Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1397 E. , 2025/1282 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1397 Karar No : 2025/1282 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... A.Ş. Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 3- (DAVACI) ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... KARŞI TARAF : I- ... II- (DAVALILAR) 1- ... A.Ş. Genel Müdürlüğü 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı 3- ... Genel Müdürlüğü - ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1397 E. , 2025/1282 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1397 Karar No : 2025/1282 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... A.Ş. Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 3- (DAVACI) ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... KARŞI TARAF : I- ... II- (DAVALILAR) 1- ... A.Ş. Genel Müdürlüğü 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı 3- ... Genel Müdürlüğü - ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 02/05/2018 tarih ve E:2013/6254, K:2018/4025 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Denizli ili, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel üzerinde inşa edilen taşınmazın yıkımı sonucunda uğranıldığı ileri sürülen 253.596,00-TL zararın tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Tazminat isteminin 129.164,00-TL'lik kısmının kabulü, fazlaya ilişkin 124.432,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 02/05/2018 tarih ve E:2013/6254, K:2018/4025 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle verilen temyize konu kararda; Mahkemelerince mahallinde 11/01/2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu taşınmazın bölgesinde bulunan alan için yapılan imar planında, enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla ilgili belediye tarafından TEİAŞ'ın görüşünün alındığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazdan geçen elektrik iletim hattı ile ilgili bilgi verilip verilmediğinin belirlenemediği, ancak Bereketli Belediyesi tarafından davacıya verilen ... tarih ve ... sayılı imar çapında elektrik iletim hattının işli olduğu, fakat hattın uyuşmazlığa konu parsele tecavüzünün gözükmediği, iletim hattının parsel sınırının 13 m doğusundan geçtiği, TEİAŞ 7. İletim Tesis ve İşletme grup Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı yazısında da belirtildiği üzere; iletim hattının imar planına işlendiği, fakat hattın mahallindeki fiziki konumu ile imar çapındaki konumunun farklı olduğu, ilk imar planında elektrik iletim hattının taşınmazın 13 m doğu tarafından geçmesine rağmen, yürürlükteki imar planında 5 m doğu tarafından geçtiği, dolayısıyla ... ve ... nolu pilonların planda, gerçekte bulunduğundan farklı konumda olduğu ve bu durumun hatalı tersimattan kaynaklandığı, Kadastro Müdürlüğünün onayladığı kadastro çapında iletim hatlarının bulunmadığı, 20/12/2004 tarihinde hazırlanan inşaat seviye tespit tutanağına göre; bodrum+zemin+4 normal kattan oluşan yapının kaba inşaatının tamamlandığı, çatı ve kiremitlerinin döşendiği, duvarlarının ve tesisat işlerinin tamamlandığının tutanağa bağlandığı, taşınmazda, yıkım kararı uygulandığı takdirde, taşınmaz bodrum + zemin kattan oluşacağı ve bu haliyle kullanılmasında sakınca bulunmadığı, taşınmazın ilk yapıldığı tarihte verilen ruhsata göre toplam inşaat alanının 620,74 m² olarak yapıldığı, dava tarihi olan 24/09/2011 günü itibariyle yapı yaklaşık birim maliyetleri esas alındığında bodrum + zemin katın yapı maaliyetinin 67.454,22 TL; normal 4 katın yapı maliyetinin ise 142.976,64 TL olduğu, dosyada yıkım masrafı olarak fatura ile belgelendirilen 47.200,00 TL’nin de dikkate alınması gerektiği, bu durumda davacının ... ada, ... sayılı parsel üzerinde inşa edilen taşınmazın davalı idarelerin kusuru nedeniyle yıkımı sonucunda uğranıldığı ileri sürülen zararının toplamının; dava tarihi olan 24/09/2011 günü itibariyle (142.976,64TL + 47.200,00TL =) 190.176,64 TL olduğu, kusur oranları açısından arsasından geçen mevcut görülebilir iletim hattının varlığına ve arsayı satın alırken düzenlenen resmi senette irtifak hakkı belirtilmesine rağmen, diğer kurumlardan aldığı belgelere dayanarak inşaat faaliyetlerine başlayan ve inşaatın kaba kısmını tamamlayan davacının % 25 onanında kusurlu olduğu; 1/1000 ölçekli