet gösteren davalı ... ... İnşaat San. Ve Tic. AŞ. ile görüşmeler yapıldığı fakat olumlu sonuçlanmadığını, Aralarında herhangi bir lisans sözleşmesi bulunmadığı halde davalı şirketin, müvekkili şirkete ait “... ...” markasını pazarlama ve satış aktivitelerinde kullanıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulması talebiyle noterden ihtarname çekildiğini ancak olumsuz yanıt verildiğini, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2015/44 D. İş sayılı ve Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2016/125 D. İş sayılı dosyalar ile dava konusu markanın kullanımının tespit edildiğini, Davalının “... ...” markasını kullanmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) md. 29 hükmü uyarınca davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu md. 55 hükmü uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, Davalının fiili sonucu zarar gören davacının uğramış olduğu maddi zararların karşılığında maddi tazminat talep edildiğini, davacı firmanın kaliteli ve ödüllü ürünleri sayesindeki bilinirliği, itibar ve şerefinin sekteye uğradığından bahisle manevi tazminat talebinin koşullarının oluştuğunu , “... ...” markasının davalı tarafından kullanılmasının durdurulması ve önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 2011 91289 tescil numaralı “... ...” markasının davalı tarafından kullanılmasının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, şimdilik 3.350.000 TL maddi tazminatın tahsiline, yoksun kalınan kazancın artırımına ve 150.000 TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda devam etmekte olan bir tecavüz bulunmadığından davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerin tespiti, durdurulması ve önlenmesi talebinin mümkün olmadığını, davacının zarar gördüğü iddiası ile yöneltilen tazminat taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın adını maillerine konu edinen Melis Matlım isimli kişinin davalı şirkette yeni çalışmaya başladığını ve davalı şirketin bu hususa ilişkin herhangi bir tasarruf, onay veya bilgiye sahip olmadığını dolayısıyla kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararın ve illiyet bağının ispatlanmadığını, Türk Borçlar Kanunu md. 66 hükmü uyarınca müvekkilİ şirketin gerekli özeni gösterdiğini, 575 personel arasından sadece 2 kişinin devamlılık arz etmeyen eski tarihli maillerinde davacı şirketin markasına rastlanmasının bu durumu ispatladığını, Şirket çalışanlarının hatalarının tespitini müteakiben zararın doğmaması için davalı şirketin ilgili personellere uyarıda bulunulduğunu ve ...'in derhal iş akdine son verildiğini, Yoksun kalınan kazancın artırımına ilişkin talebin mesnetsiz olduğunu, tespit konusu maillerde adı geçen müşterilerin hiçbirisinin davalının projesinden konut satın almadığını, dolayısıyla davacı tarafın markasının kullanılarak ticari itibarı üzerinden kazanç sağlandığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, maddi ve manevi tazminat talep etme koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/01/2024 tarih ve 2017/32 Esas, 2024/23 Karar sayılı kararıyla; "...AKTİF DAVA EHLİYETİ YÖNÜNDEN İNCELEME:Dosyaya sunulan lisans sözleşmeleri incelendiğinde; Davacı 2012 ve 2016 tarihli sözleşmeler gereğince lisans alan konumundadır.Davacı ile dava dışı marka sahibi arasında, iki lisans sözleşmesi bulunmaktadır. Sunulu delillere göre bu sözleşmelerden ilki 26 Eylül 2012 tarihli lisans sözleşmesidir .Sözleşmenin 3.1.maddesine göre, verilen lisans “inhisari olmayan” bir lisanstır . İkincisi ise 7 Eylül 2016 tarihli lisans sözleşmesidir . Sözleşmenin 3. maddesine göre, verilen lisans “inhisari” lisanstır . Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen marka tescil belgesi kapsamına göre 2011/91289 nolu ... ... markası 10.11.2011 başvuru tarihi ile 31.10.2012 tarihinde ... ...