Başvuru, Dünya Kadınlar Günü nde yapılan toplantıya polisin müdahalesi sonucunda meydana gelen yaralamadan dolayı kolluk görevlileri hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesinden ötürü kötü muamele yasağı, ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Dünya Kadınlar Günü'nde yapılan toplantıya polisin müdahalesi sonucunda meydana gelen yaralamadan dolayı kolluk görevlileri hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesinden ötürü kötü muamele yasağı, ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1970 doğumlu olan başvurucu, Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında kadına karşı şiddet ve ayrımcılığa karşı tepkisini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla 6/3/2005'te İstanbul Beyazıt Meydanı'nda düzenlenen gösteriye katılmıştır. Göstericiler, polisin gaz ve kuvvet kullanarak müdahale etmesiyle dağıtılmıştır. Müdahale sırasında başvurucunun sağ el bilek ve burun kemiği kırılmıştır. Başvurucunun iddiasına göre basın açıklaması yapılıp dağıldıkları sırada hiçbir uyarıda bulunmadan polis biber gazı sıkarak tekme ve coplarla saldırmıştır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinin 6/3/2005 tarihli raporunda; başvurucunun sağ el bileğinde skafoid (başparmakla bilek arasında) kemikte kırık saptandığı, nazal (burun) kemikte fraktür (kırık), çenede ekimoz olduğu, fraktürün refoze edilerek (yerleştirmek) alçıya alındığı, sağ gluteada (kalça) 3x12 cm ekimoz bulunduğu, hastanın yirmi gün istirahatinin uygun olduğu bildirilmiştir. 10/3/2005'te Türkiye İnsan Hakları Vakfına müracaat eden başvurucunun muayenesi sonucunda yüzde burun alçı ateli tespit edilmiş; sağ göz kapağında koyu kırmızı ekimoz, sağ kaş üstünce 1x0,5 cm boyutunda eroze kabuk bağlamaya başlamış yara, alında 1,5x1 cm boyutunda sıyrık, sağ ön kol dirseğe kadar alçılı, parmak uçları serbest, sağ gluteal bölgede 4,5x4 cm boyutunda koyu kırmızı-mor renkli ekimoz, hemen altında 6x3 cm boyutunda koyu kırmızı-mor renkli ekimoz olduğu saptanmıştır. Rapora, başvurucunun yaralarını gösteren beş fotoğraf eklenmiştir. Fotoğraflarda başvurucunun göz kapaklarında, alnında, ellerinde, kalçasında kızarıklık ve sıyrıklar bulunduğu, sağ kolunun alçıda olduğu görülmektedir. Başvurucunun 15/3/2005’te İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünde yapılan muayenesi üzerine düzenlenen raporda kişide oluşan yaralanmanın hayati tehlikeye sebep olmadığı, on beş gün mutad iştigaline engel olduğu açıklanmıştır. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünce 20/10/2005 tarihinde yapılan muayene sonucunda başvurucunun kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta () derecede olduğu, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceği belirlenmiştir. Başvurucu 10/3/2005 tarihinde gösteriye müdahale ederek kendisini yaralayan polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gösteriye müdahale eden kolluk görevlileri hakkında soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 11/3/2005 tarihli ifadesinde; Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Beyazıt Meydanı'nda yapılan etkinliklere kalabalığı görünce kendisinin de katıldığını, basın açıklaması yapıldıktan sonra kalabalığın dağıldığı sırada polis memurlarının hiçbir ikazda bulunmadan kendilerine saldırdığını, aldığı cop darbeleriyle yere düştüğünü, yerdeyken de coplandığını, bir taksiyle Çapa Tıp Fakültesine gittiğini, gözaltına alınmadığını, polislerin kaskı olduğundan yüzlerini göremediğini, rahatsızlığından dolayı aynı gün şikâyete gelemediğini, beş gün sonra ancak kendine gelebildiğini belirtmiştir. Soruşturma sonucunda 9/12/2005 tarihli iddianameyle elli dört polis memuru hakkında başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam kırk dokuz mağdur ve müştekiye karşı kasten yaralama zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması suçundan İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır. İddianamede, yakalanan bazı göstericileri gözaltına alan polis memurlarının kim olduğu sayılmıştır. Başvurucunun olaydan sonra gözaltına alınmadığı ancak mülkiye başmüfettişleri tarafından hazırlanan rapora göre E.B., Ş., A.O.P., , S.B., U. ve Y.K. isimli yedi polis memurunun başvurucuya karşı cop kullanarak orantısız müdahalede bulunduğu, etkisiz hâle getirilmiş bazı göstericilere tekme attığı iddia edilmiştir. Gösteride yaralanan otuz dokuz kişi aynı soruşturmada gösteri yapılmasına izin vermeyen ve kendilerini yaralayan İstanbul il emniyet müdürü, İstanbul Çevik Kuvvet şube müdürü ile çeşitli rütbede polisler hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ihbarda bulunmuştur. Rütbeli emniyet mensupları hakkında izinsiz gösteride yetkilerini kullanmalarının görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara itiraz edilip edilmediğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 12/5/2011 tarihli kararıyla sanıklardan beşinin 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi uyarına ikişer kez 5 ay hapis, başvurucudan başka bir mağduru yaralayan sanık U.nun ise 1 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, diğer sanıkların beraatına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; davadaki mağdur ve sanık sayısının fazlalığı, bunlardan bir kısmının Mahkemenin yargı alanı dışında kalması, sanıkların kasklı olmalarından ve sicil numaralarının bulunmamasından dolayı teşhis ve tespitte zorluk çekildiği, davanın bu sebeple uzadığına işaret edilmiştir. Kamera kayıtlarında polisin zor kullanma sınırını aşarak biber gazı kullandığı, tekme ve copla göstericilere müdahalede bulunduğu kabul edilmiştir. Mahkeme tarafından ayrıca sanıkların kasıtlarının yoğun olduğu gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşılarak sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir. Sanıklar ve başvurucunun da aralarında bulunduğu katılanlar tarafından yapılan temyiz istemi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 20/2/2014 tarihli ilamıyla 765 sayılı Kanun'un maddesinin dördüncü ve maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davaların düşmesine karar verilmiştir. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.