1. Hukuk Dairesi 2025/1677 E. , 2025/2714 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2311 E., 2024/2783 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/169 E., 2023/140 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
**1. Hukuk Dairesi 2025/1677 E. , 2025/2714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2311 E., 2024/2783 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/169 E., 2023/140 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının, müvekkilinin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanarak 1921 ada 1 parsel numaralı taşınmazın kendisine devrini sağladığını, davalı ve dava dışı oğulları....'ın müvekkiline, kendisine ölünceye kadar bakacaklarını söylediklerini ancak bunun karşılığında dava konusu taşınmazın kendilerine devrini istediklerini, müvekkilinin de oğullarının bu talebini kendisini güvenceye almak maksadıyla kabul ettiğini, müvekkilinin okuma yazma dahi bilmeyen sade bir vatandaş olduğunu, davalı ve dava dışı... ....'ın da annelerinin bu bilgisizliğini ve tecrübesizliğini çok iyi bildiklerinden aralarında muvazaa anlaşması yapmak suretiyle müvekkilini noter yerine tapuya götürdüklerini ve tapu devir işlemlerini gerçekleştirdiklerini, müvekkilinin söz konusu taşınmazın devrine yönelik bir iradesinin bulunmadığını, 83 yaşında olan müvekkilinin yıllardır oturduğu evden taşınmak zorunda kalacağını, davalının dava konusu taşınmazı satmak üzere işlemlere başladığını, emlak danışmanlarıyla gerekli anlaşmaları yaptığını, bu aşamadan sonra taşınmazın satılmasının 17 yıldır oğulları tarafından mağdur edilen müvekkilini bir kere daha mağdur edeceğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafın iddia ve taleplerinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, davacıya tapuda verilen ölünceye kadar intifa hakkının çok daha güçlü bir hak olup davacının da lehine olduğunu, iddia edildiği üzere davaya konu taşınmaz satılsa dahi davacının ilgili taşınmaz üzerinde kullanma ve faydalanma yetkilerinin devam edeceğini, davacı tarafın intifa hakkı olduğunu bildiğini, bu hususu açıkça, tanık olarak dinlendiği başka bir dava dosyasında ikrar ettiğini ve bu durumun da bilinçli olarak devir yaptığını gösterdiğini, dolayısıyla mevcut durum davacının daha lehine olup davanın ikamesinin açıkça kötü niyetli ve hukuki yarardan yoksun olduğunu, müvekkili ve davacı arasında her hangi bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacının 1921 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 15.06.2005 tarihinde davalı oğlu ......'a, diğer 1/2 payını ise dava dışı oğlu... ....'a satış suretiyle devrettiği, yine yapılan devir tarihindeki satış miktarı ile hisse bedelinin örtüştüğü, afaki bir rakam olmadığının dosya arasına alınan 19.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit hale geldiği, dinlenen taraf tanıklarının beyanları ile taşınmaz hisse bedelinin ödendiğinin sabit hale geldiği, bu hali ile davacının satış iradesi bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yine dinlenen tanıklar ile davacının irtifak hakkı gereği taşınmazı kullanmasını engelleyen bir durumun olmadığı, istediğinde taşınmazı kullanabileceği, taraflar arasında davalının ölünceye kadar bakım yükümlülüğüne ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının mirasen ve ayrıca 1/2 hissesinin bulunduğu davaya konu 1921 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini diğer mirasçılarla birlikte davalı oğlu .... ve dava dışı oğlu... .... 15.06.2005 tarihinde satış yoluyla devrettiği, davalı temlik alan(lar)ın kendisine ölünceye kadar bakacaklarına inandırdıklarını, tecrübesizliği ve bilgisinden yararlanarak ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılacağından noter yerine kendisini kandırarak tapuya götürdükleri ve tapudan satış suretiyle taşınmazın devredildiği, davalı oğul(lar)ının ise kendisine bakıp ilgilenmediğini iddia ederek taşınmazın geri verilmesini 08.12.2022 tarihli ihtarnameyle istediği, irade fesadı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemli olarak 21.12.2022 tarihinde eldeki davayı açmış ise de TBK'nın 39. maddesi gereğince davacının kendisinin kandırıldığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını, yani taşınmazın tapusunun kendisine geri verilmesini tek taraflı bir irade beyanıyla karşı tarafa iletmesinin zorunlu olduğu, eldeki davada davacının, kendisinin kandırıldığını en geç davalının diğer hisse devri yapılan kardeşi... ...'ın kendi hissesini üçüncü kişiye devretmesi nedeniyle açılan Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas sayılı dosyasında görülen davada davacının tanık olarak yer alıp beyanda bulunduğu 25.09.2020 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin ise 25.09.2021 tarihinde dolduğu bu süre içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığının karşı tarafa iletilmediği, dolayısıyla sözleşmenin yapılmasından sonra aradan geçen süre de nazara alındığında davalıya tapunun geri verilmesine ilişkin ihtarnamenin çekildiği 08.12.2022 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip muvazaalı işlemin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceğini, okuma-yazma bilmeyen müvekkilinin kandırılmak suretiyle tapuya götürülerek devir işlemi yapıldığını, davalı tarafından müvekkilinin gerçek iradesinin fesada uğratıldığını, ölünceye kadar bakım akdi yapılacağı söylenerek müvekkilinin kandırıldığını, müvekkilinin satış iradesinin bulunmadığını Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas sayılı dosyasında da açıkça ifade ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, irade fesadı hallerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 1921 ada 1 parsel sayılı, 340 metrekare miktarlı, ev, ahır ve arsa vasıflı taşınmazın 1/2 payı davacı ..., 1/2 payı davacının eşi ... adına kayıtlı iken Abdurrahman'ın ölümü üzerine 15.06.2005 tarihinde adına kayıtlı 1/2 payın davacı eşi ile çocuklarına intikal ettiği, davacının adına kayıtlı 1/2 payı ile mirasen intikal eden payını aynı resmi senette eşit paylarla davalı oğlu ... ile dava dışı oğlu...'e satış suretiyle temlik ettiği, diğer mirasçıların da paylarını ... ile...'e devrettikleri, böylece davalı ile dava dışı...'in taşınmazda 1/2'şer paylı olarak malik hale geldikleri, daha sonra dava dışı...'in adına kayıtlı 1/2 payını 18.07.2019 tarihinde dava dışı ... isimli şahsa devrettiği, bu satış işlemine karşı davalı ... tarafından Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/421 Esas numaralı dosyası ile ön alım nedeni ile tapu iptali ve tescil davası açıldığı, 2021/90 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği ve 13.07.2021 tarihinde söz konusu payın davalı adına kayıtlı hale geldiği, bahsi geçen dava dosyasında eldeki dosyanın davacısı Havva'nın 25.09.2020 tarihinde tanık olarak dinlendiği ve dava konusu taşınmazdaki hisselerini kendisine bakmaları karşılığında oğullarına devrettiğini, kendisi adına da intifa hakkı tesis edildiğini beyan ettiği, eldeki temyize konu davanın ise 21.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.