T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/146 - 2025/1517 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/146 KARAR NO : 2025/1517 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.11.2023 NUMARASI : 2021/619 Esas 2023/1242 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/146 - 2025/1517 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/146 KARAR NO : 2025/1517 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.11.2023 NUMARASI : 2021/619 Esas 2023/1242 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.12.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.05.2013 tarihinde davacının özel halk otobüsünden ineceği sırada, inişini tamamlamadan otobüsün aniden hareket etmesiyle dengesini kaybedip yere düşmesi sonucu meydana gelen kazada hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda otobüs sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, ancak kazanın meydana geldiği tarihte aracın geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması sebebiyle davacının uğradığı bedensel zararların tazmini için 05.04.2021 tarihinde davalı ... başvuru yapıldığını, talebin reddedildiğini, ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacının geçici ve kalıcı iş göremezliği ile tedavi ve mutad giderleri nedeniyle şimdilik 30.000,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği 04.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile; belirsiz alacak davası olarak açılan davada 30.000,00 TL. olarak belirlenen değeri (fazlaya ilişkin dava ve talep hakları baki kalmak kaydıyla) 250.000,00 TL'ye artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu trafik kazasının 04.05.2013 tarihinde meydana geldiğinin iddia edildiğini, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/1010 E, 2017/8161 K sayılı ilamı ile kesinleşmiş Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/80 E, 2014/223 K sayılı ilamı doğrultusunda ... plakalı araç sürücüsünün beraat ettiğinin ve kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının hüküm altına alındığını, bu durumda davalının tazminat yükümlülüğünün bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davanın, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminata ilişkin olduğu; 27.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen kazanın oluşumuna kimin neden olduğu mevcut deliller ile somut olarak anlaşılamadığından, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince, tehlike eşit varsayıldığından kazanın meydana gelmesinde kusurun, ... plakalı otobüs sürücüsü ... ve davacı olan otobüs yolcusu ... arasında yarı yarıya %50-%50 oranında paylaştırılabileceğinin bildirildiği; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 06.02.2023 tarihli raporu ile; davacı ...'nın 04.05.2013 tarihli yaralanması neticesinde; "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre vücut genel çalışma gücünden %14 oranında kaybettiği,12 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 2 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının belirtildiği; çelişki nedeniyle alınan İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulunun 31.05.2023 tarihli raporunda; ...’nın 04.05.2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre %14 oranında neden olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, Batman Bölge Devlet Hastanesinin raporunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceğinin bildirildiği; Aktüerya uzmanı bilirkişi 28.09.2023 tarihli raporunda, eşit kusura göre yapılan hesaplamada; 1989 doğumlu davacı ... için; 7.511,97 TL geçici tam işgücü kaybı, 351.999,07 TL sürekli kısmi işgücü kaybı yönünden maddi tazminat ile, 981,46 TL bakıcı gideri hesaplandığı, kazaya sebep olan ... plakalı ticari otobüsün olay tarihi itibariyle geçerli bir Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmadığından, davacının zararını davalıdan talep edilebileceğinin belirtildiği; Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı olduğu, Somut olayda asıl tartışılması gereken husus davacının kendiliğinden araç durduktan sonra mı araçtan düştüğü, yoksa dava dışı araç sürücüsünün araç durmadan arabayı hareket ettirmesi nedeniyle mi davacının araçtan düştüğünün tespiti, haksız fiilden sorumluluk esasları kapsamında kusur ve illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda davalının sorumluluğunun tartışılması gerektiği, olayın meydana gelmesine davacının eyleminin neden olduğu Ankara Batı 7.Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen 2014/80 Esas;2014/223 Karar sayılı ilamı ile tanık ... beyanında " ..kesinlikle inmeye çalışırken araç durmuş vaziyetteydi." şeklinde beyanı ve kesinleşen mahkeme ilamı gerekçesinde tanık ifadesi hükme esas alındığı ilgili gerekçede "beyanı alınan tanık ... ifadesinde olay günü müştekinin alkollü gibi bir durumunun söz konusu olduğunun hatta oturmazsa düşeceğini söyleyerek uyardığını araçtan inerken ayağı boşluğa gelerek yere düşüğünü ifade ettiği. Buna göre müştekinin kendi kusuruyla araçtan indiği sırada ayağının boşluğa geldiği ve yere düştüğü bu yaralanma nedeniyle sanığın bir kusuru bulunmadığı anlaşılmakla sanık ...'in beraatine" karar verildiği, bu sebeple davalı araç sürücünün kazaya neden olan bir eyleminin bulunmadığına ilişkin ceza mahkemesince tespit edilen ve Yargıtay incelemesi ile kesinleşen maddi vakıanın kesin delil oluşturduğu; davacının araç durmuş