uygulama imar uygulama planı hazırlandığında ve askıya çıkarıldığında TEİAŞ tarafından konunun takip edilmemesi, belediye kayıtları ile mevcut iletim hattının fiziki durumunun uyumsuzluğu, uyumsuzluk sonucu Belediye tarafından yapı ruhsatı verilerek inşaata başlanmasına sebebiyet veren ve inşaat faaliyetinin çok geç aşamasında bildirilmesi ile zarar miktarının artmasına sebep olan TEİAŞ Genel Müdürlüğünün % 25 oranında sorumlu olduğu; tapu kaydında TEK adına daimi irtifak hakkı bulunduğu, söz konusu kaydın tek başına elektrik iletim hattının nereden geçtiği, anılan hatta hangi mesafede ve hangi yükseklikte nasıl bir yapı yapılabileceğini gösteren bir belge niteliğinde olmadığı, davanın konusunun kesinleşen yargı kararıyla yıkılmasına karar verilen yapının yıkımından kaynaklı zararın tazmini olduğu, yapının yapılmasına izin veren dolayısıyla yapı ruhsatının düzenlenmesinde esas alınan belgeler de dikkate alındığında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığı; yapılaşma koşullarını net bir biçimde gösteren belgenin imar çapı ve yapı ruhsatı, söz konusu yapı ruhsatının düzenlenmesinde esas alınan belgenin de yapılaşma koşullarını gösteren imar planı olduğu, bu nedenle imar planının hazırlanması ve onaylanması sırasında, var olan elektrik iletim hattının ve yapı yaklaşma mesafelerinin plana doğru işlenmemesinden sorumlu olan, yapı ruhsatı ve eki imar çapı düzenlenirken, mahallinde inceleme yapmadan evrak düzenleyen, yapı başladığında yapı kontrollerinde yerindeki fiili durumu değerlendirmeyen Denizli Büyükşehir Belediyesi'nin (Kapatılan Bereketli Belediyesi) %50 kusurlu olduğu, kusur oranlarına göre zarar hesaplandığında ise; davalı TEİAŞ Genel Müdürlüğü'nün 47.544,16.-TL; Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığının ise (Bereketli Belediyesi) 95.088,32.-TL sorumluluklarının bulunduğu yönünde görüş ve değerlendirmelere yer verildiği, bilirkişi raporundaki kusur oranları esas alınarak davacının zararının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tazminat isteminin 142.632,48 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin 110.960,52 TL'lik kısmının reddine, 47.544,16 TL'nin TEİAŞ Genel Müdürlüğünden, 95.088,32 TL'nin ise Denizli Büyükşehir Belediyesinden alınarak adli yargıda davanın açıldığı 03/05/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, hizmet kusuru bulunmadığından tazminat isteminin diğer davalı idare olan Tapu ve Kadastro Müdürlüğü yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; %25 kusurlu olunduğu yönündeki tespite katılınmadığı, elektrik tellerinin inşaat yasağı gerektirip gerektirmediğini bilmesinin olanaksız olduğu, inşaatın yapı ruhsatına uygun yapıldığı, davacının Belediye ve Tapu Müdürlüğü’nün işlemlerini denetleme yükümlülüğünün olmadığı, bu nedenle davacıya kusur atfedilemeyeceği, taşınmazdan geriye kalan tek katın hiçbir ekonomik değerinin kalmadığı, binanın 2004 yılında inşa edildiği, 9 yıl boyunca kaba inşaatta pencere ve camlar takılmadan açıkta beklediği, binanın yapım tarihinden 9 kış geçtiği, yağmur sularının evin içine ve katlara dolduğu, özellikle en alttaki dairenin daha çok etkilendiği, bütün çimento, demir ve sıvaların erozyona uğradığı kolonlar taşıyıcı özelliğini yitirdiği, Tapu Kadastro Müdürlüğü yönünden tazminat istemin reddi yönünde hüküm kurulmuş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığı, çünkü tapu kadastro müdürlüğünün çap verdiği ve bu çapla davacının işlem yaptığı, tazminatın faizinin 03/05/2011 tarihinden itibaren uygulanmasına hükmedilmiş ise de faizin zararın doğduğu andan itibaren işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalılardan TEİAŞ tarafından; kurumlarınca yapılan tespitlerde ve uyarılarda geç kalınmasının söz konusu olmadığı, tüm uyarılara rağmen davacı tarafından inşaatın bir an önce bitirilmeye çalışılmasının asıl zararın büyümesine neden olduğu, 26/03/2013 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan fotoğraflarda binanın bodrum-zemin ve birinci kattan oluştuğunun görüldüğü, mahkemece dört katın yıkılmasına karar verilmiş olsa da yalnızca üstten üç kat yıkıldığı, kurumları bakımından hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. 