Başvuru, kanun yolu başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kanun yolu başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekilde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket, kurumsal temizlik hizmeti ile temizlik ürün ve ekipmanlarının satımı işinde faaliyet göstermektedir. Başvurucu, bir anonim şirket ile Çeşme'de bulunan bazı otellerin havuz kimyasalları ile tüm genel temizlik işlerini yapmak üzere anlaşmıştır. Oteller anılan anonim şirketin yönetimi altında faaliyet göstermesine rağmen sözleşme, dava dışı başka bir şirket ile imzalanmıştır. Ürün sevkiyatının ardından ilk etapta gönderilen ürünler dava dışı şirket adına fatura edilmiştir. Davalı şirketin talebi üzerine anılan faturalar iptal edilmiş, davalı şirket adına yeniden düzenlenmiştir. Davalı şirket, bu faturalara itiraz etmemiş, ancak herhangi bir ödemede de bulunmamıştır. Başvurucu, alacaklarının tahsili için davalı şirket aleyhine İzmir İcra Müdürlüğünün E.2015/12076 sayılı dosyası ile icra takibi başlatmıştır. Başvurucu, icra takibine itiraz edilmesi üzerine İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açmıştır. Mahkeme 27/10/2016 tarihli kararında davayı reddetmiştir. Mahkemenin kısa kararında, karara karşı tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceği; gerekçeli kararda ise tebliğden itibaren on beş gün içinde Yargıtaya temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı 30/11/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş ve başvurucu 15/12/2016 tarihinde temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucu temyiz talebinde bulunmuş ise de, 20/7/2016 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamış olması nedeniyle dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne (Daire) gönderilmiştir. Daire, 22/2/2017 tarihli kararında hükmün başvurucuya 30/11/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, istinaf talebinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi gereğince tebliğden itibaren iki haftalık yasal süre geçtikten sonra yapıldığını belirterek istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Ret kararı 27/3/2017 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiş ve 26/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.A. Ulusal Hukuk 6100 sayılı Kanun’un ''İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar''kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. ... (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir." 6100 sayılı Kanun’un ''Başvuru süresi '' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.'' 6100 sayılı Kanun’un ''İncelemenin kapsamı'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.'' B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun olarak,görülmesini isteme hakkına sahiptir...” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); mahkemeye erişim hakkının Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olduğunu (bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı yeri önüne getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36) belirtmiştir. Yine AİHM; Sözleşme'nin maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması durumunda bu incelemeyi yapan mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §§ 25, 26). AİHM benzer şekilde, bir hukuk davasında bölge adliye mahkemesi ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerek kanun yolu incelemesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, § 39). AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım sınırlandırmaların kabul edilebileceğini, ancak sınırlamaların meşru bir amaca yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların Sözleşme'nin maddenin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57). Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).