(...)B.V adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı yanca sunulu sözleşme içerikleri ve Türkçe tercümeler incelendiğinde; Davacı ... ... B.V. - Hollanda, bu sözleşmelere göre lisans alan konumundadır. Marka sahibi ise, dava dışı ... ...(...)B.V dir. 2012 tarihli Sözleşmenin 8.maddesi “Mütecaviz ilçüncü kişilere karşı davalar ve Teknolojinin Hukuken Korunması” (“Actions against İnfringers and legal defense of the ...”) başlığını taşımaktadır. 2012 tarihli sözleşme, davacının marka sahibi ... ...(...)B.V ye yardım etme yükümlülüğü yüklemekte, fakat ona marka sahibi adına dava açma hakkını vermemektedir. 2016 tarihli sözleşme de ise 5.2. maddesine göre ise, davacı firmanın marka sahibi adına marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete dayalı olarak dava açma hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır. (“The ... has the right to take such actton against the infringer on the basis of trademark infringement and unfair compefition.” ). Öte yandan davacı yanca sunulu 10.5.2019 tarihli dilekçe ekinde sunulu ek-4 belgesinde yeminli tercüme evrakı kapsamına göre de markanın sahibi ... ...(...)B.V yetkilisi tarafından davacı yana dava tarihinden önce dava açma yetkisinin verildiğine dair belgenin de sunulmuş olduğu dikkate alındığında davacının gerek marka hakkına ihlal gerekse haksız rekabete dayalı olarak aktif dava ehliyetinin bulunduğu hususu net olarak tespit edildiğinden aleyhe olan görüşlere itibar edilmesi hukuken mümkün görülmemiştir. Bu yönden ... tarafından hazırlanan uzman görüşü bilimsel olarak hazırlandığından ve aktif dava ehliyeti yönünden dosyadaki deliller ile uyumlu olduğundan mahkememizce kabul görmüş, diğer uzman görüşü ve aleyhe bilirkişi görüşleri ise hukuki değerlendirme içermesi ancak gerekçelerinin yeterli olmaması nedeniyle mahkememizce aktif dava ehliyeti yönünden dikkate alınmamış, davacının gerek marka gerekse hâksiz rekabete dayalı olarak dava açma hakkı bulunduğundan davanın esasının incelenmesi gerekmiştir. Huzurdaki davada 556 sayılı KHK hükümlerinin mi 6769 sayılı SMK hükümlerinin mi uygulanması gerektiği yönündeki de heyetler ile uzman görüşleri arasında kısmı farklılıklar bulunduğu gözetilmiş, tüm bu görüşlerin mahkeme hakimini hukuki açıdan bağlamadığı gözetilmiştir. Dava kayden 20/02/2017 tarihinde açılmıştır. 6769 sayılı yasa ise 10.1.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Davanın konusu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kaynaklı bir haksız fiil olduğu için bu fiil hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanunun somut uyuşmazlığa uygulanması gerektiği bilinmektedir. Bu itibarla 6769 sayılı SMK'nın yürürlük tarihi olan 10.01.2017'ye kadar olan dönem için davacının yoksun kalınan kazancının hesaplanmasında 556 sayılı KHK m.66/2-c maddesinin, 10.01.2017 tarihinden dava tarihi olan 20.2.2017 tarihine kadar olan dönem içinde 6769 sayılı SMK'nın dikkate alınması hakkaniyete uygun bulunmuştur. (Aynı yönde Ankara BAM 20.HD’nin 2018/1626 esas, 2019/1351 karar ve 26.12.2019 tarihli ilamları) TECAVÜZ VE TAZMİNAT İSTEMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2015/44 Değişik İş sayılı dosya ile delil tespiti istenmiş ve bu delil tespiti kapsamında markanın davalı ...-... tarafından kullanıldığı tespit edilmiş, 07.