vaziyetteyken araçtan indiği sırada ayağının boşluğa geldiği ve yere düştüğü, bu kapsamda dava dışı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalının Karayolları Trafik Kanunu hükümleri kapsamında sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği gerekçesiyle “Davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili İstinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, olay tarihinde davacının, askeri birliğin bulunduğu durakta inmek isterken, inişini tamamlamadan, araç sürücüsünün hareket etmesi nedeniyle dengesini kaybederek, düştüğü ve başını kaldırma vurduğunu ve sakat kaldığını, kaza tespit tutanağında da, araç sürücüsünün kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, nitekim Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi 28.05.2014 tarihili raporunda; kesin kanaate varılmadığından alternatifli olarak rapor sunulduğunu ve kazanın sürücünün beyan ettiği şekilde, meydana gelmesi halinde araç sürücüsünün kusurunun olmadığı, davacının ise asli kusurlu olduğu, kazanın davacının (müştekinin) beyan ettiği şekilde meydana gelmesi durumunda ise araç sürücüsünün asli kusurlu, davacının (müştekinin) kusuru olmadığının belirtildiğini, nitekim ceza yargılamasında Cumhuriyet Savcısının da mütalaasında, delil yetersizliğinden bahisle beraat talep ederek “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesinden hareket ile beraat talep ettiğini, ceza mahkemesi kararında da, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiğini, beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan, cismani zarar nedeniyle iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemidir. Davacı, olay tarihinde yolcu olarak bulunduğu özle halk otobüsünden, inmek istediği sırada, kendisi otobüsten tam olarak inmeden, hareket etmesi nedeniyle düşerek yaralandığından bahisle, aracın ZMMS poliçesi bulunmadığından, davalı Güvence Hesabından zararlarını talep etmiştir. Mahkemece, davacının yolcu olarak bulunduğu otobüsten inişi sırasında, dikkatsiz davranışı ile kendisinin düştüğünün, ceza dosyasında verilen beraat kararı ve ceza dosyasında dinlenen, davacının yolcu olarak bulunduğu araç muavinin/biletçisinin beyanı ile kanıtlandığından bahisle, kazanın meydana gelmesinde sigortasız araç sürücüsünün kusuru olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından kusura ilişkin kabulün hatalı olduğundan bahisle istinaf edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı ve delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı olmadığından, Kazanın oluş şekli, kusur durumu ve ispat yükü Kanunlar çerçevesinde değerlendirilmeli, taraflarca sunulan delillerin özellikle tanık beyanın oluşa uygunluğu çerçevecesinde ispata elverişliliği tartışılarak, davanın esası hakkında karar verilmelidir. İlk derece mahkemesi kararında; olaya ilişkin ceza mahkemesi kararında, sigortasız araç sürücüsünün kazaya etkili bir eylemi bulunmadığından beraatine karar verildiği ve ayrıca ceza dosyasında dinlenen halk otobüsünün biletçisinin beyanına göre, davacının otobüsten inerken dikkatsiz davranması nedeniyle düştüğü kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de; ceza mahkemesi tarafından araç sürücüsü sanık hakkında verilen beraat kararı, araç sürücüsünün kasıt veya kusurunun olmadığına ilişkin değil, delil yetersizliğinden verilmiş olup, ceza mahkemesi tarafından verilen karar ile kazanın oluşuna ilişkin kesinleşen bir ceza mahkemesi kararı olmadığı gibi, askerlik görevi sırasında, birliğine gitmekte olan davacının, görev yaptığı birliğin önünde inişi sırasında meydana gelen olaya ilişkin olarak, özel halk otobüsünün biletçisi olan tanığın beyanı da, kazanın oluş şeklini kanıtlamaya yeterli değildir. Olay, davacının biletli yolcu olarak bulunduğu özel halk otobüsünden inişi sırasında meydana gelmiş olup, TTK'nın 914/1 ve 2. maddesinde "(1) Taşıyıcı, yolcuları rahat bir yolculukla ve sağlıklı olarak gidecekleri yere ulaştırmakla, özellikle hava, ses, yer ve çevre kirliliğine meydan vermemek için gerekli düzeni kurmakla, gerekli diğer tüm önlemleri almak ve mevzuatta öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür. (2) Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder. Yolcunun kaza sonucunda ölmesi hâlinde, onun yardımından yoksun kalanlar uğradıkları zararın tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler. Ancak, taşıyıcı, kazanın kendisinin veya yardımcılarının en yüksek özeni göstermelerine rağmen, kaçınamayacakları ve sonuçlarını önleyemeyecekleri bir sebepten ileri geldiğini ispat ederse tazminattan kurtulur." denildiğinden, kazanın oluş şekli ve kusur durumunun tespiti açısından, ceza mahkemesi tarafından delil yetersizliğinden verilen beraat kararının, hukuk hakimini bağlamayacağı gözetilerek, olaya ilişkin tüm hukuki ve maddi olgularda değerlendirilmek suretiyle uzman bilirkişi heyetine taşıma hukuku konusunda uzman bilirkişinin de katılımının sağlanmasıyla oluşturulacak heyetten, gerek Borçlar Kanunu ile Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği hükümleri, gerekse Türk Ticaret Kanunu'nun taşımacının sorumluluğuna ilişkin hükümleri dikkate alınmak suretiyle, sigortasız araç sürücüsünün kusur durumu hakkında, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, dosyadaki hukuki ve maddi olgular çerçevesinde, kusur durumunun tespit ediliği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.