12. Ceza Dairesi 2023/5927 E. , 2024/3778 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/127 E. 2021/136 K. SUÇLAR : Taksirle öldürme, Görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet- Beraat- Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ...'nun mahkumiyetine, sanık ...'nun beraatine; görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ..., ... ve ... hakkında açılan davaların düşürülmesine ilişkin hükümle…
**12. Ceza Dairesi 2023/5927 E. , 2024/3778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/127 E. 2021/136 K. SUÇLAR : Taksirle öldürme, Görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet- Beraat- Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ...'nun mahkumiyetine, sanık ...'nun beraatine; görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ..., ... ve ... hakkında açılan davaların düşürülmesine ilişkin hükümler, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafii ile sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafii ile sanık ...'nin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan açılan davada sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesine göre beraatine; sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin kararların, sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2019 ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 48.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan açılan davada sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesine göre beraatine; sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hükümler verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafii ile sanık ...'nin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş olup, Dairemizin 06.06.2022 tarihli tevdii kararı üzerine, kararda belirtilen eksiklik mahkemesince giderilerek sanık ...'nin temyiz istemi hakkında bozma istemli ek tebliğname ile dosya gereği için tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu müvekkilinin cezalandırıldığına, müvekkilinin cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına, karot alımına ilişkin usul ve yöntemlerin incelenmesi ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, KTÜ'ye gönderilmek üzere alınan numunelerin usulüne uygun olarak alınmadığı ve muhafaza edilmediğine, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğuna, müvekkilinin beraatı yerine cezalandırılmış olmasının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir. B. Sanık ...'nin temyiz isteği; eksik incelemeye, kusur tespitine, binaın fenni mesulü olmadığına, binanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetleme yetki ve sorumluluğunun olmadığına, beraatına karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. C. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; "...1-Söz konusu dava dosyasında sanıklar ..., ..., ...'nın üzerilerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunun vasfının değişerek adı geçen sanıkların üzerilerine atılı suçun görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağından bahisle haklarında 765 sayılı Kanun'un 228/1, 102/4, 104/2 maddeleri gereğince CMK'nın 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmiştir. Bu karar usul ve yasaya uygun değildir zira; gerek soruşturma aşamasında gerek kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; deprem sonucu yıkılan ... Apartmanı için statik hesap raporu ile tesisat projesi ve sorumlusu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiğinin, söz konusu hususlar olmadan ruhsat veren, ruhsat süresi dolduğu halde ruhsatı yenilemeden yapı kullanma izin belgesi düzenleyen bu hususta üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen yukarıda isimleri belirtili Belediye görevlilerinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumluluk yoluna gidilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle Mahkemenin meydana gelen ölüm olayı ile adın geçen sanıkların yapmış oldukları işlemler arasında nedensellik bağının bulunmadığı görüşüne iştirak etmek mümkün değildir. Sanıkların üzerilerine atılı suçun vasfı da değişmemiştir. Sanıklar üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemeleri soncu meydana gelen sonuca etkilerinden dolayı üzerilerine atılı taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmalıdırlar. Bu nedenle dosya kapsamındaki tüm sanıkların meydana gelen ölümler nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 22/5 maddeleri gereğince kusurları oranında 5237 sayılı TCK'nın 85/2 maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği değerlendirilmiştir. 2-Sanık ... ... hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Zira olayın hemen akabinde tutulan tutanaklar ... ... tarafından Erciş Belediyesine hitaben yazılan inşaat yapmak için izin dilekçesinin bulunması, yapı sahibinin kendisi olduğunun tespit edilmesi nazara alındığında, bilirkişi raporu doğrultusunda sanığın meydana gelen ölüm olayından sorumlu tutulması gerekir. Bu nedenle sanığın deprem sonucu yıkılan binayı kendisinin değil depremde ölen oğlu ...'ün yaptırdığını beyan eden savunmasına itibar edilerek hakkında beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi Kasımoğlu Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan yıkıcı deprem nedeniyle Van ili, Erciş ilçesi, Camikebir Mahallesi 98 ada 5 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılarak çökmesi sonucunda apartmanda bulunan 10 kişinin öldüğü olayda; sanık ...'nun binanın sahibi, sanıklar ..., ... ve ...'nun (İş) Belediye görevlileri, sanıklar ... ile ...'nun ise teknik uygulama sorumluları ile mimari ve statik projesini çizen mühendisler olduğu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, yapı ruhsatı istek dilekçesi, 27.12.1999 tarih ve 99/232 numaralı yapı ruhsatı olduğu, ancak apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin olduğu, zemin etüt raporu ile statik hesap raporlarının bulunmadığı, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu, 22.10.