Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması olayına ilişkin açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması olayına ilişkin açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. OLAYLAR VE OLGULAR Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Hatay'ın Samandağ ilçesi Jandarma Komutanlığına bağlı Batıayaz Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa eden başvurucu, 24/10/2014 tarihinde nöbet tutmakta iken saat 40 sıralarında silahını çene altına dayayıp ateş ederek intihara kalkışmış, bunun sonucunda ağır yaralanmıştır. Başvurucu; önce Antakya Devlet Hastanesine, daha sonra Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine, oradan daGülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. GATA Sağlık Kurulunun 30/1/2015 tarihinde düzenlediği raporda başvurucunun ateşli silah yaralanmasına bağlı dış görünümü bozan deformite (şekil bozukluğu), maksilla (üst çene kemiği) ve mandibula (alt çene kemiği) kısmi harabiyeti teşhisi ile askerliğe elverişli olmadığı tespit edilmiş; başvurucunun terhis işlemleri yapılmıştır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Gaziantep Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) olay ile ilgili olarak derhâl soruşturma başlatmıştır. Askerî Savcılık, olay yerinde gerekli incelemeler yapmış; başvurucu adına zimmetli olup olay yerinde bulunan G3 piyade tüfeğini Jandarma Astsubay Üstçavuş S.U.nun emniyete aldığı, olay yerinde ayrıca iki boş kovan ile bir adet mermi çekirdeği olarak değerlendirilen bir metal parçasının bulunduğunu, bunların incelenmek üzere Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına gönderildiğini belirtmiştir. Başsavcılık başvurucunun olay yerinde bulunan cep telefonunda yapılan incelemede olay günü kız arkadaşı ile yoğun şekilde mesajlaştığını, kız arkadaşının ilişkiyi bitirmek istediğini, başvurucunun bunu kabul etmek istemediği, ölmek istediğini söylediği, en son 30'da mesajlaştıklarını, 40'ta ise olayın meydana geldiğini tespit etmiştir. Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca düzenlenen uzmanlık raporunda başvurucudan alınan svaplarda, başvurucuya ait şapka, boğazlık, gömlek ve pantolon üzerinde atış artıklarının tespit edildiği, başvurucunun kıyafetlerinde delinme bulunmadığı için atış mesafe ve yönünün tespit edilemediği bildirilmiştir. Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 24/10/2014 tarihli raporda; baş boyun muayenesinde moksilofosial (ağız, çene, yüz cerrahisi ile ilgili) travma, burun orta hattan boyna kadar uzanan doku defekti, mandibula fraktürü (alt çene kemiği kırığı) perlobital ekimoz (rakun göz), ödemin bulunduğu, hayati tehlikesinin olup yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir. 30/10/2014 tarihinde disiplin işlemlerine esas olmak üzere Jandarma Bölge Komutanlığı İdari Tahkikat Heyeti idari tahkikat raporu düzenlemiştir. Raporda başvurucunun ruhsal herhangi bir sorununun olmadığı, Rehabilitasyon Danışma Merkezi (RDM) kaydının bulunmadığı, amirleri ve arkadaşları tarafından sevildiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca Karakol Komutanlığı içinde cep telefonu bulundurması nedeniyle yasak edilen malzemeyi bulundurma disiplin suçundan başvurucu, bu konuda denetim görevini ihmal ettiği tespit edilen jandarma Astsubay Üstçavuş S.U. ayrıca başvurucunun cep telefonu kullandığını bildiği hâlde amirine bildirmemesi nedeniyle nöbetçi Çavuş A.Ç. hakkında yasal işlem yapılması gerektiği kanaati bildirilmiştir. GATA Komutanlığının 26/12/2014 tarihli raporunda başvurucunun hayati tehlikesinin bulunduğu, şikâyetlerinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olmadığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifadesinde ağzından yaralandığı için konuşamamakla birlikte anlama ve duyma yeteneklerinde bir sorun olmadığı için sorulara yazılı cevap vereceğini belirtmiştir. Başvurucu bu ifadesinde gece nöbette iken üzerine zimmetli G3 piyade tüfeğini o anki psikolojik durumundan dolayı çenesine dayadığını, iki el ateş ettiğini, olay anında yanında kimsenin bulunmadığını, olaydan on dakika önce kız arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde kız arkadaşının kendisinden ayrılmak istediğini öğrendiğini, psikolojik sorunları olduğundan tamamen kendi iradesiyle ve ölme niyetiyle olayı gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Başvurucunun aynı tarihte yazılı olarak verdiği ek ifadesinde; olay günü girdiği bunalım nedeniyle kendini öldürmek maksadıyla ağzına ateş ettiğini, askere gelmeden önce babasının ölümü nedeniyle büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığını, Bursa