2. Hukuk Dairesi 2025/6062 E. , 2026/1938 K. "" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/... E., 2025/1263 K. Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından davasının reddi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkim…
2. Hukuk Dairesi 2025/6062 E. , 2026/1938 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/... E., 2025/1263 K. Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından davasının reddi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Davacı erkek tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166/1. maddesi gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal sebebine dayalı olarak boşanma davası açılmış, davalı kadın tarafından süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe düzeltilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde “...aksine ciddi ve inandırıcı deliller yok ise tanıkların söyledikleri doğru kabul edilmelidir. Davacı tanık beyanlarına göre; Tarafların evliliğinden başından beri Almanya'da yaşadıkları, davacının Almanya'dan tek başına dönüş yaptığı, davalı kadının, davacıyı sürekli yönlendirme çabası içerisinde olduğu, davalı kadının kendi ailesi ve davacının ailesi ile görüşmek istemediği, davacı erkeğin hayatında biri olduğu, isminin ... olduğu, davacı erkeğin bu boşanma davasını açtıktan 3 ay sonra bu kadınla ilişki yaşamaya başladığı, tanık beyanlarında anlaşılmıştır...” şeklinde açıklamada bulunulduğu yine gerekçede “...4721 sayılı Kanun’un 166/1 maddesi gereğince boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Davacı, gerçekten evlilik birliğinin sarsıldığına ve evliliklerinin yürümeyeceğine yönelik olarak Mahkememize inandırıcı deliller sunmamıştır. Davacı tanık beyanlarına göre tarafların evliliğinden başından beri Almanya'da yaşadıkları, davacının Almanya'dan tek başına dönüş yaptığı, davacı erkeğin hayatında biri olduğu, isminin ... olduğu, davacı erkeğin bu boşanma davasını açtıktan 3 ay sonra bu kadınla ilişki yaşamaya başladığı, bu halde kimse kendi kusurundan yararlanamaz genel prensibi de dikkate alınarak, davalı kadının boşanmayı istememesine yönelik itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığına vicdani kanaat getirilmiş ve evlilik birliğinin devamında çocukların korunmaya değer yararları bulunduğundan, davacı, açmış olduğu davada kusurlu olduğundan ve bu davayı açmakta haklılığını da ispat edemediğinden 4721 sayılı Kanun’un 166/1 maddesi uyarınca açılan davanın REDDİNE...” şeklindeki gerekçe ile karar verildiği görülmüştür. Bu karara karşı sadece davacı erkek vekili tarafından hükmün tamamına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin davalı kadının, davacıyı sürekli yönlendirme çabası içerisinde olduğu ve davacının ailesi ile görüşmek istemediği, davalı kadının boşanmayı istememesine yönelik itirazının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı ve evlilik birliğinin devamında çocukların korunmaya değer yararlarının bulunduğu’ gerekçesi ile davalı kadına kusur atfedilmesine rağmen, davanın reddine karar verilmiş ise de, gerekçede kadına yüklenen bu kusurların, davacı erkek tarafından dava dilekçesinde vakıa olarak ileri sürülmediği, dava dilekçesinde vakıa olarak dayanılmayan olayların kadına kusur olarak atfedilemeyeceği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tek vakıa olan ‘davalı kadının kendisi ile birlikte Türkiye'ye gelmediğine’ yönelik iddiasını ise ispatlayamadığı, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, hükmün gerekçesinin düzeltilerek karışıklığa neden olmaması için kaldırılmasına ve erkeğin davasının reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı da yine sadece davacı erkek vekili tarafından hükmün tümü yönünden temyiz başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde öncelikle davalı kadın vekilinice süresi içinde cevap sunulmadığının belirtilmiş olmasına karşın davacı erkeğe kusur yüklemesi doğru olmadığı gibi, gerekçenin bütünü içinde davalı kadına kusur yüklemesine rağmen sonuç belirlemede kadına kusur yüklemeyerek kararın gerekçesi kendi içinde çelişki yaratılmıştır. Yine İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde, süresinde cevap dilekçesi sunulmamasına karşın davacı erkeğe kusur yüklemenin yanında dava tarihinden sonra meydana gelen ve yeni bir davaya konu olabilecek olan vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklemesi doğru bulunmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklandığı şekilde kararın gerekçesinde görülen çelişkinin giderilmesi gerekirken istinaf başvurusunda bulunan davacı aleyhine olacak şekilde, “...davalı kadına kusur yüklenilmesine karşın davanın reddine karar verilmiş ise de dayanılmayan vakıaların kusur olarak kadına yüklenilmesinin doğru olmadığı” gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmayan davalı kadından bu kusurları çıkararak, istinaf eden davacı erkeğin aleyhine olacak şekilde kadından kusurları çıkararak ve erkeğe yüklenen ve dayanılmayan üstelik dava tarihinden sonra meydana gelen vakıaları da kusur olmaktan çıkarmayarak gerekçesini kendi içinde çelişkili hale getirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen çelişkileri gidererek denetime elverişli bir gerekçe oluşturması gerekirken çelişkiyi gidermeksizin düzeltme gerekçesinde de yeni bir çelişki oluşturması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.