3- Davalılardan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; arşiv kayıtlarında imar planlarına ilişkin TEİAŞ’a ait bir itiraza rastlanılmadığı, idareleri aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir. SAVUNMALARIN ÖZETİ : 1- Davalılardan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. 2- Davacı ile davalılardan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Türkiye Elektrik İletişim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmazın tapu kaydına 12/03/1981 tarihinde, TEK Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak hakkı şerhi konulmuştur. Satın almaya ilişkin resmi senet üzerinde taşınmazın 100 metrekarelik kısmında söz konusu irtifak hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Taşınmaz, davacı tarafından 20/06/2003 tarihinde satın alınmış olup, 18/07/2003 tarihinde Bereketli Belediyesi tarafından düzenlenen imar durum belgesine göre yapı için 4 kat, 15,50 metre yükseklik öngörülmüş, 09/09/2003 tarihinde aynı belediye tarafından yapı ruhsatı verilmiş ve yapılaşma koşulları aynı şekilde öngörülmüştür. Davacı tarafından, yapı ruhsatına göre 4 katlı yapı yapılarak kaba inşaatı tamamlanmıştır. 02/12/2004 tarihli Tapu sicil Müdürlüğü yazısıyla taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat olmadığı davacıya bildirilmiştir. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Bereketli Belediyesi'nden; 154 kv Yatağan-Denizli elektrik iletim hattının ... ve ... pilonları arasında davacı tarafından tehlikeli biçimde bir ev yapılmakta olduğu, tapuda tescilli irtifak haklarının yataydan 1,50 metre, düşeyden 12,60 metre ihlal edilerek binanın dış pencereleri hariç sıvası ile birlikte tamamlanmış durumda olduğu, can ve mal emniyetinin bulunmadığı ile yangın tehlikesinin mevcut olduğu, gerekli tedbirlerin alınarak 10 gün içerisinde neticesinin bildirilmesinin talep edilmesi üzerine 28/12/2004 tarihinde Bereketli Belediye Başkanlığı tarafından inşaat durdurulmuştur. 28/10/2004 tarihinde TEİAŞ Genel Müdürlüğünce bu durum ayrıca davacıya ihtar çekilerek bildirilmiştir. TEİAŞ tarafından Bereketli Belediyesine gönderilen 07/01/2005 tarihli yazıda ise, ... ve ... nolu pilonların fiziki güzergahı ile imar çapındaki konumunun farklı olduğu, bunun sebebinin imar planı hazırlanırken hatalı tersimattan kaynaklanabileceği, binanın aplikasyonunun yanlış olabileceği, konunun incelenerek imar planının arazi ile uyumlu hale getirilmesi gerektiği bildirilmiştir. 22/02/2005 tarihinde TEİAŞ tarafından açılan müdahalenin meni davası sonucunda Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ile binanın 7,10 metre olacak şekilde üstten 4 katının yıkılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından yapının yıkımından kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Anayasanın 125. madesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek, idarenin hukuki sorumluluğunun kaynağı ve çerçevesi çizilmiştir. İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için, kusursuz sorumluluk halleri dışında, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde, imar hizmetlerini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında yer almakta ve imar mevzuatı ile belediyelere beldenin planlanması ile başlayan ve yapının kullanılmasına kadar olan süreçte sahip olduğu hak ve yükümlülükler gösterilmektedir. 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin (b) fıkrasında, imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı ve belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği kurala bağlanmış; 21. maddesinde, bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu belirtilmiş; 22. maddesinde, yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edileceği, dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesinin gerekli olduğu, belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verileceği öngörülmüştür. Olay tarihinde yürürlükte bulunan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde, planların hazırlanması sürecinde, planı düzenlenecek alan ve yakın çevresindeki alanlarda aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile planlama alanının özelliğine ve plan türüne göre diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan verilerin elde edileceği belirtilmiş, "enerji" bu veriler kapsamında sayılmış, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinde ise, "Yapı ruhsatı işleri bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yeni