Şirketin kendi paylarını iktisap edebileceğine ilişkin diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin- Almanya başta olmak üzere- birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek mevduat toplandığını ve bu paralar karşılığında yüksek oranlarda faiz dağıtılacağını vaat ettiğini, müvekkilinin de davalı tarafından verilen bu garantilere inanarak davalı şirkete 30.000 DM tutarında bir yatırım yaptığını, bu para karşılığında üzerinde ... Holding ibaresi bulunan teslim tesellüm belgesi adlı makbuz niteliğinde bir belge verildiğini, müvekkilinin yatırdığı parayı çekmek istediğinde paranın iade edilmediğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin Bankalar Kanunu'na, Borçlar Kanu- nu'na, TTK'na ve SPK mevzuatına aykırı ve usulsüz olduğunu beyanla 30.000 DM karşılığı 15.338,76 Euro'nun tahsil edildiği tarihten itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A md gereğince işle- yecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini,yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Borçlar Kanunu'nda en uzun zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, 18 yıl sonra açılan iş bu davada alacağın ve buna bağlı taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının teslim ve tesellüm belgesi ile pay senetlerini teslim alıp davalı şirkete ortak olduğunu, müvekkili şirketin elinde elinde hisse senedi bulunanların haklarını inkar etmediğini, davacının kötüniyetli olduğunuve 6102 sayılı TTK'nun 379-387 md ile getirilen eski TTK 329 md hükmünü ortadan kaldıran değişiklik ile davacının iş bu davada hukuki yararının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.