3. Ceza Dairesi 2022/1668 E. , 2023/2076 K. "İçtihat Metni" İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü
**3. Ceza Dairesi 2022/1668 E. , 2023/2076 K.** **"İçtihat Metni"** İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2017/441 Esas, 2018/272 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.09.2019 tarihli ve 2018/1201 Esas, 2019/1171 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, bozma görüşünü içeren Tebliğname eklenerek dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın bankada rutin dışı işlemler yaparak örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine, bu sebeple de cezalandırılması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince özetle, sanığın Bank ... hesap dökümlerinde yer alan para hareketliliği, HTS Analiz Raporunda yer alan örgütle iltisaklı kişi/kurumlarla iletişiminin olması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin örgütün mali kalesi Bank Asyaya para yatırma talimatı tarihleriyle paralel olarak katılım hesapları açması, başka bankalardan EFT, havale gibi yollardan Bank ... hesabına para transferi yapması ve adı geçen banka nezdinde katılım hesapları açması ve sanık savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde; örgüt ile sıkı irtibat içinde olduğu, verilen talimat uyarınca örgütün bankasına yardım amacıyla para yatırdığının anlaşıldığı; ancak bu eylemlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu değil, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince özetle, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması için hakkında kamu davası açılan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında haberleşmeyi sağlamak amacı ile kullandıkları gizli haberleşme proğramını kullandığına dair bir tespit olmayan sanığın, örgütün en önemli finans kaynaklarından olan Bank Asyada hesabının bulunarak bu hesabında mutad işlemler yapmasının başlı başına örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak, silahlı terör örgütüne üye olma suçuna delil teşkil etmemesi, yargılama sırasında temin olunan hesap hareketlerinin incelenmesinde sanığın, hesabına para yatırma eylemlerinin örgüt yöneticilerinin bankanın kurtarılması yönündeki talimat dönemleriyle sınırlı olmadığı ve bankanın tamamen TMSF'ye devrinden sonra da işlemlerine devam ettiği, bu bağlamda 15.06.2015 tarihinde 2.000,00 TL., 16.07.2015 tarihinde 2.000,00 TL., 17.08.2015 tarihinde 3.000,00 TL., 20.10.2015 tarihinde 1.000,00 TL. tutarında katılım hesapları açtığının ve hareketlerinin mutad hesap hareketleri olduğunun anlaşılması, bu sebeplerle örgüt yöneticilerinin talimatına uyarak hesap hareketlerinde bulunduğuna ve suç kastı bulunduğuna dair mahkumiyete yeterli delil olmayan sanığın, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkin evrensel ceza hukuku prensibi de gözetilerek beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ve sanık ve sanık müdafinin istinaf itirazları bu yönüyle yerinde ise de; Belirtilen bu hukuka aykırılık, olayın daha fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen ve CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olmakla; Sanığın mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, "1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması için kamu davası açılan sanığın yüklenen suçu işlediği sabit olmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE, 2-Beraatına karar verilen sanık kendisini müdafi ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre hesap edilen 4.360.00 TL. avukatlık ücretinin maliye hazinesinden tahsili ile sanığa ödenmesine, 3-Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde 5320 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi gereğince onaylı bir suretinin soruşturmada görev almış olan kolluk birimine gönderilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde 657 sayılı Kanun'un 131 inci maddesi gereğince bir suretinin KSÜ Rektörlüğüne gönderilmesine" Hükmünün eklenilmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 1.5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin; amaç, kapsam ve 303 üncü madde ile 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi metninde yer alan "(c)" ibaresinin "(a), (c), (d)" şeklinde değiştirilmesine ilişkin 7035 sayılı Kanun'un gerekçelerine nazaran, ayrıntıları, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 15.06.2004 tarihli, 115-138 sayılı ve 17.05.2022 tarihli, 2020/(Kapatılan)14-248 Esas, 2022/359 sayılı ve Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarih 2422-3204 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde bir temyiz mercii olarak "hukuka aykırılık denetimi" yapan Yargıtayca "bozulmasının", İlk Derece Mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerini "hem maddi hem de hukuki yönden denetleyen" ve bu suretle gerekli gördüğü hususlarda öğrenme muhakemesi yapma imkanına sahip bir derece mahkemesi olarak bölge adliye mahkemelerince ise "ıslah edilmesinin" kural olması itibariyle, Yargıtay'a nisbeten "hükmü ıslah"yönünden daha geniş bir takdir imkanına sahip olduğunda kuşku bulunmayan bölge adliye mahkemelerinin, "dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra", (5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesinin birinci fıkrası ) "hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması" hallerinde hukuka aykırılığın giderilmesi suretiyle hükmün ıslahı için, yeniden yargılama yapılması, yani maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmesi ve bu husuta mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinin bulunması söz konusu değil ise, bir başka anlatımla, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte ise incelenen hükmün bütününü kaldırmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında duruşma açmadan " sanığın beraatine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermesinde usule aykırılık görülmediğinden bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. 3. BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun'unun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapılan, örgütün amacına hizmet eden ödeme ve sair bankacılık işlemlerinin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak değerlendirilmesi mümkündür. 4. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de mevcut cari hesabı üzerinde 2016 tarihine kadar devam eden mutad bankacılık işlemlerinin örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapıldığına ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamamış olmasına göre, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin usulünce tartışıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı anlaşılmakla, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak sanığın müsnet suçu işlediğinin ispat edilemediğine dair ilgili ve yeterli gerekçelere dayanan kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.09.2019 tarihli ve 2018/1201 Esas, 2019/1171 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.