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda e-postalara ilişkin olarak 04.03.2014 ile 08.03.2015 tarihleri arasındaki 101 kayda yer verilen bir çizelge yer almıştır. Keza Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2016/125 Değişik İş sayılı dosyası celp edilmiş ve davalı çalışanına ait bilgisayarda markanın kullanıldığı ve 09.01.2015 ile 25.03.2015 arasındaki tarihlere ait olan 5 (beş) adet mailin bulunduğu tespit edilmiştir. Türk Patent ve marka kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir. Tazminat hesaplamasında mahkememizce yalnızca inhisari lisans sözleşmesi tarihi itibariyle değil, dosya kapsamında bulunan ve marka hakkına tecavüz teşkil eden bütün eylemler kapsamında bir değerlendirme yapılması hakkaniyet gereğidir. Mahkememizce Teknik bilirkişi ...'a, markanın davalının tanıtım faaliyetlerinde, mesajlarında, 01.01.2012-15.02.2017 tarihleri arasında müşterilerine gönderdiği yazışmalarında kullanılıp kullanılmadığının tespiti amacıyla yerinde inceleme yetkisi verilmiş, bilirkişinin sunduğu 09.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda, özetle, davalı ...-... adresindeki bilgisayarlarda davacı markasının kullanıldığı 09.01.2015 ile 25,03.2015 arasındaki tarihlere ait olan 5 (beş) adet mailin (elektronik postanın) bulunduğu sonucuna varıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce 4.4.2017 tarihinde yaklaşık ispat şartı gözetilerek ihtiyati tedbir yoluyla markanın davalı yanca kullanılmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiş, ihtiyati tedbir kararı aleyhine 18.04.2017 tarihinde davalı yanca istinaf yoluna başvurulmuş,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 2.06.2017 tarihli kararıyla ihtiyati tedbir kararı aleyhine yapılan istinaf talebinin reddine karar vermiştir. Davacı yanın 06,10.2017 tarihinde sunduğu deliller incelendiğinde, davalı şirkete gönderilen 18 Şubat 2013 tarihli ekonomik teklif ve tercümesi, davacı ile davalı arasında 2012 yılında başlayan ancak olumsuz sonuçlanan görüşmeler bulunduğunu göstermektedir. Davalı yan davacıdan izin almadan markayı izinsiz olarak ticari almaçla pazarlamasında kullanmıştır. Toplanan delillere göre ... ... ticari markası ve ticari adı ,gölet projesi izinsiz olarak kullanılmış olup, 7 Mayıs 2015 tarihli 2015/44 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporu kapsamına göre, davalının Mart 2014 ile Mart 2015 tarihleri arasında, ... ... markasını ve ticari adını kullanarak en az 101 e-posta gönderdiği , markanın ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığı, dolayısıyla markanın ve ticaret unvanının haksız olarak kullanımının söz konusu olduğu hususu değişik iş dosyası kapsamında sunulu rapor içerikleri, mahkememizce alınan heyet rapor içerikleri ile anlaşılmıştır. Toplanan deliller kapsamına göre de davalının eyleminin tipik marka hakkı ihlali ve haksız rekabete neden olduğu hususu sübuta erdiğinden davalının kullandığı süre ve ihlal kapsamına göre davacının talep edebileceği lisans bedelinin tespiti gereklidir. İnceleme yapan bilirkişiler emsal lisansın takdiri yönünde değişik görüşler ortaya sunmuşlar, net bir tazminat bedeli belirleyememişlerdir. Davacı yanca sunulu uzman görüşüne göre 800.000 USD'den maliyet düşüldüğünde 760.000 USD veya 560.000 USD net bedel teklif edildiği bildirilmiştir. Bilindigi gibi lisans seçeneğine dayalı olarak açılmış tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç, yada sunulan emsal lisans sözleşmeleri kapsamına göre davacının talep edilebileceği emsal lisans yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamına göre borçlar kanunu hükümlerine göre mahkemece res’en değerlendirme yapılması gerekmektedir. Lisans seçeneğinde tarafların mali kapasitesi 1. derecede etken ise de tek başına lisans ücreti belirleme de bir kriter değildir..Lisans seçeneğine göre bir tazminat seçimi salt taraf cirolarından hareket ile hesaplanamaz, Dolayısıyla zararın belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan maddi tazminat hakkaniyete uygun şekilde belirlenmelidir. Zira