Fomara Çocuk Hastanesinde altı ay ilaçlı tedavi gördüğünü, askere gelinceye kadar da bu rahatsızlığının devam ettiğini, askerlik şubesine bu durumu bildirdiğini, acemi birliğinde vücudundaki çiziklerin RDM tarafından görülmesi üzerine antisosyal kişilik bozukluğu ve madde kullanımı tanısı konulduğunu, bu durumun sağlık karnesine yazılı olmasına rağmen silahlı nöbet görevi verildiğini, oysa bu görevi istemediğini ve bunun arkadaşları tarafından da bilindiğini, hastalığı ile ilgili tedavi ve ilgi görseydi bu olayın meydana gelmeyeceğini belirtmiştir. Tanık sıfatıyla beyanı alınan Jandarma Er Y.U. beyanında başvurucunun can dostu (askerlerin birliklerine intibaklarını kolaylaştırmak için kurulan askerî bir uygulama) olduğunu, başvurucunun neşeli bir yapısı olduğunu, ailevi bir sorununun bulunmadığını, kız arkadaşı ile zaman zaman tartışıp daha sonra barıştıklarını belirtmiştir. Askerî Savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda 12/5/2015 tarihinde başvurucunun yaralanmasında kusur atfedilecek, intihara yönlendiren bir kimsenin bulunmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığına başvurmuş; talebi ile ilgili cevap verilmemesi üzerine 17/11/2015 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde;8/9/2013 tarihinde de ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle intihara kalkıştığını, askere alınmadan önce Bursa Fomara Çocuk Hastanesinde altı ay ayakta ilaçlı tedavi gördüğünü, üzerinden uzun zaman geçtiği için tedaviye ilişkin belgelerin hastane kayıtlarından çıkarılamadığını, ruhsal rahatsızlığı olmasına rağmen askere alınarak silahlı nöbet tutmak zorunda bırakıldığını, askerlik şubesi aracılığıyla aile hekimliğine gönderilerek yoklamada kullanılmak üzere doldurulan bilgi formunda ameliyat olup olmadığına ilişkin bölüme burun ameliyatı olduğunu yazdığını, çekindiği için intihara teşebbüs eyleminden söz etmediğini, askere gitmeden önce yeterli bir denetim yapılmadığını, intihara teşebbüs etmesi sonucunda ağır yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğunu belirterek 500 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. AYİM Başsavcılığı 25/2/2015 tarihli görüşünde bir yükümlülüğün ifası sırasında devletin sorumluluğu ve teminatı altında bulunan başvurucunun intihara teşebbüs etmek suretiyle hayatına son vermek istediği olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluk gereğince tazminat ödeme yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un maddesi ile Anayasa'ya geçici madde eklenmiş; geçici maddenin (E) fıkrasının birinci cümlesine göre Askerî Yargıtay, AYİM ve askerî mahkemelerin kaldırıldığı ifade edilmiştir. Aynı fıkranın son paragrafına göre kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyaların ise ilgilisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderileceği öngörülmüştür. AYİM'in kaldırılmasından sonra dosyanın Bursa İdare Mahkemesine (İdare Mahkemesi) gönderilerek yapılan yargılaması sonucunda İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi 10/9/2019 tarihli gerekçeli kararında; başvurucunun askere alınmadan önce kayıt kabul muayene değerlendirme anketi, psikolojik danışma özet formu, sağlık durumu bilgi formu doldurarak bunları imzaladığını, daha önce psikolojik rahatsızlık geçirmeyip genel sağlık durumunun iyi olduğunu beyan ettiğini, Jandarma Bölge Komutanlığınca düzenlenen idari tahkikat raporunda başvurucunun askerlik yaptığı süre içinde ruhsal bir sorununun olmadığının belirtildiğini, intihara teşebbüs eyleminin başvurucunun şahsi hayatını ilgilendiren anlık psikolojik sorunların etkisiyle meydana geldiğini, başvurucunun kimsenin etkisi olmaksızın görevi gereği kendisine teslim edilen silah ile kendini vurması şeklinde meydana gelen olaydan dolayı, zararlı sonuç ile eylem arasında nedensellik bağının ortadan kalktığını değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi başvurucunun eyleminin idari eylem olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, maddi ve manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde askere alınmadan önce de intihara kalkıştığına dair belgenin bulunduğunu, 30/10/2014 tarihli idari tahkikat raporunda hizmet kusurunun ve kusurlu personelin tespit edildiğini, idari bir tasarrufla tabi tutulduğu yükümlülüğünü ifa etmek amacıyla silah altına alındığı bir sırada intihara teşebbüs ettiğini ileri sürürek İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 19/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun istinaf isteminin reddine karar vermiştir. Anılan karar 12/2/2020 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.