inşaat, ilâve ve esaslı tadilât yapmak üzere parsele ait imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, kanal kotu tutanağı ve uygulama imar plânına esas onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun parselin bulunduğu alana esas bölümünü almak için; yapı sahipleri veya vekilleri başvuru dilekçelerine aplikasyon krokisini ve tapu kayıt örneği veya istisnaî hâllerde tapu kayıt örneği yerine geçen belgeleri ekleyerek ilgili idareye müracaat ederler. İlgili idare başvuru tarihinden itibaren imar durum belgesi ve onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun bir örneğini en geç iki iş günü; yol kotu tutanağı ve kanal kotu tutanağını en geç beş iş günü içinde verir. Kanal kotu tutanağı idare dışında ayrı bir su ve kanalizasyon idaresi tarafından düzenleniyor ise, bu süre üç iş günüdür. Bu belgelerin bu süreler içinde verilmemesi halinde gerekçesinin, başvuru sahibine aynı süreler içinde yazılı olarak bildirilmesi zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. İdare Mahkemesi kararının, kusur oranlarının tespitine ilişkin değerlendirmesi bakımından; Davacının, tapudaki irtifak hakkını bilmesine ve diğer kurumlardan aldığı belgelere dayanarak arsasında mevcut görülebilir iletim hattının varlığına rağmen inşaat faaliyetlerine başladığı bu nedenle %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin ve mahkeme kararının tespitinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İdare Mahkemesi kararının, davalı idarelerin kusur oranlarının belirlenmesine ilişkin değerlendirmesi bakımından; Bilindiği üzere imar mevzuatı açısından inşai faaliyete başlamak için yapı ruhsatı düzenlenmesi zorunludur. Uyuşmazlıkta, öncelikle yapının yıkımına sebep olan dolayısıyla yapılmasına izin veren, yapı ruhsatının düzenlenmesine ve mimari projenin onaylanmasına sebep olan idarenin kusurunun tespiti önem arz etmektedir. Tapu kaydında yer alan TEK adına daimi irtifak hakkı bulunduğuna ilişkin kayıt tek başına elektrik iletim hattının nereden geçtiği, anılan hatta hangi mesafede ve hangi yükseklikte nasıl bir yapı yapılabileceğini gösteren bir belge niteliğinde değildir. Yapılaşma koşullarını net bir biçimde gösteren belge imar çapı ve yapı ruhsatıdır. Söz konusu yapı ruhsatının düzenlenmesinde esas alınan belge de kuşkusuz ki yapılaşma koşullarını gösteren imar planıdır. Bu nedenle imar planının hazırlanması ve onaylanması sırasında, var olan elektrik iletim hattının ve yapı yaklaşma mesafelerinin plana doğru işlenmemesinden hangi idarenin sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Danıştay Altıncı Dairesinin 02/05/2018 tarih ve E:2013/6254, K:2018/4025 sayılı bozma kararında "imar planının hazırlanması sırasında, enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla TEİAŞ'ın görüşünün sorulup sorulmadığı, görüşü soruldu ise dava konusu taşınmazdan geçen elektrik iletim hattı ile ilgili bilgi verilip verilmediğinin araştırılmasından sonra davalı TEİAŞ ve belediyenin kusur oranının saptanması gerekmektedir." değerlendirmesine yer verilmiştir. İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunda yer verilen "Dava konusu taşınmazın bölgesinde bulunan alan için yapılan imar planında, enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla ilgili belediye tarafından TEİAŞ'ın görüşünün alındığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazdan geçen elektrik iletim hattı ile ilgili bilgi verilip verilmediği belirlenememiştir. 1/1000 ölçekli uygulama imar planları hazırlandığında ve askıya çıkarıldığında TEİAŞ tarafından konunun takip edilmemesi, belediye kayıtları ile mevcut iletim hattının fiziki durumunun uyumsuzluğu, uyumsuzluk sonucu Belediye tarafından yapı ruhsatı verilerek inşaata başlanmasına sebebiyet veren ve inşaat faaliyetinin çok geç aşamasında bildirilmesi ile zarar miktarının artmasına sebep olan TEİAŞ Müdürlüğünün % 25 sorumlu olduğu" değerlendirmesi dikkate alınarak TEİAŞ Genel Müdürlüğünün %25 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmış ise de, Denizli 1. İdare Mahkemesince verilen 24/03/2022 tarihli "imar planının hazırlanması sırasında, enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla TEİAŞ'ın görüşünün sorulup sorulmadığı, görüşü soruldu ise dava konusu taşınmazdan geçen elektrik iletim hattı ile ilgili bilgi verilip