lisansa dayalı tazminatın belirlenmesinde sektörünün genelindeki parametreler, markanın bilinirlik durumu, markanın zamana göre daralma yada artış göstermesi, markanın kullanıldığı süre ve mecra , ülke ekonomisinin koşulları da taraf ciroları kadar gözetilmelidir. Ancak bilindiği üzere açıklanan etkenlerin bir çoğunun bilirkişilerce saptanması neredeyse imkansızdır. Bu gibi durumlarda hakim Borçlar Kanunu' nun 51. maddesine göre somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete göre zararı (lisansı) tespit edecektir. Borçlar kanununun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , Türk Medeni Kanun'un 4. maddesinde de "Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği" belirtilmiştir. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan , sunulu delillere göre son alınan rapor kapsamında sektör bilirkişinin de görüşleri nazara alındığında; İstanbul'da son yıllarda lüks gayrimenkul projelerinin sayısının oldukça arttğı, üst gelir düzeyine hitap eden projelerin hepsinde açık/kapalı havuz ve spor tesisleri yer aldığı, ... Sitesi'nde yer alan “...” kumsalı bulunan, yüzülebilen. Su sporları yapılabilen dev bir havuz olarak pazarlandığı , Dosyaya sunulan site tanıtım kataloğunda ...-... isminin kullanılmadığı ancak pazarlama esnasındaki maillerde kullanıldığı ve maillerde göletin davacı şirket tarafından yapılacağının belirtildiği, internet sitesinin ismi belirtildiği, ...-...'un internet sitesi incelendiğinde dünya çapında yaptığı çevreci ekolojik büyük havuz ve göletlerinin bulunduğu, değişik iş dosyası kapsamında da (2015/44 diş ) bilirkişi ... tarafından hazırlanan 7.5.2015 tarihli raporda 101 adet e posta ögesinde marka adının geçtiği tespit edilmiş, rapor ekindeki renkli görselde de ...-....com sitesinde ... park /Türkiye ibaresinin geçtiği, nitekim taraflarında önce karşılıklı görüşmeler yaptığı ancak davalının süreçte davacıdan izin almadan markayı müşterilerine ticari amaçla bir pazarlama stratejisi kapsamında sunduğu, zira ... ... Şirketinin müteaahitlik hizmetleriyle inşaat sektöründe faaliyet göstermekte iken davacı şirketin ise havuz ve gölet teknolojisi ve yapımı üzerine birbirlerini tamamlayan alanlarda faaliyet gösterdikleri, direkt aynı alanda bir faaliyet yürütülmese de , davalı şirketin pazarlama sürecinde Kozapark Sitesi'nde yapılacak olan ...'in dünya çapında bir firmanın adı altında pazarlanması alıcılar tarafından güven yaratacağı için , pazarlama esnasında alıcı da olumlu yönde etki yarattığı kuşkusuzdur. Dolayısıyla dayalının çalışanları tarafından davacı şirketin ücaret unvanının ve markasını içerecek şekilde yazılıp gönderilen ve davalı şirketin konut projesindeki yapay göletin davacı şirketçe inşa edileceği yönünde gerçeğe aykırı beyanlar içeren e-postaların hem tescilli marka hakkının ihlali hem de haksız rekabet teşkil ettiği sabittir. Davalının çalışanların gönderdiği mail içeriğinden haberdar olmadığı yönündeki beyanları ise ticari hayatın olağan akışında samimi bir beyan olarak kabul edilmemiştir. 24.04.2018 tarihli ilk bilirkişi heyeti raporunda da açıklandığı üzere davacının lisans alan sıfatıyla açtığı huzurdaki davayı dayandırdığı 2011/ 91289 nolu “... ...” markasının salt 42. sınıfta tescilli olması davalının konut projesindeki yapay lagünden ise 2016 24313 no.lu “... ...