7. Ceza Dairesi 2012/29231 E. , 2013/12397 K. "İçtihat Metni" 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesine aykırılıktan ... Kum Tic. Mad. San. A.Ş. hakkında Antalya İl Özel İdaresinin 26/08/2005 tarihli ve 917 sayılı Valilik Olur'u ile uygulanan 2.413.800,00 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun reddine dair Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/03/2011 tarihli ve 2011/8 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/04/2011 tar
**7. Ceza Dairesi 2012/29231 E. , 2013/12397 K.** **"İçtihat Metni"** 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesine aykırılıktan ... Kum Tic. Mad. San. A.Ş. hakkında Antalya İl Özel İdaresinin 26/08/2005 tarihli ve 917 sayılı Valilik Olur'u ile uygulanan 2.413.800,00 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun reddine dair Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/03/2011 tarihli ve 2011/8 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/04/2011 tarihli ve 2011/663 değik iş sayılı karar ile Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/03/2011 tarihli ve 2011/1 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın keza reddine ilişkin Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/04/2011 tarihli ve 2011/34 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 30.10.2012 gün ve 60824 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2012 gün ve KYB. 2012-282362 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; 3213 sayılı Maden Kanun'un 12/5. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "... ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır" şeklindeki ifade, 24/06/2010 tarihinde yürürlüğe giren 5995 sayılı Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesi ile, "... ocak başı satış bedelinin üç katı tutarında idari para cezası uygulanır." şeklinde değiştirilmiş ise de, 5995 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile aynı zamanda 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası da değiştirilerek, anılan fıkranın 1 ve 2. cümlelerinde yer alan "Sevk fişi olmaksızın maden sevk edildiğinin, mülkî idare amirlikleri veya il özel idareleri tarafından tespit edilmesi halinde, sevk edilen madene el konulur. Söz konusu madenin ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası verilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda muteriz firmanın ruhsatsız olarak hem üretim yaptığı, hem de sevk ettiği düşünüldüğünde, idari para cezasının 5 katı uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine verilen ret kararları kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır. Ancak; Fiilin işlendiği 30/09/2004 tarihinde yürürlükte bulunan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesi uyarınca, anılan Kanun'un 2 .maddesi 1-a grubuna giren tüvenan malzemenin ocak başındaki satış bedelinin Antalya İl Özel İdaresince, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine tespiti yaptırılarak, bilirkişi raporu doğrultusunda 89.400 m3 \* 5,40 \* 5 = 2.413.800,00 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına karar verilmiş ise de, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2004/128 değişik iş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna göre, tüvenan malzemenin ocak başı birim fiyatı olan 5.40 Türk lirasının ne şekilde hesaplandığına dair bir açıklık bulunmadığı, keza Antalya İI Özel idaresi tarafından da bu durumun fark edilmesi nedeniyle, avukatları aracılığıyla bilirkişiden ek rapor istendiği, ancak ek raporda da birim fiyatın ne şekilde hesaplandığına dair denetime elverişli bir izahat bulunmadığı, ancak bilirkişi raporuna ekli bir başka firmaya ait maliyet analizi raporuna göre, 1 m3 tüvenan malzemenin hammadde fiyatının 2,00 Türk lirası olduğunun, bu fiyata iş makinası, eleme tesisi, elektrik, akaryakıt, işçilik, ssk, vergi, harçlar, amortisman, vs. dahil edilmesiyle birim fiyatın 5,25 Türk lirası olacağının bildirildiği ve bilirkişi tarafından bu rakamın dikkate alındığının anlaşıldığı, muteriz firma tarafından dosyaya ibraz edilen, yine Antalya İI Özel idaresi tarafından eylem tarihine yakın tarihlerde, aynı firmaya veya başka firmalara uygulanan idari para cezalarının hesaplanmasında, ocak başı birim fiyatının 0,60 Türk lirası, 0,75 Türk lirası veya 0,80 Türk lirası gibi rakamlar baz alınarak hesaplandığı, keza 3213 sayılı Kanun'un 14/2. maddesinde, "Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması halinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Bu fiyat emsallerinden az olamaz. Emsal fiyatının tespitinde bu maddenin üçüncü fıkrası esas alınır." şeklinde, aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Tüvenan madenin, herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulduktan veya bir prosesten geçirildikten sonra satış fiyatının oluştuğu durumlarda, ocak başı satış fiyatı, madenin ocakta üretiminden ilk satışının yapıldığı aşamaya kadar oluşan nakliye, zenginleştirme ve varsa farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil giderler çıkarılarak oluşan fiyattır." biçiminde düzenlemeye yer verildiği dikkate alındığında, hesaplamanın maddede öngörüldüğü şekilde denetime olanak verecek biçimde açıkça yapılması gerektiği, Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesince bu hususta muteriz firmanın itirazları göz önüne alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği, idare tarafından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptırılan tespit sonucu oluşan birim fiyatın, sulh ceza mahkemesi açısından bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır. Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.