1. Hukuk Dairesi 2012/12810 E. , 2013/1522 K. "" MAHKEMESİ : BURDUR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve pay oranınd…
**1. Hukuk Dairesi 2012/12810 E. , 2013/1522 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BURDUR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve pay oranında tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan M.K.'nın 1228 ve 2068 parsel sayılı taşınmazlarını dava konusu yapılmayan 1229 parsel sayılı taşınmazla birlikte 07.10.1991 tarihinde, 1215 parsel ile 1035 parsel sayılı taşınmazlarının çıplak mülkiyetini ise yine dava konusu yapılmayan 1006 parselle birlikte 30.04.2004 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği, yargılama sırasında 1228 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma görerek ifraz edilmesi sebebebi ile 2392 ve 2393 nolu parsellerin oluştuğu, 2392 nolu parselin davalı adına 2393 nolu parselin ise Burdur İl Özel İdaresi adına tescil edildiği miras bırakanın 29.12.2010 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davalı oğlu ile kendisinden önce 18.01.1994 tarihinde ölen oğlu İbrahim'in çocukları olan davacı torunlarının kaldığı anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın yaptığı temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, miras bırakanın Bağkur borçlarını ödemek için 1991 yılındaki satışları yaptığını, 2004 yılındaki satışları ise eşinin tedavi masraflarını karşılamak amacıyla gerçekleşterdiğini savunmuştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213.(6098 sayılı T.B.K. 237) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.