“ markasının tescil edildiği 37. sınıfta bahsedilmesi markaların ve faaliyet alanları gözetildiğinde davalı lehine olumlu bir etki yaratmamaktadır. Zira 2011 /91289 nolu markanın tescilli olduğu 42. Sınıf , hizmetlerinin tanımlandığı 42. ve 37. sınıflardaki hizmetlerin çok benzer oldukları gözetildiğinde markanın izinsiz kullanımı marka hakkı ihlali teşkil ettiği gibi haksız rekabete de neden olmaktadır. Dolayısıyla. davalı çalışanlarınca gönderilen e- postalar sadece ... tescil no.lu marka hakkının değil, aynı zamanda ... tescil no.lu marka hakkının da ihlalini teşkil etmektedir. Davaya konu e-postalardan bazılarının davalı şirkette “satış müdürü” olan .... tarafından gönderildiği de sunulu deliller kapsamı ile sabit olup, dolayasıyla davalı şirketin satış müdürü gibi yüksek seviyede sorumluluğa sahip bir çalışanını dahi yeterli derecede bilgilendirememiş ve denetleyememiş olmasının objektif özen yükümüne aykırılığın varlığını gösterdiği ve davalıya sorumluluktan kurtarmadığı anlaşılmıştır. Uzman Görüşünde davacının talep ettiği maddi tazminatın doların TL karşısında değer kaybetmesi de nazara alındığında makul bir bedel olduğu yönündeki görüş mahkememizce yerinde bulunmamıştır. Zira hükmedilecek tazminatın adil ve dengeli olması keza İktisadi. mali ve idari ilkelere de uyması, davalının mali kayıtları kapsamına göre mahfına neden olmayacak nitelikte olması gereklidir. Davalı yargılamanın ilerleyen aşamalarında iflas etmiş ve tasfiye sürecine girmiştir. Davalının son raporda mali kayıtları da incelenmiş olup, davalının 2015 yılı Gelir Gider Tablosunda görüleceği gibi gölet projesinin ikamet amaçlı konutların pazarlanmasında yüksek yüzdeli satış sağladığı yönünde net bir delil bulunmamaktadır. Zira konut ihtiyacını şekillendiren çok farklı etken bulunmakta olup, tüketici için ise yüksek meblağ ödenerek satın alınacak bir hizmet bulunduğundan , haklı olarak bilirkişilerin net bir lisans belirlemesi mümkün olmamıştır. Ancak Davalının 2015 yılı Brüt Yurt içi ve yurt dışı ile diğer Satışı (Hasılatı) , Pazarlama Giderlerleri , Yönetim Giderleri , kurumlar vergisi gözetildiğinde belirli bir iş ve büyüklük hacmi ile faaliyet gösterdiği sabittir. Kaldı ki marka hakkının ihlali nedeniyle bir lisans bedeline hükmedilmesi için mail gönderilen kişilerin mülkü satın almış olmalarıda gerekli değildir. Markanın izinsiz kullanıldığı hususu sabittir. Son raporda davacının da kar /zarar yönetim tablosu raporun 25.sayfasında incelenmiştir. Tarafların dosyaya yansıyan mali verileri, davalının kullanım şekli ve süresi, marka hakkına tecavüz edenin iyiniyetli bir lisans alandan daha kötü duruma getirilmemesi yani ihlalin özendirilmemesi kuralları gözetildiğinde mahkememizce 500.000 - TL lik maddi tazminat somut olaya , günün ekonomik şartlarına, tarafların mali kapasitesine göre BK51. hükümlerine uygun bir maddi tazminat olarak belirlenmiştir. Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine takdiren takdiren 50.000 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafça davacı markası ticari etki yaratacak şekilde kullandığından, bu şekildeki kullanımın hukuka uygun bir kullanım niteliğinde olmayıp, marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve eylemin aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinden haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri de yerinde görülmüştür. Davalının eylemi davacının marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet olarak kabul edildiğinden hükmün ilanı talebi de yerinde görülmüştür. Her ne kadar davacı itibar tazminatı da dahi talep etmiş ise de, itibar tazminatına hükmolunabilmesi için marka hakkına tecavüz edenin markayı "kötü" veya "uygun olmayan bir şekilde" kullanması ve böyle bir kullanım¸ sonucunda "markanın itibarının zarara uğraması" koşullarının ispatının gerektiği, somut olayda davalının markayı ne şekilde "kötü" veya "uygun olmayan biçimde" kullandığı ve markanın itibarının ne şekilde zarara uğramış olduğu açıklanmamış, bu yönde herhangi bir delil gösterilmemiş ve bu koşullar ispat edilememiş olduğundan itibar tazminatı talebinin, maddi tazminatta mahkemece makul pay eklenmesi taleplerinin reddi gerektiği gözetilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturmak gerekmiştir. HÜKÜM: 1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,2-Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 3-İhlal nedeniyle BK hükümleri de dikkate alınarak takdiren 500.