TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR KARAR KALDIRMA DOSYA NO: 2025/3029 KARAR NO: 2025/2149 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2025 NUMARASI: 2024/615 - 2025/197 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali İSTİNAF TARİHİ : 11/05/2025 Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya ha…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 54. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR KARAR KALDIRMA DOSYA NO: 2025/3029 KARAR NO: 2025/2149 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2025 NUMARASI: 2024/615 - 2025/197 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali İSTİNAF TARİHİ : 11/05/2025 Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkında düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesinin kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.İstinaf sebepleri: Davalı vekili süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Müvekkili ile davacı arasında var olan sözleşmenin içeriği incelendiğinde, istisna veya hizmet sözleşmesi unsurlarını içermediğinin görülmekte olduğunu, taraflar arasında imzalanan 07.12.2018 tarihli Tarım Arazisi Yönetim ve İşletme Sözleşmesinin TBK nun 357 ve devamı maddelerinde belirtilen ürün kirası sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin konusunun hasat geliri paylaşım ortaklığı esasına göre ceviz arazisi işletmesinin kurulması ve kurulan bu işletmenin yönetimi ile işletilmesine ilişkin olup, sözleşmenin ürüne katılmalı ürün kira sözleşmesi olması nedeniyle her türlü fesih, tahliye ile alacak ve tazminat davalarına Sulh Hukuk Mahkemesinde bakılmasının yasa gereği olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargılama konusu olayda: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında Manisa ili, ... ilçesi, ... mahallesinde ... Stok listesinde ... numaralı ... Projesi, ... numarada bulunan tarım arazisinde hasat geliri paylaşım ortaklığı esasına göre ceviz arazisi işletmesinin kurulması ve kurulan bu işletmenin yönetimi ile işletilmesi hakkında sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalı tarafın sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte sözleşme şartları dahilinde ceviz tarımcılığı yapmak için arazinin işletmeciliğini ve yönetimi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, sözleşmenin 5.1. maddesinde görüldüğü üzere sözleşmeye konu projeden elde edilen yıllık toplam gelirden işletmeye dair maliyetler çıkarıldıktan sonra elde edilecek net karın %20’sinin yönetim firmasına, geri kalan %80’inin arazi sahibine yani davacıya verileceğini, 5.2.maddede ise proje gelirlerinin hasat sezonlarındaki ...nin piyasa satış fiyatıyla doğru orantılı olacağı ve gelirlerin her sene aralık ayının bitiminden önce arazi sahibine verileceğinin belirtildiğini, ilk gelir yılının 2021 yılı olmasının ve banka komisyonunun yönetim firması tarafından ödeneceğinin belirlendiğini, sözleşmenin ayrıca projeye ek gelir sağlamak amacıyla yer alan gezen tavuk yumurta üretimine dair eki bulunduğunu, davalı tarafça 2021 yılında müvekkiline sözleşme uyarınca o yılın ...nin piyasa satış fiyatıyla doğru orantılı olacak şekilde % 4.2 oranında 5.500,29-USD ödeme yapıldığını ancak davalı borçlunun 2022 yılı için ödemesi gereken % 6.7 oranı üzerinden 8.775,53- USD bedeli ve 2023 yılı için ödemesi gereken %9.8 oranlı 12.833,98- USD bedeli müvekkiline ödemediğini, ödenmeyen tutarlar sebebiyle davalı aleyhine İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ürün kirası sözleşmesi olup bu nedenle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre gelir elde edilmesi halinde bir ödeme yapılacağını, müvekkili şirketin ürün alınamaması nedeniyle davacı tarafa herhangi bir ödeme yapması veya elde edilen gelirin üzerinde bir ödeme yapmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazda bulunan ağaçların beklendiği gibi ürün vermediklerini bu nedenle davacıya da elde edilen gelire göre ve sözleşmedeki paylaşım esasına göre bir ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin bu taşınmazdan herhangi bir gelir elde etmediğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; Davacının tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava olduğunun kabulünün de mümkün olmadığı, ticari dava niteliğinde bulunmayan davaya bakmakla görevli mahkemenin HMK’nun 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava; ürün kirası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Ürün (hasılat) kirası; kiraya verenin kiracıya ürün (hasılat) veren bir mal, işletme ya da hakkın kullanılmasını, semerelerinden yararlanılmasını veya işletilmesini belli bir bedel karşılığında terk ettiği kira türüdür. (TBK md.357)Hemen belirtmek gerekir ki, hem doğal hem de hukuki ürün getiren eşya ürün kirasına konu olabilir. Bu kapsamda işletmenin işletilmesi sonucu elde edilen kâr, hukuki ürün olarak nitelendirilebilir. Lokanta, otel, kantin, hastane, okul, dükkan, fabrika gibi iş yerlerinin işletilmek maksadıyla kiraya verilmesinde, reklam panolarının kiralanmasında, taksi kiralarında söz konusu olan ürün kirasıdır (Prof.Dr. Azra Arkan Serim; Hasılat Kirasında Tarafların Hak ve Borçları, İstanbul 2010, s. 3). Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre de; kira sözleşmesinin, ürün kirasına ilişkin hükümlere tabi olabilmesi için, kiralananın işletme ruhsatıyla birlikte işletme hakkının devredilmiş olması gerekir.Öte yandan, ürün kirasında; kira bedelinin, üründen bağımsız bir bedel olarak kararlaştırılması hâlinde genel ürün (hasılat) kirasından; buna karşılık kira bedeli, ürünün belli bir hissesi ya da bölümü olarak belirlenmiş ise, katılmalı (iştirakli) ürün kirasından söz edilir (6098 sayılı TBK m. 357). Bununla birlikte kira bedelinin karma olarak yani bir kısmı sabit bir miktar, bir kısmının da üründen bir bölüm olarak belirlenmesi de sözleşme özgürlüğü çerçevesinde mümkündür.Ürün kirası sözleşmesi ile adi ortaklık sözleşmesini, özellikle müşterek amaç unsuru birbirinden ayırt eder. Ürün kirasında müşterek amaç takip edilmemesi önemli bir ayırt edici unsurdur. Bir sözleşmede kira bedeli, kiracının kiralanandan elde ettiği gelirin (kazancın) bir kısmını oluşturuyorsa, ürüne katılmalı kira söz konusu olur. Buna karşılık taraflar, ortak bir amaca ulaşmak için emek ve sermayelerini birleştirmek suretiyle bir araya getirmişler veya kazanç yanında zararın paylaştırılmasını da kararlaştırmışlarsa, adi ortaklık sözleşmesi söz konusu olur. (Prof. Dr. Fikret Eren; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Ankara 2015, s.435). (Y 3 HD 06/04/2021 T 2021/287 E, 2021/3719 K)Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 4/1-a maddesine göre; kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda, "Sulh hukuk mahkemeleri" görevlidir.Taraflar arasında davacıya ait Manisa ili ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan tarım arazisinde hasat geliri paylaşım esasına göre ceviz arazisi işletmesinin kurulması ve işletilmesine ilişkin olarak yapılan 15 yıl süreli sözleşmenin, sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ürün kira sözleşmesi olması sebebiyle uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu halde mahkemece görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin yanılgılı gerekçe ile verilen görevsizlik kararının hatalı olup, istinaf başvurusunun bu nedenle yerinde olduğu anlaşılmıştır.Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, açıklanan nedenler ile mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle, Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE,İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE,Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna, Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,Gider avansından kalanın talep halinde yatırana iadesine, Dair dosya üzerinden, tarafların ve vekillerinin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 25/09/2025