verilmediğinin" sorulmasına yönelik ara kararına davalı idarelerden Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından uyuşmazlığa konu taşınmazın ilk onaylanan planda konut alanında kaldığı enerji nakil hattının ve koruma kuşağının parselin batısından geçtiği yönünde cevap verildiği, dolayısıyla belediye tarafından imar planı hazırlanırken, enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla TEİAŞ'ın görüşünün sorulduğunun ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; uygulama imar planlarının hazırlanmasında belediyelerin yetkili olması sebebiyle imar planının hazırlanması sırasında, elektrik iletim hattına ilişkin verilerin belediye tarafından istenilmesi ve plana doğru şekilde işlenilmesinden belediyelerin sorumlu olduğu, somut olayda enerji ile ilgili verilerin toplanması amacıyla belediye tarafından TEİAŞ'ın görüşünün sorulduğuna dair belgenin dosyaya sunulamadığı dolayısıyla sorumluluğunun ortaya konulamadığı dikkate alındığında, TEİAŞ'ın sorumluluğundan bahsedilmesine olanak bulunmadığı, netice olarak somut olayda sadece Denizli Büyükşehir Belediyesi'nin (Kapatılan Bereketler Belediyesi) sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan; davalı idarelerden Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki İdare Mahkemesi değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İdare Mahkemesi kararının, tazmini gereken zarar miktarı ile kısmına gelince; Hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir. Gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmekte olup, bu çerçevede uyuşmazlığa konu taşınmazın fiilen yıkımı gerçekleşen kısımlarına ilişkin zararın tespit edilmesi gerekmektedir. Taşınmazın yıkımı gerçekleştirilen kısımlarına ilişkin zararının gerçek zarar olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta taşınmazın yıkımı gerçekleştirilen kısımlarına yönelik zararın tespit edilmesi gerekmektedir. Yıkımı gerçekleştirilmeyen kısımlar için, gerçekleşmiş zarardan bahsedilebilmesine imkan bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; 08/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda keşif tarihi olan 11/01/2023 tarihinde mahallinde yapılan incelemede taşınmazın bodrum+zemin+3 normal kattan oluştuğu, 4. normal katın ise davacı tarafından yıkıldığının görüldüğü, taşınmazda kat irtifakı kurulduğu, kat irtifakına göre bodrum+zemin+3 normal kattan oluştuğu, her katın mesken olarak kullanıldığı, yıkım kararı uygulandığı takdirde taşınmazın bodrum+zemin kattan oluşacağı ve o haliyle kullanılmasında sakınca bulunmadığı hususlarına yer verildiği, davalı idarelerden TEİAŞ tarafından yalnızca üstten üç katın yıkıldığı, dördüncü katın yıkılmadığı hususunun ileri sürüldüğü görülmüştür. Bu durumda; İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunda yer verilen 4 katın inşaat maliyeti olarak belirlenen 142.976,64 TL ve davacı tarafından gerçekleştirilen ve faturası ibraz edilen 47.200,00 TL yıkım masrafı olmak üzere 190.176,64 TL zararın davacıya ödenmesine hükmedilmiş ise de, yargı kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmazın üstten 4 katının yıkılmasına karar verildiği, ancak gerek bilirkişi raporu gerekse davalıların iddialarından uyuşmazlığa konu taşınmazın 4 normal katın tamamının yıkımının fiilen gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirsiz olduğu sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince fiilen yıkımı gerçekleştirilen katların tespit edilerek, yıkımı gerçekleştirilen kısımlarına ilişkin gerçekleşen zararın tazminine hükmedilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan; davacı tarafından faturası ibraz edilen 47.200,00 TL yıkım masrafının dört katın yıkımını kapsayıp kapsamadığı, anılan miktarın tamamının ödenip ödenmediği hususlarının gerek davacıdan, gerek faturayı kesen firmadan araştırılması suretiyle yıkım masrafı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalılardan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Türkiye Elektrik İletişim A.Ş. Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin kabulüne, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın ... TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin ... TL'lik kısmının reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 10/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.