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,4-İhlal nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,5-Maddi tazminatta mahkemece makul pay eklenmesi ve itibar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede ve inşaat sektöründe en çok satılan basılı yayınlarından birinde bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenizde görülmekte olan ve yukarıda esas numarası belirtilen dava dosyasında davalı sıfatı ile yer davalı Şirket'in iflasına karar verildiğini, huzurdaki davada yargılama devam olunmaması gerektiğini, eksik inceleme yapıldığını, davacı tarafın söz konusu markanın kullanıldığını iddia ettiği tarihlerde henüz marka üzerinde lisans sahibi olmadığı, davacı şirketin 07.09.2016 tarihi itibariyle inhisarı lisans hakkına sahip olması sebebiyle ancak bu tarihten sonra talepte bulunma hakkının doğacağı ve bu nedenle davacı tarafın dava açma hakkını haiz olmadığı sabit olduğunu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Müflis Şirket'in bilgisi ve onayı dışında Şirket çalışanı tarafından davacı tarafın markasının kullanılmasının TBK m. 66 kapsamında müvekkil müflis Şirket'in sorumlu olduğu yönünde oluşturulan kanaatin taraflarınca kabulünün mümkün bulunmadığını, tespit olunan maillerde adı geçen kişilerin müvekkil müflis şirket’ten konut almamış olduğunu, davacı tarafa maddi zarar doğuracak herhangi bir ilişki içerisinde bulunulmadığını ve davacı tarafça uğramış oldukları zarar ve illiyet bağı ispatlanmadığını, yargılamanın hiçbir evresinde davacı tarafından haksız rekabet yönünden tazminat istemine temel teşkil eden zararın ispatına ilişkin herhangi bir delil sunulamadığını,Dosyada mübrez 07.02.2019 tarihli Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf Türkiye pazarında henüz yer bulamamıştır ve yeterli tanınırlığa sahip olmadığını,Davacı tarafın manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, Anayasa’nın 141. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Mhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykırı olarak davanın kabulünün hangi hukuki sebeplere dayandığı ve gerekçesi açıklanmadan hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, Harçlar Kanunu'nun 13/j ve ilgili diğer maddeleri kapsamında istinaf başvurularının harçsız olarak kabulüne, taleplerinin kabul edilmemesi halinde adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini taleple ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni talepleri yönünden davanın kabülüne, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirket hakkında verilen iflas kararı nedeniyle İİK 194. Maddesinde öngörülen usul ile yargılama yapıldığı, dosyaya sunulan 2012 ve 2016 tarihli sözleşmeler ve marka sahibi tarafından verilen yetki belgesi kapsamında davacının aktif dava ehliyeti bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından davacı markasının ticari etki yaratacak şekilde kullandığının yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi karşısında kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı şirket çalışanı eyleminden davalının sorumluluğu bulunduğuna ilişkin gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu, takdir edilen maddi ve manevi tazminatların dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 37.570,50 TL harçtan, peşin alınan 9.392,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.177,88 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025