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, mimari projeden ise binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu, dosya kapsamında binaya ait yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliği mimari ve statik projeler ile uyumlu olmayıp, normal kat yükseklikleri mimari ve statik projeler ile uyumlu olduğu, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.2 Genel Kurallar” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanına ait statik projede malzeme ve donatı sınıfının belirtilmemiş olduğu, aynca binaya ait hesap raporlarının da olmadığı, ... Apartmanına ait karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 10.91N/mm2 olarak elde edildiği, karot basınç dayanımlarının 7.18-14.25N/mm2 arasında değiştiği, buna göre binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu, elde edilen ortalama basınç dayanımının 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16' yı dahi sağlamadığı, ayrıca, yönetmeliğin "7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresi bulunduğu, ... Apartmanı için hazırlanan ön inceleme ve bilirkişi raporları ile dosya üzerinden yapılan incelemelerden etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme ve bilirkişi raporları ile proje verilerine göre kolon sayı, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı büyüklükte agregalar olduğu, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temel kirişlerinin zemin emniyet gerilmesi, kesit ve donatı alanı açısından %50’sinin yetersiz olduğunun belirlendiği, sonuç olarak yıkılan binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan 01.07.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; "Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde; Taksirli suçlar, kişilere terettüp eden (düşen) dikkat ve özen yükümlülüğü ihlal edilmek suretiyle işlenmektedir. Bu nedenle, taksirli bir suç nedeniyle sorumluluk için, ihlal edilen yükümlülüğün kime terettüp ettiğinin, kimin hangi yükümlülüğü ihlal ettiğinin açık bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede yargılama konusu olayda ölüm ve yaralanma sonucunu doğuran hangi yükümlülüğün veya yükümlülüklerin ihlal edilmiş olduğunun, bu yükümlülüğün veya yükümlülüklerin kime veya kimlere terettüp ettiğinin açık bir şekilde belirlenmesi gerekir. Erciş Ağır Ceza Mahkemesi’nde derdest 2015/2 Esas sayılı davaya konu olan olayla ilgili olarak Erciş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan ve yaptırılan bilirkişi incelemelerinde depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere Heyetimizce de itibar edilmiştir. Bu kapsamda; -Murat KAZANCI'nın yıkılan binanın “Mimari ve Statik Projesi”ni çizdiği, ancak statik hesap ve raporu olmadan çizilen statik projesi dolayısı ile somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının müessir olduğu bir halin varlığından bahsetmek gerektiği ve sanığın SORUMLULUĞUNUN BULUNDUĞU, -...’nun yapımn “Fenni Mesulü” olduğu, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından SORUMLU OLDUĞU, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçlan öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla sanığın taksirinin bilinçli olmadığı, -Sanık ...’nun söz konusu binanın “Sahibi ve Müteahhidi”olarak yapımdan sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle SORUMLU OLDUĞU, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğini öngörmediği sonucuna varılması gerektiği, dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı taksirinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, -İmar mevzuatına göre belediyelerin ilgili tarihte, inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin 1580 sayılı Belediye Kanununun 15. maddesinin 79. bendinde; “ İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak, ” şeklinde belirtildiği, ancak somut olayda ... Apartmanı için statik hesap ve raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği tespit edilmiştir. Statik hesap ve raporu olmayan bir bina ile ilgili ruhsat veren, bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen, aynı zamanda 02.Eylül.l999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 35.maddesi ile değiştirilen ve yapı ruhsatı aşamasında Fenni Mesullüğe ilişkin gerekleri düzenleyen 58. Maddenin gerekleri yerine getirilmeden ruhsat düzenleyen, ilgili belediye personeli Mehmet İŞ MARUFOGLU (Belediye Fen Memuru), ... (Belediye Fen İleri Müdür V.), ... (Belediye Başkan V.) meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, bu kişilerin somut olayda meydana gelecek neticeleri öngörerek hareket ettiklerinden bahsetmek mümkün olmadığından bilinçsiz taksirle hareket ettiklerinin kabul edilmesi gerektiği, sonucuna varılmıştır..." şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Yıkılan binaya ait yapı ruhsatını düzenenen kontrol eden ve onaylayan belediye görevlileri sanıklar ... ( İş), ... ve Burhan Aslan hakkında İçişleri Bakanlığından 30/10/2012 tarihinde soruşturma izni istendiği, İçişleri Bakanlığı Mahlalli idareler genel müdürlüğünün 31/01/2013 tarih ve 2013/48 sayılı kararı ile ..., ... ve ... (İş) hakkında ... apartmanına ait 27/12/1999 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporu olmadan verilmesi, binanın projeye aykırı yapılması ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde belediyece binada oturulmasına göz yumulması sebepleriyle soruşturma izni verdiği ve bu kararın Danıştay, 1. Dairesi 05/03/2014 tarih 2014/348 esas, 2014/324 karar sayılı kararı ile kesinleştiği belirlenmiştir. Mahkemece her ne kadar sanık ... hakkında Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya neden olma suçundan kamu davası açılmış ise de, sanığın tüm aşamalarda alınan beyanlarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği ve binayı oğlu olan ve depremde vefat eden ...'nun yaptırdığını, kendisinin binanın yapımı ile bir ilgi ve alakasının bulunmadığını beyan ettiği, sanıklar ... ve ...'nin da alınan beyanlarında binanın yapımı hususunda ... ile görüşüp anlaştıklarını beyan ederek sanık ...'nun beyanlarını doğrular mahiyette beyanda bulundukları, bu haliyle ...'nun savunmalırının aksine bir delilin dosyada bulunmadığı, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak soyut isnattan öte herhangi bir delil elde edilememesi nedeniyle amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın üzerine suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e. maddesi gereğince isnat edilen suçtan beraatine; sanıklar ..., ... ve ...'