7. Ceza Dairesi 2021/23828 E. , 2023/635 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci…
**7. Ceza Dairesi 2021/23828 E. , 2023/635 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Askeri Mahkemelerin kapanması sonrasında Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2013/379 Esas, 2017/261 Karar numarasını alan (Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2013/429 Esas, 2017/63 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 24.08.2011-23.09.2011 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 23.09.2011-26.09.2011 tarihleri arasında yolda ve nezarette geçen sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca verilen cezadan mahsubuna, takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve adli para cezasına veya kısa süreli hapis cezasına seçenek diğer yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.09.2021 tarihli ve 2017/71913 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 24.08.2011 tarihinde rahatsızlığını beyan etmesi nedeniyle hastaneye gönderilmek üzere sevk edildiği kışla reviri önünden firar ettiği, durumun aynı gün yapılan akşam yoklamasında tespit edilerek tutanakla imza altına alındığı, bir süre firar halinde kaldıktan sonra, 23.09.2011 tarihinde yakalandığı, aynı gün birliğine teslim edildiği, 23.09.2011-26.09.2011 tarihleri arasında müsnet suçtan dolayı gözetim altında kaldığı, yargılama aşamasında alınan 05.05.2015 tarihli psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaası ile suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğunun, ceza ehliyetinde etkilenme olmadığının ve müşahedesine gerek olmadığının belirlendiği anlaşılmıştır. 2.Sanık 05.05.2015 tarihli savunmasında özetle; "O tarihlerde anne ve babasının 12 yıldır ayrı yaşadığını, babasının kendilerini terk ettiğini, abisinin destek olmadığını, abisinin borçlularının 9 yaşındaki kız kardeşini kaçırma teşebbüsünde bulunduğu haberini alınca ailesinin yanına gitmek istediğini, bu amaçla firar ettiğini, ailesinin sıkıntıları düzelince polisleri arayıp asker kaçağı olduğunu, birliğine katılmak istediğini belirterek gelip kendisini almalarını söylediğini, polislerin de kendisini Gebze Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim ettiğini, elinde olmayan nedenlerle firar etmek zorunda kaldığını" beyan etmiş ve atılı suçu işlediğini ikrar etmiştir. 3.Birliği Komutanlığınca düzenlenen 24.08.2011 tarihli tutanakta; sanığın 24.08.2011 tarihinde kışla reviri önünden firar ettiğinin ve aynı gün yapılan akşam yoklanmasında bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. 4.23.09.2011 tarihli yakalama tutanağında; Haber merkezine asker firarisi olarak arandığı yönünde yapılan ihbar üzerine sanığın 23.09.2011 tarihinde Gebze'de polis ekipleri tarafından yakalandığı belirtilmiştir. 5.Sanığın savunmasında belirttiği hususlar dikkate alınarak yapılan araştırma sonucunda Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğünce gönderilen 10.10.2011 tarihli yazı ile 02.11.2011 tarihli yazı ve ekinde gönderilen 23.09.2011 tarihli "155 İhbar Tutanağı"nda; 23.09.2011 tarihinde sanığın ağabeyinin 155 polis imdat hattını arayarak yaptığı ihbar üzerine sanığın yakalandığı ve polise kendisini ihbar etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı belirtilmiştir. 6.Sanığın 23.09.2011 tarihinde yakalanmasına müteakip Gebze Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edildiğine ve sonrasında 1 gün yol süresi verilerek birliğine mevcutlu olarak sevki yapıldığına dair Gebze Askerlik Şubesi Başkanlığının 23.09.2011 tarihli sevk belgesi dava dosyasında mevcuttur. 7.Sanığın 23.09.2011-26.09.2011 tarihleri arasında müsnet suç nedeniyle gözetim altında tutulduğuna dair tutanaklar dava dosyasında mevcuttur. 8.Yargılama aşamasında sanığın muayenesi sonucunda düzenlenen 05.05.2015 tarihli psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalasında; sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu, cezai ehliyetinde etkilenme olmadığı, bunların tespiti için adli müşahedesine gerek olmadığı belirtilmiştir. 9.Askeri Mahkeme arşiv kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda düzenlenen 07.02.2017 tarihli tutanakta; sanık hakkında Mahkemenin 2013/406 Esasına kayıtlı dava dosyasında izin tecavüzü suçundan derdest dava olduğu, 2015/659 Esasına kayıtlı dava dosyasında izin tecavüzü suçundan verilmiş olan mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi için Askeri Yargıtay'da olduğu, 2015/43 Esasına kayıtlı dava dosyasında ise izin tecavüzü suçundan verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olduğu, 22.09.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılan bu kararın infazının devam ettiği belirtilmiş, Mahkemenin 03.08.2015 tarihli ve 2015/43 Esas, 2015/665 Karar sayılı ilamı tutanak ekinde dosyaya alınmıştır. 10.Sanığın adli sicil kaydında yer alan "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan verilmiş ve 29.04.2013 tarihinde kesinleşmiş Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 tarihli ve 2012/555 Esas, 2013/106 Karar sayılı ilamı ve kesinleşme şerhi dava dosyasında mevcuttur. 11.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE 1.1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği, buna göre "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece, sanık hakkında 24.08.2011-23.09.2011 tarihleri arasında kesintisiz süren, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren "firar" suçunu işlediği sabit görülerek hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 2.Sanığın, kendiliğinden Birliğine dönme iradesini ortaya koyacak hiçbir davranışta bulunmadığı ve 23.09.2011 tarihinde hakkında firari asker olduğu yönünde ağabeyi tarafından 155 polis imdat hattı aranarak yapılan ihbar üzerine polis ekiplerince yakalandığı gözetildiğinde; Mahkemece, sanığın altı hafta içerisinde kendiliğinden Birliğine katıldığı kabul olunarak cezasından 1632 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi gereğince ½ oranında indirim yapılması hukuka aykırı ise de, hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3.Gerek dava dosyasında mevcut gerekse Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamından temin olunan güncel adlî sicil kaydı ile Mahkemece düzenlenen 07.02.2017 tarihli tutanak incelendiğinde; sanığın suç tarihinden sonra işlediği üç ayrı izin tecavüzü suçundan dolayı yargılandığı ve bu suçtan ayrı ayrı iki kez mahkumiyetine karar verildiği, Mahkemenin 2015/43 Esas sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararının 22.09.2015 tarihinde kesinleştiği, yine Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 tarihli ve 2012/555 Esas, 2013/106 Karar sayılı kararı ile 06.07.2012 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan neticeten 6 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirlenmekle, Mahkemenin, "adli sicil kaydında ve askeri sabıka kaydında işlediği kasıtlı suçlar nedeniyle hapis cezasından kesinleşmiş mahkumiyetleri bulunduğu anlaşılmakla, yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmaması" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kurumunun uygulanmasına yer olmadığına, "suça meyilli kişiliği ve yargılama aşamasında tekrar suç işlemesi dikkate alındığında hükmün seçenek yaptırımlara çevrilmesi durumunda cezadan beklenen ıslah amacına ulaşılamayacak olması ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmaması" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmolunan netice cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklik de gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. 5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2013/379 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2023 tarihinde karar verildi.