Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptal edilmesi üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptal edilmesi üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucuların Dayandıkları Tapu Kayıtları İstanbul'un Silivri ilçesi Çeltik köyünde bulunan 401 hektar 189 metrekare büyüklüğündeki Maa Koru Büyük ve Küçük Çeltik Çiftliği Ekim 1944 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydına göre İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü adına kayıtlıdır.B. Kadastro Çalışmaları ve Yargılama Süreci İstanbul'un Silivri ilçesi Çeltik köyünde yapılan tapulama çalışmaları sırasında 3302 parsel olarak sınırlandırılan taşınmaz tarla vasıflı olarak 23/9/1999 tarihinde başvurucuların murisi adına tespit edilmiştir. Tapulama tutanağının edinme sebebinde taşınmazın Ekim 1944 tarih ve 41 sıra numaralı tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle başvurucuların murisi adına tespit edildiği belirtilmiştir. Maliye Hazinesince, Silivri Kadastro Mahkemesinde anılan tapulama tespitine askı ilanı süresi içinde itiraz edilmiş; Mahkeme dosya içeriğinden tespit edilemeyen bir tarihte davanın reddine ve dava konusu yerin tespit gibi tesciline karar vermiş, hüküm Yargıtay Hukuk Dairesince eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılamada Mahkeme 17/7/2006 tarihinde davanın kabulü ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; tespit dayanağı tapu kaydının harita ve krokisi olmayıp hudutları itibarıyla tüm köyü kapsadığı, gitti kaydı itibarıyla düzgün bir silsile taşımaması nedeniyle dayanak olmaktan çıktığı ifade edilmiştir. Ayrıca samimi görülen mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın önceden orman alanı olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek öncesi orman olan bir alanın zilyetlik yoluyla kazanımının mümkün olmadığı açıklanmıştır. Dava konusu taşınmaz, yüz ölçümü 466,63 m2 ve hükmen tapulama edinimli olarak 12/7/2007 tarihinde hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 29/1/2010 tarihli mirasçılık belgesine göre H.T. 15/11/2009 tarihinde vefat etmiş olup mirasının çocukları başvurucu Adem Tezel, Nevriye Güzel, Elif Doğan'a intikal ettiği belirtilmiştir. Tazminat Davası Süreci Başvurucular, uyuşmazlık konusu taşınmazın herhangi bir bedel ödenmeksizin orman olarak tapu kaydının iptal edildiği gerekçesiyle Hazine aleyhine Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinde 20/9/2013 tarihinde tazminat davası açmışlardır. Mahkeme 30/1/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuların geçerli tapularının bulunmadığına, tapu almalarına matuf yapılan kadastro tespitinin de Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 17/7/2006 tarihli kararı ile iptal edildiğine işaret edilmiştir. Gerekçede; tespit dayanağı tapu kaydının harita ve krokisinin bulunmadığı, hudutları itibarıyla tüm köyü kapsadığı, gitti kaydı itibarıyla düzgün bir silsile taşımadığı, Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucuların dayanağı olmaktan çıktığı belirtilmiştir. Mahkemeye göre bu sebeplerle taşınmaz, orman niteliği ile hazine adına tescil edildiğinden devletin kusursuz sorumluluğundan söz edilemez. Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesince (Daire) 6/6/2016 tarihinde farklı gerekçelere de yer verilmek suretiyle onanmıştır. Daire gerekçesinde, kadastro çalışmaları esnasında taşınmazın muris adına tespit edildiği ancak Hazinenin açtığı kadastro tespitine itiraz davası ile başvurucuların murisi adına tapu kaydı oluşmadan Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile kadastro tespitinin iptaline karar verildiği vurgulanmıştır. Gerekçede ayrıca tazminat isteğine dayanak yapılan parselin kadastro tespitine esas alınan Ekim 1944 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydının malikinin ise başvurucular veya murisleri değil İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü olduğu hususuna dikkat çekilmiştir. Daireye göre başvurucular ya da murisleri adına oluşmuş bir tapu kaydı bulunmadığından başvurucuların tapu sicilinin tutulmasından doğan veya kaynaklanan bir zararı da söz konusu olamayacaktır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri aynı Dairenin 28/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 20/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 18/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Ahmet Eraslan ve diğerleri, B. No: 2015/20273, 21/3/2018, §§ 18-