ın bilirkişi raporlarında sorumlu olduğu tespit edilmiş ise de; sanıkların gerekli evrak ve raporları temin etmeden usulsüz olarak yapı ruhsatı düzenlemeleri ve diğer tespit edilen bu hususlarda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi bu eylemlerinin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği, bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığı sanıkların üzerilerine atılı söz konusu eylemlerin ruhsat tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 228. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suça ilişkin zamanaşımı süresinin 765 sayılı TCK nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğradığı anlaşılmakla sanıklar hakkındaki kamu davasının CMK'nın 223/8 maddesi gereğince ayrı ayrı düşmesine; sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına ilişkin verilen kararların, sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2019 ilâmı ile; "...23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi Kasımoğlu Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan yıkıcı deprem nedeniyle Van ili, Erciş ilçesi, Camikebir Mahallesi 98 ada 5 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılarak çökmesi sonucunda apartmanda bulunan 10 kişinin öldüğü olay sebebiyle sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılırken aynı apartmanın yıkılması sırasında ölen ...'in ismine iddianamede yer verilmediği, diğer ölen 9 kişi yönünden sanıklar hakkında kamu davası açıldığı, akabinde temyiz aşamasında sanık ... tarafından dosyaya ibraz edilen Erciş Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/1071 nolu ve 13.04.2016 tarihli iddianamesi ile aynı apartmanın çökmesi sonucu ölen ...'in ölümü sebebiyle aynı sanıklar hakkında Erciş Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığını ve mahkemenin 2016/149 numaralı esasını aldığını beyan ettiğinden bu dosyanın akıbetinin araştırılması sonucu her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan dosyaların birleştirilmesi akabinde tüm sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 48.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan açılan davada sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesine göre beraatine; sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hükümler verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A-Sanık ... hakkındaki beraat hükmüne yönelik, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde; UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'nun 14.02.2022 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, B-Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ..., ... (İş) ve ... hakkında verilen düşme hükümlerine yönelik, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, 27.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kontrol eden ve onaylayan belediye görevlilerinin fen memuru ... (İş), fen işleri müdür vekili Burhan ALDEŞER, onaylanan belediye görevlisinin ise, Belediye Başkan vekili ... olduğu; binanın müteahhidi tarafından inşaatına başlanılacak yapının zemin etüt raporu ve statik hesap raporu olmadan verilmesi, binanın projeye aykırı yapılması ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde belediyece binada oturulmasına göz yumulması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır..." hükümlerine aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve zemin etüd raporu ve statik hesap raporları olmadan binaya ruhsat verilmesi sonucu binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ..., ... ve ...'nun (İş) objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ... ve ... (İş) hakkında düşme kararları verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, C- Sanıklar ... ve ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik, sanık ... ile sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... ile sanık ... müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin yıkılan binanın mimarı ve statik projesini çizdiği ancakstatik hesap ve raporu olmadan çizilen statik proje sebebiyle kusurlu olduğu; sanık ... Nalbantoğlunun ise binanın fenni mesulü olduğu ve noterden taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hataları nedeniyle kusurlu olduğunun mahkemece kabul edildiği olayda; 1-Depremde yıkılan ve 1.derecede deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda elde edilen ortalama basınç dayanımı 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16 'yı sağlamayan beton kullanıldığının belirlendiği, beton içerisinde standart dışı büyüklükte agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; buna göre sanıklar ... ve ...'nun yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanıklar ... ile ...'nun çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanlarına karar verilmesi, 3-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin mahkûmiyetine karar verilen her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi, 4. Bozma öncesi hükümle sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4, 1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 30.400,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, bu hükümlerin aleyhe temyiz edilmediği, bu nedenle sanıklar bakımından CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca miktarı bakımından kazanılmış hak oluştuğunun gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ... ile sanık ... müdafinin bir kısım temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, kısmen Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından sanıklar ... ve ...'nun kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.